Ana içeriğe geç
Sözlük

vermem ile cümle

vermem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Megkéri, hogy ne engedjen fel senkit.
Bu çatışmada Amerikan tarafı hiçbir kayıp vermemiştir.A part több szakaszán semmilyen ellenállásba nem ütköztek az amerikaiak.
Sağlık ocağı olup, hizmet vermemektedir.Ez gyengélkedő, nem tárgyalóterem.
Köylüye herhangi bir zarar vermemişlerdir.A faluban nem esett kár.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Ez évben a díjat nem ítélték oda.
Hızlı karar vermemi sağlamak konusunda başarılıydı.Ezért gyorsan kellett dönteniük.
Din polisi, Suudi Arabistan sınırları içinde İslam dışındaki dinlerin tanıtılmasına da izin vermemektedir.Napjainkban sem engedélyezik egyéb vallások megjelenését, gyakorlását Szaúd-Arábia határain belül.
Devlet, zekât verip vermeme hususunda mükellefi serbest bırakmaz.Az állam a megtakarítás után nem nyújt támogatást.
Baraj 13.000 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermemektedir.A fővárosban már több tízezer lakásban nincsen fűtés.
Rachel mesajı yanlışlıkla siler ama Ross'a mesajı söyler ve onu cevap vermemeye ikna eder.Rachel poistaa viestin vahingossa ja suostuttelee Rossin olemaan soittamatta hänelle takaisin.
Ev aramaları da pek sonuç vermemişti.Etsinnät eivät kuitenkaan tuottaneet tulosta.
Bu sebeple de istasyon şu an herhangi bir trene hizmet vermemektedir.Tällöin junat eivät pysähtyneet asemalla lainkaan.
Sağlık ocağı vardır ancak personel bulunmadığından hizmet vermemektedir.Valvonta on riittämätöntä eikä tarjolla ole mitään vierailijapalveluita.
Günümüzde bölgede hiçbir Okul hizmet vermemektedir.Koulussa ei tällä hetkellä ole kerhotoimintaa.
Bize bütün gücümüzü ve dikkatimizi bombaya vermemiz gerektiğini söyledi.Se ilmoitti antaneensa kaiken avun ja tiedon tapauksen tutkintaa varten.
Fakat kimseye haber vermemiştir ve babası birkaç dakika önce oğlunun olduğu yere ateş açacaktır.Myöhemmin Stefan lähti tapaamaan isäänsä, joka paljasti ampuneensa itse molemmat poikansa.
Bu çatışmada Amerikan tarafı hiçbir kayıp vermemiştir.Από την πλευρά των Αμερικανών δεν υπάρχει η παραμικρή ανησυχία.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Η μητέρα του, η Φρίγκα, ανάγκασε όλα τα αντικείμενα στη γη να ορκιστούν πως δε θα πειράξουν τον Μπαλντρ.
Şu anda öğrenci yokluğundan hizmet vermemektedir.Πλέον το σχολείο δεν λειτουργεί λόγω της έλλειψης μαθητών.
Jüri bu yıl ödül vermeme kararı almıştır.Το ίδρυμα σκοπεύει να απονέμει το βραβείο κάθε χρόνο.
Hükümetin parlamento desteğine güven vermemiştir.Θεωρείται αμφίβολο αν το Κοινοβούλιο εγκρίνει την νέα κυβέρνηση.
Fangoria ile yaptığı röportajda şu sözleri sarf etmiştir: "İki şey karar vermemi sağladı.I et interview med Fangoria fortalte han dog: "To ting fik mig til at vælge.
Fakat çalışmayı yürütenler çalışmayı devam ettirmiş ve katılımcılara penisilin vermemiştir.Lederne af studiet fortsatte alligevel studiet og tilbød ikke deltagerne behandling med penicillin.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ingen kommer ind, og ingen slipper ud.
Kuruyan kapanlar bitkiye zarar vermemesi için kesilir.Husk at lukke porten, så fårene ikke slipper ud.
Bu durumu duyan annesi Frigg herkesi Balder'e karşı zarar vermemeleri konusunda baskı yaptı ve yemin ettirdi.Frigg, hans mor, tager alle ting i ed på, at de ikke vil skade Balder.
Fakat bu girişimler bir sonuç vermemiştir.Bestræbelserne førte dog ikke til noget.
Romanya ilk kez Moldova'ya 12 puan vermemiştir.Cypern er kendte for næsten altid at give 12 point til Grækenland.
Ama büyükşehir yasası buna izin vermemektedir.Men kulten spørger ikke om lov.
Kurtulanlar ise ilacın etkisinden birkaç sene yumurta vermemiştir.Man fandt ingen bivirkninger efter nogle få måneders behandling.
Bu iyi niyetini halk tarafından kötüye kullanılmasına da izin vermemiştir.Det hjalp ikke, at han også optrådte uheldigt i offentligheden.
1961'de, Lavon olayı sebebiyle Herut partisinin güvenoyu vermemesi Ben-Gurion'un istifa etmesine sebep oldu.I 1961 opsagde Ben-Gurion stillingen som statsminister efter mistillid fra Herut efter Lavon-affæren.
Theofanes ve Nikeforos, Justinianos'un tahtan indirilişini anlatırlarken, onun hakkında bilgi vermemişlerdir.Thorkild og Nikolaj har uden Viktors viden lejet en kanotur til dem.
Çalışmalar sonuç vermemeye başlayınca grup paniklemeye başladı.Da han næsten er færdig går guderne i panik.
2008'den beri kimseye pay vermemektedir.Den har ikke blitt delt ut siden 2008.
Avusturya, genellikle çifte vatandaşlığa izin vermemektedir.Danmark anerkjenner som hovedregel ikke dobbelt statsborgerskap.
Devran Baba hiçbir zaman paraya,pula önem vermemiştir.Daddach søkte aldri om benådning i løpet av sin tid i fengselet.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Ingen slipper inn og ingen slipper ut.
Hükümetin parlamento desteğine güven vermemiştir.Regjeringen er avhengig av tillit i parlamentet.
Bu yüzden, karışıklığa meydan vermemek için nadiren kullanılır.Derfor blir de sjelden brukt, for å unngå flertydighet.
Bunlara göre Ruhi Su, sesine zarar vermemek için kuruyemiş ve çamaşır suyundan uzak dururmuş.Deretter var det bare å spe på med sprit til den gikk i oppløsning.
"Kim bana verse, ben de ona vereyim; kim bana vermezse, ben de ona vermem."Jeg avstår fra å ta ting som ikke har blitt gitt meg (tyveri).
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.Disse slo ikke an blant Wiens selebriteter (kjendiser).
Gıyaseddin Keyhüsrev evlenmelerine izin vermemiştir. l.Hanseatene fikk ikke lov til å gifte seg.
Fakat Şam halkı ona destek vermemişti.Men Sarumann støttet ikke forslaget.
(Mark Twain: "Okulun eğitimime müdahale etmesine asla izin vermem.")Seperti kata Mark Twain, "Saya tidak pernah membiarkan sekolah mengganggu pendidikan saya."
Ad impossibilia nemo tenetur Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.Ad impossibilia nemo tenetur Tak seorangpun berkewajiban melakukan hal yang mustahil.
Zira erkek ağaçlar kötü kokulu meyveler vermemektedir.Demikian pula tersedianya bahan baku serat bukan kayu yang cukup melimpah.
Kartacalılar, direnmeye ve Roma Ordusu'nun daha fazla tahribat yapmasına izin vermemeye kararlıydılar.Pasukan Kartago berniat menghalau dan mencegah pergerakan lebih lanjut pasukan Romawi.
Kimseye sırrını vermemesi fakat herkesin sırrını öğrenmesini söyler.Namun ia enggan mengungkapkannya dan membiarkan semuanya menjadi rahasia.
Finansal şirketler, merkezi olmayan blok zincirlerine öncelik vermemiştir.Perusahaan-perusahaan keuangan masih belum memprioritaskan blockchain terdesentralisasi.
Karşılaşmalarda yalnızca iki kural vardı; biri ısırmamak diğeri gözlere zarar vermemekti.Bahkan, hanya ada dua aturan mengenai pertempuran: tidak ada mata yang tercongkel atau tergigit.
Lupus'un oğlu Arnefrit, Friuli'yi talep etse de Grimoald buna izin vermemiştir.Putra Lupo Arnefrido menuntut Friuli setelah kematian ayahnya, namun dijatuhkan oleh Grimoald.
Fakat kendilerine durmadan kin besleyen NOD halkına bu aşıyı vermemişlerdir.Mereka tidak lagi hidup bergerombol sesama suku bangsanya, sebagaimana yang dilakukan oleh Orang Rimba.
Kraliyet Hava Kuvvetleri, Luftwaffe'nin üstünlük kurmasına izin vermemişti.Sayangnya, Luftwaffe Jerman tidak mampu mengalahkan Angkatan Udara Kerajaan.
Fakat Moğolistan arazisi ulaşıma imkan vermemektedir.Namun, pemerintah kolonial tidak mengizinkan dengan alasan keamanan.
Kadın kimsenin içeri girmesine izin vermemektedir.Tak seorangpun diizinkan keluar dari rumah.
Sağlık evi var, fakat çalışan olmadığından hizmet vermemektedir.Dengan istri, ia berbagi tugas karena tak ada pembantu.
Onaylanmamış uygulamaların yüklenmesine izin vermeme.Đừng bao giờ ra thứ mệnh lệnh không thể phục tùng.
Havalimanı Jaén iline hizmet vermemektedir fakat ismi Jaén'dir.Sân bay này không phục vụ thành phố hay tỉnh Jaén dù có chữ Jaén trong tên gọi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod