Oraya gidip gitmeyeceğimize karar vermek sana bağlı.It is up to you to decide whether we will go there or not.
Ona doğum günü için bir hediye vermek istiyorum.I would like to give him a present for his birthday.
Doğum günü için ona bir hediye vermek istiyorum.I would like to give him a present for his birthday.
Sahip olduğum her şeyi sana vermek için bana zaman ver!Give me time to give you everything I have!
Sana o izlenimi vermek istememiştim.I didn't mean to give you that impression.
Kitabı Cumartesiden önce geri vermek zorundayım.I have to give back the book before Saturday.
Ödünç vermek ya da ödünç almak istemiyorum.I don't want to lend or borrow.
Bilim adamları AIDS'e son vermek için harıl harıl çalışıyorlar.Scientists are working hard to put an end to AIDS.
Ne yapacağına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide what to do.
Amacım zarar vermek değildi.I meant no harm.
Amacım size zarar vermek değildi.I meant you no harm.
Şimdi toplantı için yer hakkında karar vermek gerekli değil.It isn't necessary to make a decision now about where we'll meet.
Bazı insanlar kilo vermek için öğün atlarlar.In order to lose weight some people skip meals.
Madem ki yetişkinsin, ne yapacağına karar vermek senin görevin.Now that you are grown-up, it is up to you to decide what to do.
İlk olarak isim üzerinde karar vermek zorundayız.In the first place we have to decide on the name.
Ona en küçük bir rahatsızlık bile vermek istemiyorum.I don't want to put her to even a small inconvenience.
Televizyon bilgi vermek için çok önemli bir araçtır.Television is a very important medium for giving information.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
O soruya cevap vermek kolaydır.That question is easy to answer.
İş için kimi seçeceğine karar vermek sana kalmış.It rests with you to decide whom to choose for the job.
Yemek tarifi altı kişiye hizmet vermektedir.The recipe serves six people.
Bu konuda karar vermek size kalmış.It's up to you to decide the matter.
Çabucak cevap vermek zorunda değilsin.You don't have to answer quickly.
Sipariş vermek için hazır mısınız?Are you ready to order?
Sipariş vermek ister misiniz?Would you like to order?
Sipariş vermek istediğinizde bana söyleyin.Tell me when you'd like to order.
Onu ona vermektense atmayı tercih ederim.I'd rather throw it away than give it to him.
Bu onun ne kadar dürüst olduğunu göstermek için hizmet vermektedir.This serves to show how honest she is.
Bu soruya cevap vermek kolaydır.It is easy to answer this question.
Parayı ona vermektense atmayı tercih ederim.I would rather throw the money away than give it to him.
Kimin birinci olduğuna karar vermek için kura çekelim.Let's draw lots to decide who goes first.
Tat vermek için tuz ve biber ilave et.Add salt and pepper to taste.
Garson, sipariş vermek istiyorum.Waiter, I'd like to order.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
O, cevap vermek için çok fazla sinirli olduğu için yere baktı.Being too nervous to reply, he stared at the floor.
Çocuğun yaşı nedeniyle izin vermek zorundasın.You have to allow for the boy's age.
Ben, o kızın kendisine yeni bir görünüm vermek için saçını kestiğini düşünüyorum.I think that girl cut her hair to give herself a new look.
Sonucun hesabını vermek zorundasın.You've got to answer for the outcome.
Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz.You don't have to answer this question.
Sana küçük bir öğüt vermek istiyordum.I'd like to give you a piece of advice.
O seni öldürmek ya da yaşamana izin vermek bana kalmış!It's up to me whether I kill you or let you live!
Karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide.
Evlilikte vermek ve almak eşit olması gerekir.In marriage there should be equal give and take.
Kararı vermek size kalmış.It's up to you to make the decision.
Tamamen iyileştiğimi haber vermekten mutluluk duyuyorum.I am happy to notify you that I have fully recovered.
Gitmek isteyip istemediğinize karar vermek size kalmış.It's up to you to decide whether or not to go.
Olup olmadığına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide whether or not.
Şimdi karar vermek zorunda olduğunuz zaman.Now is when you have to make up your mind.
Çocuklara uygun bakım vermek için yeterli doktor yok.There are not enough doctors to give proper care to the children.
Amacım zarar vermek değildir.I mean no harm.
Yapabileceğim tek şey ona tavsiye vermektir.All I can do is to give her advice.
Onların geçmesine izin vermek için kenarda durdum.I stood aside to let them pass.
Öğrencilerden herhangi birine kitaplarımı ödünç vermek istemiyorum.I don't lend my books to any of the students.
Sana zarar vermek niyetinde değilim.I mean you no harm.
Ben tartışmaya bir son vermek istiyorum.I want to put an end to the quarrel.
Ben kilo vermek istiyorum.I want to lose weight.
Kilo vermek istiyorum.I want to lose weight.
Ona ödünç para vermek zorundaydım.I had to lend to him money.
Onun mektubuna cevap vermek zorundayım.I must answer her letter.
Ben de aynı siparişi vermek istiyorum.I'd like to order the same.