Hayatımla ne yapacağıma karar vermeme izin verin.ペク・スンジョ
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.엄마는 매일 버스비를 아끼기 위해 50 블록을 걸어서 일하러 가셨어요.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Äitini kävelee 50 korttelia töihin ja takaisin säästääkseen bussimaksun.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Caminaba 50 cuadras al trabajo todos los días, ida y vuelta, para no gastar en autobús.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Codziennie chodzi pieszo 50 przecznic do pracy i z powrotem, żeby nie wydawać pieniędzy na autobus.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Hon går femtio kvarter till och från jobbet varje dag för att undvika kostnaden för bussresan.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Hun går hver dag 50 blokke til og fra arbejde, bare for at undgå at bruge penge på bussen.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Ia berjalan 50 blok ke tempat kerja setiap hari nya untuk menghemat biaya bis.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Každý den chodí pěšky 50 bloků do práce a z práce, jen aby se vyhnula placení za autobus.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Mẹ đi bộ 50 dãy nhà đến chỗ làm và về nhà mỗi ngày Để iết kiệm phí xe buýt.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Minden nap 50 saroknyit gyalogol haza a munkából, csak hogy ne kelljen buszjegyre költenie.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Sie läuft jeden Tag 50 Häuserblöcke lang zur Arbeit und wieder zurück, nur um das Busgeld zu sparen.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Ze loopt 50 blokken heen en terug van haar werk alleen om geld voor de bus uit te sparen.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.Всеки ден ходеше пеша 50 пресечки до работа, само за да не дава пари за автобус.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.היא צועדת 50 בלוקים הלוך וחזור מהעבודה כל יום רק כדי להימנע מלבזבז כסף על נסיעה באוטובוס.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.كانت تسير مسافة 50 تجمع من وإلى العمل يوميا قثط لتتجنب أن تدفع أجرة البص.
Her gün otobüs parası vermemek için işten eve 50 blok yürüyordu.毎日歩いて往復していました その時 別の部屋の住人が出てきたと思ったら
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Aj náš projekt začal od piky, učili sme sa, nič nesľubujeme, nepodávame správy.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Am ersten Tag jedes Projektes beginnen wir - wir machen keine Versprechungen, keine Berichte.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Comenzamos el día uno de cada proyecto, hemos aprendido, no hacemos promesas, no hacemos informes.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Dag één van ieder project -- we hebben geleerd geen beloftes te maken en niet te rapporteren.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Dag ett på varje projekt börjar vi med att berätta att vi inte ger några löften, vi gör inte några rapporter.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Mỗi ngày chúng tôi làm 1 dự án - theo kinh nghiệm, chúng tôi không hứa, không báo cáo.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Na początku każdego projektu -- jak szybko się nauczyliśmy -- nie składamy obietnic i nie spisujemy raportów.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Partiamo dall'inizio in ogni progetto -- abbiamo imparato, non facciamo promesse, non facciamo statistiche.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Започваме през първия ден от всеки проект - ние сме научили, ние не правим обещания, не правим справки.
Her projenin ilk gününde başlarız. Söz vermemeyi ve raporlamamayı öğrendik.Ми приступаємо до праці в перший день кожного проекту, ми не даємо обіцянок і не звітуємо.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Aucun homme n'a pris la décision de produire une éruption de volcan.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Nenhum ser humano tomou uma decisão que vai produzir a erupção de um vulcão.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Ningún ser humano tomó la decisión que iba a producir la erupción de un volcán.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Καμία ανθρώπινη ύπαρξη δεν έλαβε την απόφαση να γίνει η έκρηξη ενός ηφαιστείου.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Люди никак не могут повлиять на то когда же вулкан начнет свое извержение.
Hiçbir insan bir volkan patlaması konusunda karar vermemiştir.Ніхто з людей не вирішив, що він спричинить виверження вулкану.
Hiçbir yere gidemezsin. Ýzin vermem!Не разрешавам!
Hm? Lütfen hayatım konusunda kendi kararlarımı vermeme izin ver. Yönetilmeyi istemyorum.Знам, че живееш по своему за да намериш целта в живота си.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.我哋唔可以任得政府係咁同我哋打官腔
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Auf keinen Fall sollten wir der öffentlichen Hand erlauben so zu kommunizieren, wie sie kommunizieren.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.De ninguna manera deberíamos permitir que el gobierno se comunique de la manera en que se comunica.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Det är inte klokt att vi tillåter myndigheter att kommunicera på det sättet de kommunicerar.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.In nici un caz nu ar trebui sa permitem guvernului sa mai comunice in maniera in care comunica acum.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.우리는 정부가 그들이 의사소통하는 방식만을 고수하도록 내버려 두어서는 안됩니다.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Megengedhetetlen, hogy a kormányzat úgy kommunikáljon, ahogy általában kommunikál [az adófizetőkkel].
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Não devíamos permitir que o governo comunique da maneira que comunica.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Nemůžeme dovolit vládě aby s námi komunikovala způsobem jakým to dělá teď.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Nie wolno pozwolić rządowi na dotychczasowy styl.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Non ha senso permettere ad un governo di comunicare nel modo in cui comunica.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Nous ne devrions absolument pas permettre au gouvernement de communiquer de la manière dont il communique.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.På ingen måde skal vi tillade regeringen at kommunikere på den måde, de gør.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Tidak ada kemungkinan kita membiarkan pemerintah untuk berkomunikasi dengan cara mereka berkomunikasi.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.V žiadnom prípade by sme nemali vláde dovoliť, aby komunikovala spôsobom akým komunikuje.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.We mogen de overheid gewoon niet toestaan om te communiceren zoals ze communiceert.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Με κανένα τρόπο δεν πρέπει να επιτρέπουμε στην κυβέρνηση να επικοινωνεί με τον τρόπο που επικοινωνεί.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Ми не повинні дозволити уряду спілкуватися так, як вони спілкуються.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Мы ни в коем случае не должны позволять правительству информировать нас так, как это делается сейчас.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.Няма начин да позволим на правителството да комуникира по начинът, по които комуникира.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.אין שום סיבה שנרשה לממשלה לתקשר כפי שהיא מתקשרת.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.لا يوجد مجال لكي نسمح للحكومة بمخاطبتنا بنفس الطريقة التي يخاطبونا بها.
Hükümetlere şu andaki gibi iletişim kurmalarına izin vermemize imkan yok.野放しにする必要はないのです 我々は理解不能な文書を
İkinci şey, Papazlık yaptığım kiliseden maaş almaya son vermemdi.A második, hogy nem vettem fel többet fizetést az egyháztól, ahol pásztorkodom.
İkinci şey, Papazlık yaptığım kiliseden maaş almaya son vermemdi.De tweede beslissing was dat ik mezelf geen salaris meer uitkeer bij de kerk waar ik preek.