Ana içeriğe geç
Sözlük

vermeme ile cümle

vermeme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şu anda öğrenci yokluğundan hizmet vermemektedir.현재는 학생기숙사가 아닌 직원숙소로 사용중이다.
Babasının izin vermemesi sonucu yarışmadan çekilmek zorunda kaldı.그녀의 아버지는 그녀의 대회 출전 회수를 제한해서 그녀의 체력이 과도하게 소진되지 않도록 했다.
15:2 Yedinci yıl yakın diye ihtiyacı olana borç vermemezlik yapma Deut.돈을 빌려주었으면 빚쟁이처럼 독촉을 하지 말아야 한다(출 22:25).
Bayram ise sahte akrabalarının gerçek yüzünü anlamıştır ve mirası onlara vermemeye kararlıdır.귀실집사는 백제의 왕족으로 부여복신의 근친자라고 생각되지만, 정확한 가계는 알려져 있지 않다.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.ולא הניח לאיש להיכנס אליו.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.אך מאז 2008 הוא אינו רשום.
Kıstağın 8 km'lik genişliği, bir kanat taarruzuna olanak vermemektedir.המונח "8 מייל" מייצג מחסום שקשה לעקוף.
BE albümünden sonra grup Amerika'da bir daha konser vermeme kararı aldı.לאחר הצלחת האלבום החליטה לצאת הלהקה לסיבוב הופעות בארצות הברית.
Eşcinsel ilişkiler yasaldır fakat yasalar eşcinsel çiftlerin evliliğine izin vermemektedir.אולם הנוהל אינו שוויוני למה שמקבלים בני זוג נשואים.
Bazı Rus boyarları Godunov'a vergi vermemek için bu olayı bahane etmeye başlamıştı.הנאצים מצדם פעלו למנוע את מתן הפרס לאוסייצקי.
Bu unsurlar, oyunun içine hiçbir şekilde girmeyerek "hatalı vââtler" vermemelidir.הסיבה לכך היא משום שבמצב כזה "לא נוצרת כל התקדמות במהלך המשחק".
Ad impossibilia nemo tenetur Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.Ad impossibilia nemo obligatur. – Никой не може да бъде задължен към невъзможното.
Eşcinsel ilişkiler yasaldır fakat yasalar eşcinsel çiftlerin evliliğine izin vermemektedir.Еднополови връзки са легално, но няма законодателна подкрепа на еднополови бракове.
Çalışmalar sonuç vermemeye başlayınca grup paniklemeye başladı.И когато хората не са могли да се изхранят, започвал хаос.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Наградата се обявява за изминалата година.
Ayrıca hormonlu mısır vermemeye de dikkat edin.Той също ги предупреждава да не ядат смъртоносно агнешко зрънце.
Bu sebeple de istasyon şu an herhangi bir trene hizmet vermemektedir.Također karavan za sada neće biti u ponudi za SAD.
Theo ve Adam yeterli sayıda şarkı yapmadıkları sürece konser vermemeye karar verdiler.Theo a Adam sa rozhodli, že nebudú robiť žiadne koncerty, kým nebudú mať dostatok piesní.
Şu anda öğrenci yokluğundan hizmet vermemektedir.Slúži aj na ospravedlňovanie neprítomnosti žiakov.
1985'ten beri Bon Jovi bu şarkıya yer vermemektedir.Rok 1985 nebol pre Laudu úspešný.
Stern Bobby ile bir röportaj yapmak ister fakat Manny asla izin vermemektedir.Lilly chce hovoriť s Lorraine, ale Rob jej to nedovolí.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Nikto sa nesmie dostať dnu ani von.
Sağlık evi var, fakat çalışan olmadığından hizmet vermemektedir.Zároveň sa sťažuje na nudu, pretože nemá robotu.
Onaylanmamış uygulamaların yüklenmesine izin vermeme.Ne pustite blizu nepooblaščenih oseb.
Bu tarz sorularla karşılaşıldığında genel savunma soruya "evet veya hayır" yanıtı vermemektir.Oseba na postavke odgovarja z DA ali NE.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ni dovolil nikakršnega obzira do oseb.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Tega leta so se začele podeljevati Nagrade Sklada.
Fakat Âdil bu anlaşmaya pek önem vermemekteydi.Bet Tito į tai paprasčiausiai nekreipė dėmesio.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.Nuo 2008 m. nepartinė.
Soyut heykel çalışmalarında kaideye yer vermemeye çalıştı.Jis nevengė juodų darbų savo žygių metu.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ji mano, kad nė viena moteris negali prieštarauti vyrams.
Çünkü bu hayanın en büyük özelliği avlarına asla kaçış imkanı vermemesiydi.Nes patys milžinai jau tikriausiai niekada neatsikratys savo godumo.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Tema ema lasi kõigil elusolendeil ja eluta asjadel vanduda, et nad ei tee Baldrile kunagi viga.
Hatta, halk Tanrı'ya hakkettiğini vermemektedir.See motiveerib ka inimesi Jumala tahtele mitte kuuletuma.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor. Çözümü yok. . .Nedostáváme žádný výsledek, tedy alespoň ne ten, co bychom chtěli, protože to nemá žádné reálné řešení.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor. Çözümü yok. . .А она выдала это вместо ответа потому, что здесь вообще не будет действительного решения.
09:00 Cevabı vermemesinin sebebi, gerçek bir cevap olmamasından kaynaklanıyor.그리고 이게 여러분에게 해답을 주지 않는 이유는 적어도
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Avec une condition: ne pas endommager la couronne.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Był jednak pewien haczyk, nie mógł on w żaden sposób uszkodzić korony.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Dar exista o condiție: nu putea să facă nicio daună coroanei.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.그러나 문제는 아르키메데스가 그 왕관을 손상시킬 수 없다는 것이었습니다.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Mas havia um senão: ele não podia danificar a coroa.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Nhưng có một điều kiện: ông không thể làm gây bất kỳ tổn hại nào tới vương miện.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Pero había un inconveniente: no podía dañar la corona.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Unter einer Bedingung, jedoch: ohne die Krone zu beschädigen.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Με έναν μόνο όρο: το στέμμα να παραμείνει άθικτο.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Але була умова: корону не можна пошкоджувати.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Но была одна сложность: корону нельзя было повредить.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.Но имало уловка: не трябвало да навреди по никакъв начин на короната.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.אבל היה קאץ': הוא לא יכל לפגוע בכתר.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.ولكن كان هناك تعقيد: لا يمكنه أن يقوم بأي ضرر للتاج.
Ama bir sorun vardı: Taca hiçbir şekilde zarar vermemesi gerekiyordu.ある日 お風呂に入っていると
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Dar, problema e că nu aveam mult timp la dispoziție.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Dieses Bild entstand bei 90 Meter beim Einfangen neuer Fischarten.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Il problema però era che non ci dava molto tempo.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Jednak to urządzenie nie dawało nam zbyt dużo czasu.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.문제가 있었다면 물 속에 오랫동안 있지 못했어요.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Maar we kregen maar weinig tijd.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Mais le problème était qu'il ne nous permettait pas de rester bien longtemps.
Ama problem bize fazla zaman vermemesiydi.Nhưng, vấn đề là nó không cho chúng tôi nhiều thời gian
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod