Ana içeriğe geç
Sözlük

vermek ile cümle

vermek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ona zarar vermek istemiyorum.I don't want to hurt her.
Tom oy vermek için yeterince yaşlıdır.Tom is old enough to vote.
Tom'un karar vermek için sadece bir haftası var.Tom has only a week to decide.
Tom zor bir karar vermek zorundaydı.Tom had to make a difficult decision.
Tom telefona cevap vermek zorunda kaldı.Tom had to answer the phone.
Tom birkaç ay önce kilo vermek için uğraşmaya başladı.Tom began to try to lose weight a few months ago.
Tom Mary'nin geçmesine izin vermek için kenara çekildi.Tom stepped aside to allow Mary to pass.
Tom Mary'ye ödünç para vermekten daha iyisini bilmeliydi.Tom should have known better than to lend money to Mary.
Tom Mary'ye sıkıca sarıldı ve onun gitmesine asla izin vermek istemedi.Tom hugged Mary tightly and never wanted to let her go.
Tom Mary'ye otobüsle eve gidebilsin diye biraz para ödünç vermek zorunda kaldı.Tom had to lend Mary some money so she could take the bus home.
Tom Mary'nin ona gitarını vermek için gönüllü olacağını düşünmüyor.Tom doesn't think Mary would be willing to lend him her guitar.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom Mary'nin duygularına zarar vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to hurt Mary's feelings.
Tom Mary'ye vermek için bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary.
Tom, onun doğum gününde vermek için Mary'ye bir kamera satın aldı.Tom bought a camera to give to Mary on her birthday.
Tom Mary'nin cevap vermek istemediği birkaç soru sordu.Tom asked a few questions that Mary didn't want to answer.
İçmeye son vermek zorundasın.You have to stop drinking.
Tom yaz tatilinden önce beş kilo vermek istedi.Tom wanted to lose five pounds before summer vacation.
Tom doğum günü için Mary'ye özel bir şey vermek istedi.Tom wanted to give Mary something special for her birthday.
Tom doğum günü için Mary'ye bir küpe vermek istedi.Tom wanted to give Mary some earrings for her birthday.
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.Tom wanted to give Mary a chance to explain why she hadn't yet done the work.
Tom karar vermek için isteksiz görünüyor.Tom seems to be unwilling to make a decision.
Tom kilo vermek için kolay bir yol arıyor.Tom is looking for an easy way to lose weight.
Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemiyor.Tom doesn't want to let Mary go.
Tom soruya cevap vermek istemedi.Tom didn't want to answer the question.
Tom'un niyeti zarar vermek değildi.Tom didn't mean any harm.
Tom Mary'ye yol vermek için öne geçmeye karar verdi.Tom decided to go ahead let Mary have her way.
Tom bu sabah sana bunu vermek için geldi.Tom came here this morning to give you this.
Tom talimat vermek için toplantı düzenledi.Tom called the meeting to order.
Tom arkadaşlarına vermek için Çin'de yapılmış bir miktar cibinlik aldı.Tom bought some mosquito nets made in China to give to his friends.
Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.We don't have enough information yet to make a decision.
Ona önceden mülakat soruları vermek etik midir?Is it ethical to give him the interview questions in advance?
Paramı sana vermek istemiyorum.I don't want to give you my money.
Anneme vermek istediğim kitap budur.This is the book I want to give my mother.
Bir parti vermek hoş olurdu.It would be nice to have a party.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmıştır.It's up to you to decide what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide what to do.
O bu konuya önem vermektedir.He attaches importance to this matter.
Sana herhangi bir sıkıntı vermek istemiyorum.I don't want to cause you any trouble.
O evlendiği için sekreterinin gitmesine izin vermek zorunda kaldı.He had to let his secretary go because she got married.
Anneme bir bitki vermek istiyorum.I want to give Mom a plant.
Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide whether we'll go there or not.
Neden bütün sırlarımı dışarı vermek zorundasın?Why must you give away all of my secrets?
Sana çok nadir bulunan bir şey vermek istiyorum.I want to give you something rare.
Bir otel odasına dünya kadar para vermek istemiyorum.I don't want to pay through the nose for a hotel room.
Tom cevap vermekten kaçıyordu.Tom was evasive.
Yapmak istediğim son şey ona zarar vermektir.The last thing I want to do is hurt her.
Ben oy vermek için buradayım. Benim adım Emma Andrews.I'm here to vote. My name is Emma Andrews.
O, kilo vermek için spor salonunda uzun saatler geçiriyor.She spends many hours at the gym to lose weight.
Tavsiyeme ihtiyacın varsa bunu size vermek için memnuniyet duyarım.If you need my advice, I'd be glad to give it to you.
Onuruyla ölmesine izin vermek dışında, Tom için artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.There's nothing any of us can do for Tom now except let him die with dignity.
Size zarar vermek istemiyoruz.We mean you no harm.
Ertelemeye son vermek zorundayım.I have to stop procrastinating.
Üzgünüm, Esperanto cevap vermek için hâlâ yeterince bilmiyorum.Sorry, I still don't know enough to reply in Esperanto.
Cevap vermek için elinizden gelen her şeyi yapın.Do all you can in order to answer.
Niyetimiz zarar vermek değildi.We meant no harm.
Niyeti zarar vermek değildi.He meant no harm.
Bu kitabı Mary'ye vermek zorundayım.I have to give this book to Mary.
Böyle bir karar vermek kolay bir şey değil.Making such a decision is not an easy thing.
Eğer yoksa para vermek zorunda değilsin.You dont have to give money if you don't have some.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod