Ana içeriğe geç
Sözlük

vermem ile cümle

vermem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü ana hedefimiz, elbette ilk önce zarar vermemektir.危害を与えないことだからです では とても短いのですが
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.1500달러짜리 밖에 남지 않았습니다. 사실껀가요? 대부분 사람은 안 사죠.
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.De reis kost nu 1.500 dollar.
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.Est-ce que vous l'achetez?
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.Kúpili by ste ho?
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.L-aţi mai cumpăra?
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.Lo comprereste?
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.Почивката вече е 1500.
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.ועכשיו החבילה עולה 1500 דולר. תקנו? רוב האנשים יאמרו לא.
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.العرض الآن يكلف 1500 دولار. هل ستأخذه؟ سيقول معظم الناس، لا.
Çünkü eskiden 700 tutuyordu, geçen hafta 700 dolar olan bir şeye hayatta 1,500 vermem.なぜでしょう?それは つい先週まで700ドルだったものに
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.(39:20) Car Dieu lui a refusé la sagesse, Il ne lui a pas donné l`intelligence en partage.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.( 39 : 20 ) Vì_Ðức_Chúa_Trời cất sự khôn_ngoan khỏi nó , Không phân_chia thông sáng cho nó .
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.(39:20) Vì Ðức Chúa Trời cất sự khôn ngoan khỏi nó, Không phân chia thông sáng cho nó.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Akulah yang membuat dia bodoh dan bebal, tak Kuberikan kepadanya hikmat dan akal
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Åt jorden överlåter hon ju sina ägg och ruvar dem ovanpå sanden.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Bo mu nie dał Bóg mądrości, i nie udzielił mu wyrozumienia.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Căci Dumnezeu nu i -a dat înţelepciune, şi nu i -a făcut parte de pricepere.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Denn Gott hat ihm die Weisheit genommen und hat ihm keinen Verstand zugeteilt.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Es que Dios le hizo olvidar la sabiduría y no le repartió inteligencia
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Hiszen a földön hagyja tojásait, és a porral költeti ki!
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Kajti Bog ji je prikratil modrost in razumnosti ji ni podelil.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.이는 하나님 내가 지혜를 품부하지 아니하고 총명을 주지 아니함이니라
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Nebo nedal jemu Bůh moudrosti, aniž mu udělil rozumnosti.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Nei, den overlater sine egg til jorden og lar dem opvarmes i sanden,
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.perché Dio gli ha negato la saggezza e non gli ha dato in sorte discernimento
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.porque Deus a privou de sabedoria, e não lhe repartiu entendimento.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Pretože mu Bôh dal zabudnúť na múdrosť ani mu nedal podielu na rozumnosti.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Se jättää munansa maahan, hiekalle helteen haudottaviksi.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.siden den betror sine Æg til Jorden og lader dem varmes i Sandet,
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Zij legt haar eieren op de grond en laat ze warm worden in het zand.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.διοτι ο Θεος εστερησεν αυτην απο σοφιας και δεν εμοιρασεν εις αυτην συνεσιν
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.Понеже Бог я е лишил от мъдрост, И не я е обдарил с разум.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.потому что Бог не дал ему мудрости и не уделил ему смысла;
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.כי השה אלוה חכמה ולא חלק לה בבינה׃
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.لان الله قد انساها الحكمة ولم يقسم لها فهما.
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.因 為 神 使 他 沒 有 智 慧 、 也 未 將 悟 性 賜 給 他
Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış, Anlayıştan pay vermemiştir.因 為神 使 他沒 有 智慧 、 也未 將 悟性 賜給 他
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.Chúng ta phải quyết định phải không nào?
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.재미있게도 모마 예술 전시물에는
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.On devait prendre des décisions, n'est ce pas ?
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.Tuvimos que tomar decisiones.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.We moesten beslissingen nemen.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.Σωστά; Έπρεπε να πάρουμε αποφάσεις.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.Ми мусимо робити вибір.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.נכון? היינו צריכים לקבל החלטות.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.أليس كذلك؟ اضطررنا إلى اتخاذ قرارات.
Değil mi? Bir karar vermemiz gerekiyordu.実を言うと MoMAの芸術部門には
Develer. Ben olsam bir deve parası bile vermem.100 cameIos.
Develer. Ben olsam bir deve parası bile vermem.Εγώ δεν θα πλήρωνα ούτε μία.
Diğer bankalara kredi vermemeye başlıyorlar. .Pokud se mi podaří od někoho získat nějakou hotovost, jen si ji ponechám.
Diğer bankalara kredi vermemeye başlıyorlar. .Vse banke pravijo, jaz ne bom posojala denarja nikomur.
Diğer bankalara kredi vermemeye başlıyorlar. .言っています。 もし私が誰かから現金を得られれば、
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Deita a língua de fora para tirar as larvas, para não lhes fazer mal.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Dia menggunakan lidahnya untuk menyingkirkan belatung itu agar tidak menyakitinya.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Egli usa la propria lingua per rimuovere le larve, in modo da non ucciderle.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Er benutzt seine Zunge, um die Maden zu entfernen, damit er sie nicht verletzt.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Hij steekt zijn tong uit om de maden te verwijderen, zonder ze te kwetsen.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Il tire la langue pour enlever les vers, pour ne pas leurs faire de mal.
Dilini dışarı çıkarır kurtçukları temizlemek için, yani onlara zarar vermemek için.Îşi scoate limba ca să înlăture larvele, astfel încât nu le rănească.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod