Bu faktöre gereken önemi vermedik.Am subestimat acest factor.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Hemos minimizado este factor.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.우리는 이 결과 하양곡선을 타게 됩니다.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Nie skupialiśmy się na tym.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Olemme aliarvioineet tämän tekijän.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.On a déprécié ce facteur.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Vi har nedvurderet denne faktor.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.We hebben deze factor afgezwakt.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Wir haben diesen Faktor herabgestuft.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Мы понизили этот фактор.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.Подценявали сме този фактор.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.הוא מעצב את היסטוריית החיים,
Bu faktöre gereken önemi vermedik.لقد قللنا من أهمية هذا العامل.
Bu faktöre gereken önemi vermedik.絶滅が生命の歴史を形づくり
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Chúng tôi không cho các cửa hàng biết chúng tôi đang đến.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Kami tidak memberi tahu toko itu kami akan datang.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.상점에겐 저희가 간다고 알리지도 않았습니다.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Las tiendas no sabían que estábamos yendo.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Não avisámos as lojas do que íamos fazer.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Nedali jsme těm obchodům vědět, že přijdeme.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Nem adtuk tudtára a boltoknak, hogy jövünk.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Nie powiadomiliśmy sklepów.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Non abbiamo fatto sapere ai negozi del nostro arrivo.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Nous n'avons pas dit aux magasins que nous arrivions.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Nu am anunţat magazinele că venim.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Obchodom sme o tom, že prídeme, nedali vedieť.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Vi havde ikke ladt butikkerne vide, at vi var på vej.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Vi lät inte butikerna veta att vi skulle genomföra det.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.We hebben de winkels niet laten weten dat we kwamen.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Wir teilten den Geschäften nicht mit, dass wir kamen.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Δεν ενημερώσαμε τα καταστήματα ότι θα πηγαίναμε.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Не казахме на магазините, че идваме.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Не повідомили крамниці про наш задум.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.Служащие магазина даже не догадывались, что мы явимся.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.לא הודענו לחנות שאנחנו באים.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.لم ندع المتاجر تعلم أننا قادمون.
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.そして僕は公園から合図を出し
Mağazalara geldiğimizi haber vermedik.因為我哋唔想比商場知道我哋要做依樣嘢
Mağazalara geleceğimizi haber vermedik.상점주들도 통보를 받지 않은 상태에서
Mağazalara geleceğimizi haber vermedik.V obchodoch nevedeli, že prídeme.
Mağazalara geleceğimizi haber vermedik.We hadden de winkels niet gewaarschuwd.
Mağazalara geleceğimizi haber vermedik.לא הודענו לחנויות שאנחנו מגיעים.
Şimdilik bu şekilde kredi vermediklerini düşünelim.Předpokládejme, že pro tentokrát nejsou.
Şimdilik bu şekilde kredi vermediklerini düşünelim.他のオプションは資本修正です。
Sonra devlet, Molla halkının neden kızlarının okula gitmesine izin vermediklerini soracak.Entonces preguntará por qué los mullahs no permiten que sus hijas vayan a la escuela.
Sonra devlet, Molla halkının neden kızlarının okula gitmesine izin vermediklerini soracak.Je ne laisserais pas non plus ma soeur aller à l'école.
Sonra devlet, Molla halkının neden kızlarının okula gitmesine izin vermediklerini soracak.Pak se bude ptát, proč muláhové nedovolí svým dcerám chodit do škol.
Sonunda, bir ayrıldık. Ve ben düşündüm de onlara destek ve cesaret vermedik,Wij vertrokken en ik dacht:
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››Abychom zase k nám přivezli truhlu Boha našeho; nebo jsme jí nehledali ve dnech Saulových.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››Abyśmy przeprowadzili skrzynię Boga naszego do nas; albowiem nie pytaliśmy się o niej za dni Saulowych.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››A dopravíme truhlu svojho Boha k sebe, lebo sme jej nehľadali vo dňoch Saulových.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››Così riporteremo l'arca del nostro Dio qui presso di noi, perché non ce ne siamo più curati dal tempo di Saul»
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››En laten wij de ark van God terugbrengen, want sinds Saul koning is, hebben wij er niet naar omgezien."
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››e tornemos a trazer para nós a arca do nosso Deus; porque não a buscamos nos dias de Saul.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››et ramenons auprès de nous l`arche de notre Dieu, car nous ne nous en sommes pas occupés du temps de Saül.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››for at vi kan bringe vor Guds Ark tilbage til os, thi i Sauls Dage spurgte vi ikke om den."
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››Hogy hozzuk ide a mi Istenünknek ládáját mi hozzánk, mert a Saul idejében nem törõdtünk vele.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››In prinesimo skrinjo Boga svojega sem k sebi; kajti nismo vprašali po njej v dnevih Savlovih.
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››ja siirtäkäämme Jumalamme arkki luoksemme, sillä Saulin päivinä emme siitä välittäneet".
Tanrımızın Sandığını geri getirelim. Çünkü Saulun krallığı döneminde ona gereken önemi vermedik.››우리가 우리 하나님의 궤를 옮겨오자 사울 때에는 우리가 궤 앞에서 묻지 아니하였느니라 하매