Ana içeriğe geç
Sözlük

vermesi ile cümle

vermesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hıçkıdık olanları açıklamak için Astrid'in kendisine izin vermesini ister.Na základě Astrova vysvětlení mu dovolí jít za dětmi.
Han‟ın gerçekleştireceği İran seferine dair mektupta bu kadar ayrıntıya yer vermesi ilginçtir.O svém pobytu v Íránu napsal působivou knihu Íránský poutník.
Bu Macera türündeki roman, hikâyenin nereye gideceğine okuyucunun karar vermesine izin verir.Právě o tom má román čtenáře přesvědčit.
Sevdiklerimin tümünün bu nazik hastalıktan can vermesini dilerim" diyordu.Mi-aș dori ca tot ce iubesc să piară de această boală ușoară”.
Şavuot, Tanrı’nın Sina dağı’nda toplanan İsrail milletine Tevrat’ı vermesinin yıl dönümünü anar.Shavuot este ziua în care fiii lui Israel au primit Tora, Legea sacră, pe Muntele Sinai.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Altfel spus, este prețul pe care îl plătesc băncile pentru a se împrumuta între ele.
Bununla birlikte kişinin kendi yaşamına son vermesi hakkındaki görüşleri daha değişkendir.Printre altele, el schimbă treptat regulile pentru propriul său interes.
Ancak 1914'te 1.Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine bu yasa hiç uygulanamamıştır.Începutul războiului în 1914 a împiedicat însă implementarea acestuia.
Bana her zaman öğüt vermesinden bıktım.M-am săturat să-mi tot dea sfaturi.
Oyuncuların kendilerine oy vermesi yasaklandı.A játékosoknak tilos volt saját magukra szavazni.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Körülbelül 42 500 bomba 300 embert ölt meg és az épületek 85%-át elpusztította.
Bu değişiklik, maddenin elektron vermesinden (yükseltgenme); ya da almasından (indirgenme) kaynaklanır.A beszédhangok torzulhatnak (diszlália), megváltozhatnak (paralália), vagy ki is maradhatnak (alália).
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesinden kısa bir süre sonra Viyana Yüksek İdare Mahkemesi'nde yargıç oldu.Röviddel az I. világháború kitörése előtt a bécsi Legfelsőbb Bíróság tanácsadója lett.
Tasarımın temel amaçlarından biri, IPv4 ve IPv6 protokollerine eşit olarak destek vermesidir.A tervezési célok közt volt az IPv4 és IPv6 protokollok egyenrangú támogatása.
Ritmin sizi alıp götürmesine, size yön vermesine izin verin."Siess követet és ajándékot küldeni nekem.”
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.Szabályaiktól csak akkor lehet eltérni, ha ezt a törvény kifejezetten megengedi.
Herman saklandığı yerden çıkar ve onun önüne gelerek üç kartın sırrını kendine vermesi için yalvarmaya başlar.Magányában tör rá Herman, követelve tőle a három kártya titkát.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Ismét győződjön meg arról, hogy a beteg feje megfelelő helyzetben van-e, és a légzése kielégítő-e.
Kullanıcının özel olarak izin vermesi halinde uygulama yerel sisteme erişim hakkı kazanabilir.Vészhelyzet esetére azonban továbbra is szükség lehet helyi felhasználóra.
Eserin bir diğer önemi de Türk tarihi açısından son derece önemli bilgilere yer vermesidir.További, döntő értesüléseket kapunk az ispán szóval kapcsolatban Spanyolország történelméből.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Hogy mi az a tett, mindenkinek magának kell eldöntenie.
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.Montfort közbelép és megparancsolja az esküvői szertartás megkezdését.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.Kaseteilla Hannah kertoo kolmetoista syytä miksi hän riisti oman henkensä.
Hurley ve Charlie, Jack'ten azalan suları hakkında ne yapılması gerektiğine karar vermesini isterler.Hurley ja Charlie haluavat Jackin päättävän, mitä tehdä vähissä olevalle vedelle.
Mahkemenin satışa karar vermesiyle Scripps-Howard zincirleri sahibi Roy Howard tarafından gazete satın alındı.Lehden osti Roy Howard omaa Scripps-Howard-mediaketjuaan varten.
Bir diğer kıta da "doğaçlama" görüntüsü vermesi amacıyla tümüyle ritimsiz olarak bestelenir.Tämän vuoksi myös jokainen tuntematon luonnonlaki antaisi tulokseksi "suunniteltu".
Toprakaltı eser bulanların en yakın müzeye haber vermesi gerekmektedir.Muinaisjäännöksestä tulee ilmoittaa Museovirastoon tai lähimpään maakuntamuseoon.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Sen tehtävä on pitää potilas vakaassa asennossa ja hengitystiet avoimina.
Diana'dan bu korkunç görevi yapabilmesi için kendisine güç vermesini diler.Hän kertoo Charlielle tekevänsä kaikkensa estääkseen tätä kuolemasta, joka on välttämätöntä.
Leopold, Hitler'in Belçika'nın gelecekteki bağımsızlığı konusunda halka demeç vermesini istedi.Επιθυμούσε να πάρει μια δημόσια δήλωση του Χίτλερ ότι το Βέλγιο θα αποκτήσει ανεξαρτησία στο μέλλον.
Tanrı'dan Mısır'ın hükümdarına merhamet vermesini diledi.(Ζητώ από τον Παντοδύναμο να δείξει έλεος στο Γερμανικό λαό.
1979'da İran ve Irak arasında savaşın patlak vermesi sonucu ikinci petrol krizi ortaya çıkar.Το ξέσπασμα της Ιρανικής Επανάστασης το 1979. συνέβαλε στη δεύτερη πετρελαϊκή κρίση.
1932 yazında Art Students League of New York'ta ders vermesi için davet edilmişti.Το 1892, σπούδασε στο Art Students League της Νέας Υόρκης.
Bu onun eğitimine son vermesine neden oldu.Αυτό οδήγησε στον τερματισμό των σπουδών του.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Εφόσον φυσικά κάποιος πληροί τις προϋποθέσεις για τραπεζικό δανεισμό.
Tom'un bana ikinci bir şans vermesini istedim.Ζήτησα από τον Τομ να μου δώσει ακόμα μία ευκαιρία.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.I disse bånd forklarer Hannah de 13 grunde til at hun dræbte sig selv.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Cirka 42.500 bomber beskadigede 85 % af byens bygninger.
Fakat II. Friedrich buna söz vermesine rağmen gecikmiştir.Trods det lykkedes det Frederik 2. at trække sig tilbage i god orden.
Sayid Danielle ile gitmesine izin vermesi için konuşur ve ikna etmeye çalışır.Sayid overtaler Danielle til at lade ham gå.
Oyuncuların kendilerine oy vermesi yasaklandı.Spillerne bliver stemt ind af deres fans.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Hver af disse kræver da sin egen løsning.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Amerikanerne nægtede derimod at modtage civile flygtninge.
İstanbul'da 31 Mart Olayı'nın patlak vermesi üzerine geçici olarak yurda döndü.Der er truffet en foreløbig afgørelse om at trække sig ud af Libyen den 31. oktober.
Tasarımın temel amaçlarından biri, IPv4 ve IPv6 protokollerine eşit olarak destek vermesidir.NORDUnets IP-netværk støtter fuldt ud såvel IPv4 som IPv6.
Bu kez iç sorunlara ağırlık vermesi gerektiğini biliyordu.Denne gang var det hans øjenbryn, dette krævede at han skulle sys.
Hastadan istenen rahat olması ve normal bir şekilde nefes alıp vermesidir.Seneskedehindebetændelse går normalt i sig selv igen, hvis man giver det den nødvendige ro og hvile.
27 Nisan'da seçmenlerin % 53.5'inin "hayır" oyu vermesi üzerine de istifa etti.51,3% af vælgerne stemte "ja".
Tom'un cevap vermesine izin ver.Lad Tom svare.
Ebeveyn denetimleri - çocukların e-posta göndermesine kimin izin vermesini belirtmek için.Foreldre kontroll som gjør det mulig å bestemme hvem som får lov å sende e-post til barn.
Pompey, karar vermesini geciktirdi.Pompeius lot sin beslutning vente på seg.
Hurley ve Charlie, Jack'ten azalan suları hakkında ne yapılması gerektiğine karar vermesini isterler.Hurley og Charlie vil at Jack skal bestemme hvordan de skal håndtere mangelen på vann.
12 Kasım 1963, Finlandiya), Linux'a adını vermesiyle tanınır.Ari Lemmke (født 12. desember 1963) er en finne som ga Linux sitt navn i 1991.
Modelin üstlendiği ilk önemli iş, Elle Dergisi'nin Brezilya baskısının kapağı için poz vermesi oldu.Hennes første viktige modell jobb var til coveret av brasilianske magasinet Elle.
Sayid Danielle ile gitmesine izin vermesi için konuşur ve ikna etmeye çalışır.Sayid overtaler Danielle til å la ham gå.
Mehmet Anna'dan ona verdiği mühürlü yüzüğünü kendine geri vermesini ister.Han gir henne tilbake forlovelsesringen hennes.
Slovenya Belçika'ya üç puan verdi ve Türkiye'ye on puan vermesiyle gecenin birincisi belirlenmiş oldu.De ga bare tre poeng til Belgia, mens Tyrkia fikk ti poeng.
Reeves 30 günlük ara vermesinden sonra geri döndü.Neill lovet å være tilbake tjue dager senere.
Oyunlar çoğunlukla Center'ın topu bacaklarının arasından Quarterback'e vermesiyle başlar.Snap – setter spillet i gang ved at centeren sender ballen mellom føttene sine, vanligvis til quarterbacken.
Fakat birkaç gün sonra isyanın Viyana'da patlak vermesi üzerine istifa etmek zorunda kaldı.Kort tid etterpå var det opprør i Wien, der mange opprørere støttet Ungarns sak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod