Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg, Baldr anyja megesketett mindent és mindenkit: nem fogja bántani Baldrt.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.2008. novembere óta nem kapott meghívót.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Megkéri, hogy ne engedjen fel senkit.
Sağlık ocağı olup, hizmet vermemektedir.Ez gyengélkedő, nem tárgyalóterem.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Ez évben a díjat nem ítélték oda.
Din polisi, Suudi Arabistan sınırları içinde İslam dışındaki dinlerin tanıtılmasına da izin vermemektedir.Napjainkban sem engedélyezik egyéb vallások megjelenését, gyakorlását Szaúd-Arábia határain belül.
Devlet, zekât verip vermeme hususunda mükellefi serbest bırakmaz.Az állam a megtakarítás után nem nyújt támogatást.
Baraj 13.000 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermemektedir.A fővárosban már több tízezer lakásban nincsen fűtés.
Rachel mesajı yanlışlıkla siler ama Ross'a mesajı söyler ve onu cevap vermemeye ikna eder.Rachel poistaa viestin vahingossa ja suostuttelee Rossin olemaan soittamatta hänelle takaisin.
Bu sebeple de istasyon şu an herhangi bir trene hizmet vermemektedir.Tällöin junat eivät pysähtyneet asemalla lainkaan.
Sağlık ocağı vardır ancak personel bulunmadığından hizmet vermemektedir.Valvonta on riittämätöntä eikä tarjolla ole mitään vierailijapalveluita.
Günümüzde bölgede hiçbir Okul hizmet vermemektedir.Koulussa ei tällä hetkellä ole kerhotoimintaa.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Η μητέρα του, η Φρίγκα, ανάγκασε όλα τα αντικείμενα στη γη να ορκιστούν πως δε θα πειράξουν τον Μπαλντρ.
Şu anda öğrenci yokluğundan hizmet vermemektedir.Πλέον το σχολείο δεν λειτουργεί λόγω της έλλειψης μαθητών.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Το ίδρυμα σκοπεύει να απονέμει το βραβείο κάθε χρόνο.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ingen kommer ind, og ingen slipper ud.
Kuruyan kapanlar bitkiye zarar vermemesi için kesilir.Husk at lukke porten, så fårene ikke slipper ud.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg, hans mor, tager alle ting i ed på, at de ikke vil skade Balder.
Ama büyükşehir yasası buna izin vermemektedir.Men kulten spørger ikke om lov.
1961'de, Lavon olayı sebebiyle Herut partisinin güvenoyu vermemesi Ben-Gurion'un istifa etmesine sebep oldu.I 1961 opsagde Ben-Gurion stillingen som statsminister efter mistillid fra Herut efter Lavon-affæren.
Çalışmalar sonuç vermemeye başlayınca grup paniklemeye başladı.Da han næsten er færdig går guderne i panik.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.Den har ikke blitt delt ut siden 2008.
Avusturya, genellikle çifte vatandaşlığa izin vermemektedir.Danmark anerkjenner som hovedregel ikke dobbelt statsborgerskap.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ingen slipper inn og ingen slipper ut.
Bu yüzden, karışıklığa meydan vermemek için nadiren kullanılır.Derfor blir de sjelden brukt, for å unngå flertydighet.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Deretter var det bare å spe på med sprit til den gikk i oppløsning.
Ad impossibilia nemo tenetur Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.Ad impossibilia nemo tenetur Tak seorangpun berkewajiban melakukan hal yang mustahil.
Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir.Demikian pula tersedianya bahan baku serat bukan kayu yang cukup melimpah.
Kartacalılar, direnmeye ve Roma Ordusu'nun daha fazla tahribat yapmasına izin vermemeye kararlıydılar.Pasukan Kartago berniat menghalau dan mencegah pergerakan lebih lanjut pasukan Romawi.
Kimseye sırrını vermemesi fakat herkesin sırrını öğrenmesini söyler.Namun ia enggan mengungkapkannya dan membiarkan semuanya menjadi rahasia.
Karşılaşmalarda yalnızca iki kural vardı; biri ısırmamak diğeri gözlere zarar vermemekti.Bahkan, hanya ada dua aturan mengenai pertempuran: tidak ada mata yang tercongkel atau tergigit.
Fakat Moğolistan arazisi ulaşıma imkan vermemektedir.Namun, pemerintah kolonial tidak mengizinkan dengan alasan keamanan.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Tak seorangpun diizinkan keluar dari rumah.
Sağlık evi var, fakat çalışan olmadığından hizmet vermemektedir.Dengan istri, ia berbagi tugas karena tak ada pembantu.
Onaylanmamış uygulamaların yüklenmesine izin vermeme.Đừng bao giờ ra thứ mệnh lệnh không thể phục tùng.
Havalimanı Jaén iline hizmet vermemektedir fakat ismi Jaén'dir.Sân bay này không phục vụ thành phố hay tỉnh Jaén dù có chữ Jaén trong tên gọi.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.Họ chưa tham gia kể từ năm 2013.
Bu sebeple de istasyon şu an herhangi bir trene hizmet vermemektedir.Hiện tại, thị trấn này không được phục vụ bởi bất kỳ tuyến đường hành khách nào.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg lo lắng, nên gọi vạn vật tới và bắt phải thề là không được làm hại Balder.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.それを聞いた母フリッグは、万物に対し、決してバルドルに危害を加えないという誓いを立てさせた。
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.2008年以降は開催されていない。
Herhangi bir maden buluntu vermemektedir.すべての地雷を見つける必要はない。
Okul eğitim öğretim şu an vermemektedir.今の学校教育が忘れていることやないですか。
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.しかし、部員が誰も入ってくれなかった。
Ayrıca hormonlu mısır vermemeye de dikkat edin.ホルモン焼きなどに用いる。
Güney yamaç ise sözü edilen bu erken çağlara tarihlenen buluntu vermemektedir.〔例〕早よやらな(早くやれよ)〔アクセント〕「な」の直前。
Bu tarz sorularla karşılaşıldığında genel savunma soruya "evet veya hayır" yanıtı vermemektir.守り手は全ての質問に「いいえ」と答える。
Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir.苦手料理は汁無しそば(炸醤麺など)。
Hiçbir zaman ekranın tamamen kapanmasına bir anda izin vermemeyi geliştirdi.原稿の完成度が低い スクリーントーンがしっかり貼られていない。
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.男子不让妇人进门。
İsrail hava kuvvetleri, sivillere zarar vermemek için her türlü tedbiri aldıklarını açıkladı.以色列国防军强调他们尽力避免平民伤亡。
Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir.又復不為毒蛇毒蟲毒獸所傷。
Ancak bu alış-veriş sonucunda yayılmış olan mallar, bizlere nasıl yayıldıkları hakkında bilgi vermemektedir.此類測試只能應用於已發生的案件,難以應用於詳情未明的事件。
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.但自2008年起,已沒有再這樣做。
Herhangi bir maden buluntu vermemektedir.모든 지뢰를 찾을 필요가 없다.
Bu tarz sorularla karşılaşıldığında genel savunma soruya "evet veya hayır" yanıtı vermemektir.의문문을 통한 질문: 이 질문에는 예, 아니오로 답할 수 없다.
Bu sizi hiçbir şeyin alt etmesine izin vermemekle ilintilidir."이는 너희의 죄사함을 위하여 떼어 내는 내 몸이니라.”라고 말한다.
İstasyon herhangi bir trene hizmet vermemektedir.모든 무궁화호 열차가 정차하지 않는 역이다.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.아무도 우리가 사람들 속에 살았다는 것을 알 지 못한다.
Çalışması muhtemelen seçicidir ve dahası herhangi bir tarih vermemektedir.이 역은 특이하게도 역사가 없고 그냥 역명판만 있다.