Ana içeriğe geç
Sözlük

vermesi ile cümle

vermesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat bu heykel üzerindeki metin, II. Dünya savaşının patlak vermesi yüzünden hemen yayımlanamadı.Deze opwaartse lijn kon echter niet worden vervolgd door het uitbreken van de Tweede Wereldoorlog.
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.Gebleken is dat de Somalische wet dit toestaat.
Birinci dünya savaşının patlak vermesiyle Stravinsky İsviçre'de kalmaya karar verdi.Bij het uitbreken van de Eerste Wereldoorlog keerde Stravinsky niet vanuit Zwitserland naar Rusland terug.
Ayrıca kentin asker vermesi ve Atina'ya on talent ödemesi sağlandı.Hij verwierf door het betalen van 10 talenten een bevoorrechte positie voor zijn burgers in Athene.
Öncelikle grubun, hainin kim olduğuna karar vermesi gerekmektedir.Sefton besluit uit te zoeken wie de echte verrader is.
Fakat II. Friedrich buna söz vermesine rağmen gecikmiştir.Nadat zijn termijn was afgelopen trad Chaudhry af, ondanks aandringen om zijn termijn te verlengen.
Hood önceki filmleri seviyordu, ancak bu filmin onlardan daha farklı bir his vermesini istedi.Zimmer was blij met het aanbod, maar had iets heel anders in gedachte voor de film.
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine önce Alman Yeni Ginesi'ne gitti.De productie ging vlak voor de Eerste Wereldoorlog over naar het Tsjechische Eger.
Bunun nedeni metallerin sıcaklık farklılığına farklı tepkiler vermesidir.Dit komt doordat beide metalen anders reageren op het aangelegd temperatuurverschil.
Sméagol, yüzüğü kendisine vermesini ister; ancak Déagol bunu reddeder.Déagol został zamordowany przez Sméagola, który pożądał tego pierścienia, a Déagol odmówił ofiarowania mu go.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.To jest ta część aplikacji, która umożliwia podjęcie decyzji w danej dziedzinie problemu.
Falkland Adaları) bir koloni kurma izni vermesini sağlar.Oostendse Compagnie (Towarzystwo Handlowe Ostendy) miało pozwolenie na zakładanie kolonii zamorskich.
Amerikan Hükümeti'ni de fidye vermesi için tehdit etmektedir.W ten sposób chce zastraszyć amerykański rząd.
Catherine'in bakış açısından yazılan şarkıda ana karakter Heathcliff'ten içeri girmesine izin vermesini ister.Utwór śpiewany jest z perspektywy Cathy, która stoi pod oknem Heathcliffa prosząc go by ją wpuścił do środka.
Onun bu girişimi Konfederasyon hükümetinin bir ültimatom vermesiyle sonuçlandı.Oznaczałoby to bezwarunkową kapitulację rządu.
Çocukların kullandığı makasların uçları köreltilerek kullanan kişiye zarar vermesi engellenmiştir.Bardzo szkodliwe jest zabranianie używania palców do liczenia dzieciom, które tego potrzebują.
Tiger'ların kayıp vermesinin sebebi düşmanlar değil karmaşık mekanik yapısıydı.Przyczyną katastrofy maszyny była usterka techniczna, a nie ostrzał wroga.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Wspomaga także proces powrotu osób uznanych za uchodźców do krajów pochodzenia.
Toprakaltı eser bulanların en yakın müzeye haber vermesi gerekmektedir.Witryna prezentuje najświeższe informacje ze świata muzyki.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Jest to powszechny sposób udzielania przez banki centralne krótkoterminowych pożyczek dla banków komercyjnych.
Bölgedeki askerlerin de katılması ve destek vermesiyle bölgede denetimi sağlamayı başarır.W okolicę wysyłano patrole badając możliwości działania i dokonując aprowizacji.
Kasetlerin içeriğinde Hannah, hayatına son vermesinin on üç gerekçesini anlatmaktadır.På banden berättar Hannah att det finns tretton skäl till varför hon tagit sitt liv.
1919'un sonunda, Petliura'nın Piłsudski ile ittifak kurmaya karar vermesiyle bir cephe oluştu.I slutet av 1919 hade en tydlig front bildats då Petljura beslutat sig för att alliera sig med Piłsudski.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Han tubbas att ta en sup.
Parti sahibi Lily'e Barney'e vermesi için bir kaset vermiştir.Lily har fått tag på ett videoband som hon ska ge Barney.
Bu kez iç sorunlara ağırlık vermesi gerektiğini biliyordu.Denna gång visste MacDonald att han måste koncentrera sig på inrikesfrågor.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Hur det går sen är det upp till var och en att lyssna på.
Bu NME'de 'gitarist aranıyor' ilanı vermesi kararında etkili oldu.Han betonar hur viktigt det är att lägga sin tillit till en guru.
Havalenin gerçekleşmesi için mevduat sahibinin bankaya talimat vermesi yeterlidir.Det är god sed att be om markägarens tillstånd att övernatta.
Havalimanı tamamlandığında yıllık 2 milyon yolcuya hizmet vermesi planlanmaktadır.Vid tidpunkten för beslutet hanterade flygplatsen 2 miljoner passagerare per år.
Fakat yazar, buna okuyucunun karar vermesi konusunda ısrar etti.Det överlåter han till publiken att avgöra.
İlk olarak gazetecilerin sadece Avrupa kulüplerinde oynayan Avrupalı oyunculara oy vermesine izin verilmişti.Senare meddelade de att de skulle ställa upp med spelare som spelar i Europa.
Genelde yaptığı çalışmaların kötü sonuç vermesi ile bilinmektedir.Troligtvis gör hon det tack vare att hon vet att hans metoder oftast lönar sig.
Fransızların daha büyük kayıp vermesini 180.000 askerinin 27 Ekim'de teslim olması frenledi.Slutligen kapitulerade han 27 oktober med hela sin styrka om 180 000 man.
Karısından sevgilisinin ismini vermesini ister.Han ville också ge sin guddotter namnet.
Ritmin sizi alıp götürmesine, size yön vermesine izin verin."Förstår du inte att hans godhet vill föra dig till omvändelse?"
Nadir'in İran'da kalmaya karar vermesi, Simin'in boşanma davası açmasına sebep olur.Eftersom Nader vill bo kvar i Iran ansöker Simin om skilsmässa.
Tasarımın temel amaçlarından biri, IPv4 ve IPv6 protokollerine eşit olarak destek vermesidir.NORDUnets IP-nätverk stödjer fullt ut såväl nätprotokoll IPv4 som IPv6.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Близько 42500 бомб убило 300 людей і пошкодило 85% будинків, але місто швидко відбудувалося.
Ertesi gün, testi bitirir ve Bayan Krabappel'e sınavını hemen inceleyip notunu vermesini ister.Барт здає контрольну Місіс Крабаппл останнім, і просить її відразу ж перевірити його роботу.
Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti.Тоді знайомий священик порадив їй перекваліфікуватися на капелана.
Kendisine içecek bir şey vermesini istedi.Він захотів пити.
Bu arada bir veba salgının patlak vermesi çok büyük kayıplara sebep oldu.Тим не менше, значно більша загроза йшла від чуми.
İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle havalimanındaki yolcu trafiği durma noktasına geldi.Під час Другої світової війни пасажирські перевезення в аеропорту було припинено.
Louis hangi tarafla ittifak yapacağına karar vermesi gerekmekteydi.Ашітака повинен зробити вибір на якому боці битися.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Тобто кожен може бути присутнім при прийнятті рішення.
Savaş tanrısı Mars(Ares)'ın kampa gelip bu üçlüye bir görev vermesi üzerine yola çıkıyor.Марс, бог війни, має намір зірвати їх проведення.
Bu vuruş, çalgının tok ses vermesini sağlar.Гравці знайшли спосіб заглушити цей звук.
Karar, 15 üyenin hepsinin kabul oyu vermesiyle alınmıştır.Takto se rozhodli například všichni členové zvolení na 15.
Küba yasaları gereğince Amerika Birleşik Devletleri'nde konser vermesi yasaktır.Do Spojených států amerických se v důsledku embarga nesmějí kubánské doutníky dovážet.
Bu şekilde yüzey tutuşu büyük ölçüde artar, bu da oyuncunun topa falso vermesini kolaylaştırır.Udržuji si od ostatních určitý odstup a to je důvod, proč mě tak přitahuje herectví.
Bu değişiklik, maddenin elektron vermesinden (yükseltgenme); ya da almasından (indirgenme) kaynaklanır.Hlasuje se pomocí postavení se (při souhlasu) či sezením (při nesouhlasu).
Pitezel'in karısını beş çocuğundan üçünü kendi velayetine vermesi için maniple eder.Důvod, proč Kazimír I. dal tři ze svých pěti synů na duchovní cestu byl prostý.
2. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine bu görevi bırakarak tekrar cepheye koştu.Vypuknutí 2. světové války mu zabránilo převzít tuto funkci.
Zamanının ünlü bir swing dansına Lindy Hop adını vermesiyle tanınır.Je všeobecně spojován s pojmenováním "lindy hop" pro populární párový swingový tanec té doby.
Ayrıca üye ülkeleri mültecilere sığınma vermesi konusunda teşvik etmiştir.Zároveň vyzvalo ostatní státy Evropské unie, aby přijaly závazné kvóty k přerozdělování uprchlíků.
Suudi Arabistan'ın ABD'ye destek vermesi dolayısıyla yapıldığı söylenen bombalama eylemleri.Důvodem měla být podpora, kterou údajně alžírská vláda poskytuje USA.
Bu durumda her birinin bir karar vermesi gerekir.Vybere si snad každý.
Ölüm cezası, bir devletin suçun karşılığı olarak bir mahkûmun hayatına son vermesidir.Trest smrti je odnětí života státem jako trest za spáchaný zločin.
Daha sonra artan nüfus sonucu göç vermesine rağmen halen 80 haneden oluşmaktadır.Kromě toho regenerace jeho sil po takovémto běhu trvá až 80 hodin.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
vermesi ile cümle - Sayfa 11 - vermesi kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App