Ana içeriğe geç
Sözlük

vermek ile cümle

vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Size bir sıkıntı vermek istemiyoruz.We don't want to cause you any trouble.
Bunu Tom'a vermek istediğimden emin değilim.I'm not sure I want to give this to Tom.
Bunu Tom'a geri vermek isteyebilirsin?You might want to give this back to Tom.
Sana yanlış fikir vermek istemedim.I didn't want to give you the wrong idea.
Sana onu yapma fırsatı vermek istiyorum.I want to give you the chance to do that.
Bunlar yalnız vermek istediğim kararlar.These are decisions I want to make alone.
Bunu yapmak için sana yeterli zaman vermek istiyorum.I want to give you enough time to do that.
Sana vermek istediğim bir şey getirdim.I brought something that I want to give you.
Doğum günü partini ne zaman vermek istiyorsun?When do you want to have your birthday party?
İstemiyorsan cevap vermek zorunda değilsin.You don't have to answer if you don't want to.
Tom bana cevap vermek istemediğim sorular sordu.Tom asked me questions I didn't want to answer.
İsim vermek istemiyorum.I don't want to name names.
Neden Tom'a zarar vermek istiyorsun?Why do you want to hurt Tom?
Tom'a selam vermek istedim.I wanted to say hello to Tom.
Sana zarar vermek istemiyorum, Tom.I don't want to hurt you, Tom.
Tom, sana vermek istediğim bir şey var.Tom, there's something I want to give you.
Tutamayacağım sözler vermek istemiyorum.I don't want to make promises I can't keep.
Tom yanlış izlenim vermek istemiyor.Tom doesn't want to give the wrong impression.
Tom Mary'ye cevap vermek istemediği bir soru sordu.Tom asked Mary a question she didn't want to answer.
Tom Mary'ye veda öpücüğü vermek istedi ama yapmaması gerektiğini biliyordu.Tom wanted to kiss Mary goodbye, but knew he shouldn't.
Umarım yapmak istediğim son şeyin sana zarar vermek olduğunu biliyorsun.I hope you know that the last thing I want to do is hurt you.
Yapmak istediğim son şey beni kovmak için sana herhangi bir sebep vermek.The last thing I want to do is give you any reason to fire me.
Tom Mary'ye onun gerçekten cevap vermek istemediği bir soru sordu.Tom asked Mary the one question she really didn't want to answer.
Tom Mary'ye bir hoşça kal öpücüğü vermek istedi ama Mary geri çekildi.Tom wanted to give Mary a goodbye kiss. However, she backed away.
Sana bir şey vermek istiyordum ama ne istediğinden emin değildim.I wanted to give you something, but I wasn't sure what you'd like.
Bu zor zamanlarda sana yardım etmek için sana biraz para vermek istiyorum.I want to give you some money to help you through these hard times.
Şu anda artık sorularına cevap vermek istediğimi sanmıyorum.I don't think I want to answer any more of your questions right now.
Tom Mary'ye bir veda öpücüğü vermek istedi ama belki yapmaması gerektiğini düşündü.Tom wanted to give Mary a goodbye kiss, but he thought maybe he shouldn't.
Biz kararımızı vermek için daha sonra Tom'la konuşacağız.We'll talk to Tom then make up our minds.
Biz daha sonra bir karar vermek için Tom'la konuşacağız.We'll talk to Tom then make a decision.
Şu anda karar vermek zorunda değilsin.You don't have to make up your mind right now.
İşte sana vermek istediğim bir şey.Here's something I need to give you.
Tom'a bir şey vermek zorundayım.I've got to give Tom something.
Buraya sana bir şey vermek için geldim.I came here to give you something.
Onlara bir şey vermek zorundayız.We have to give them something.
Tom'a özel bir şey vermek istiyorum.I want to give Tom something special.
Yapman gereken tek şey karar vermek.All you have to do is decide.
Ben ona cevap veremem, çünkü o soru cevap vermek için çok zor.I can't answer that, because that question is too difficult to answer.
Bunu güvenebileceğimiz birisine vermek istiyorum.I'd like to give this to somebody we can trust.
Oy vermek onların hakkı.It is their right to vote.
Oy vermek göreviniz.It's your duty to vote.
Beklemeden cevap vermek zorundaydık.We had to think on our feet.
Tom biraz taze havaya izin vermek için pencereyi açtı.Tom opened the window to let in some fresh air.
Onu ona vermek istiyorum.I want to give it to her.
Evini kiraya vermek istiyor musun?Do you want to rent your house?
Yarın 2.30'da bir ders vermek zorundayım.I have to give a class tomorrow at 2:30.
Patron ona biraz avans para vermek zorunda kaldı.The boss had to advance him some money.
Polise haber vermek zorundayız.We have to notify the police.
Herhangi bir zarar vermek istemedim.I didn't mean any harm.
Onlar cevap vermek zorunda değil.They don't have to answer.
Tom cevap vermek istemiyor.Tom doesn't want to answer.
Cevap vermek zorunda değilsin.You don't have to answer.
Cevap vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer.
Sana bir hediye vermek için buraya geldim.I came here to give you a gift.
Sana bunu vermek için geldim.I came to give you this.
Sağlıklı bir karar vermek için yeterli bilgim yok.I don't have enough information yet to make a good decision.
Sorularına cevap vermek zorunda değilim.I don't have to answer your questions.
Randevu vermek zorunda değilim.I don't have to make an appointment.
Tom'a anahtarımı vermek istemiyorum.I don't want to give Tom my key.
Hemen karar vermek zorundaydım.I had to decide right then and there.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod