Ana içeriğe geç
Sözlük

veriyorlar ile cümle

veriyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar. Adeta görünmez birer yükleme tesisi gibiler.Те крадешком инсталират предавателни кули.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar. Adeta görünmez birer yükleme tesisi gibiler.קופסה-של-שבע-דולר-ותשעים-וחמש-סנט. הם כמו תוכנית חשאית להקמת מגדלים.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar. Adeta görünmez birer yükleme tesisi gibiler.صندوق ثمنه 7 دولارات و 95 سنت. إنها أشبه بحملة تركيب ابراج التسلل
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar. Adeta görünmez birer yükleme tesisi gibiler.私たちはそれを 彼らのために家に置いているんです!
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.E invece danno ad ognuno di noi una scatola da sette dollari e 95 centesimi.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.En vez de eso nos dan a cada uno una caja de $7,95.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.In plaats daarvan geven ze elk van ons een doosje van 7-dollar-en-95-cent.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.In schimb ne dau fiecaruia dintre noi cate o cutie de 7,95 dolari.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.Stattdessen geben sie uns so eine $7.95-Box.
Onun yerine bize yedi dolar 95 sentlik bir kutu veriyorlar.Вместо этого каждому из нас они дают коробочку стоимостью 7 долларов 95 центов.
Ortalamanın 2,8 olduğunu bize veriyorlar. -Střední hodnota je 2.8. To je zadáno.
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz.Ce putem face? Ce-ar trebui să facem?
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz.Mert ők döntik el, ki játszhat és ki rendezhet.
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz.Omdat zij beslissen wat en wie er speelt en wie er regisseert.
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz.Porque ellos deciden qué se interpreta, quien actúa y quien puede dirigir.
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz..כי הם מחליטים מי יכול לשחק ולביים
Oyunu seçiyor, oynamamıza izin veriyorlar ve biz de sahneliyoruz.ماذا يمكننا أن نفعل؟ ماذا يجب أن نفعل؟
Pardon, önce tabanda kullanılacak malzemenin maliyetini veriyorlar.Ach... jednak cena za podstawę podana jest osobno.
Pardon, önce tabanda kullanılacak malzemenin maliyetini veriyorlar.Ach nein, sagen sie zunächst das Material für die Basis.
Pardon, önce tabanda kullanılacak malzemenin maliyetini veriyorlar.Entonces es 10 veces el area de la base.
Pardon, önce tabanda kullanılacak malzemenin maliyetini veriyorlar.اوه لا، لقد اعطيت مادة القاعدة اولاً
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul a ses données, ils décident donc de relâcher l'animal dans la rivière.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul ha i suoi dati, così decidono di far tornare il coccodrillo nel fiume.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul har sin data, så de beslutter at sætte dyret tilbage ud i floden igen.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul heeft zijn gegevens. Ze beslissen om het dier terug los te laten in de rivier.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul은 필요한 자료를 얻었고, 그들은 그 동물을 강 뒤쪽에 놓아주기로 했습니다.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.Paul zdobył informacje więc chcą go teraz wypuścić.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar. Paul:降りるな 降りるな 降りるなよ
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.לשחרר את החיה חזרה אל הנהר.
Paul, istediği ölçümleri aldı; artık hayvanı ırmağa bırakmaya karar veriyorlar.أن يطلقوا الحيوان إلى النهر.
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Hätte Rio, wenn sich irgendwer für die Umwelt interessiert hätte, auch keine Pleite sein müssen?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?리오에서의 회담에서 정말 환경에 대해서 생각했다면, 실패 했을리가 없습니다. 맞죠?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Podobnie w przypadku szczytu w Rio. Ale takie konferencje się odbywają.
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Rio, als je geeft om het milieu, hoefde ook geen mislukking te zijn.
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Rio, dacă ne pasă de mediu n-ar fi trebuit să fie un eșec, OK?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Rio, se a qualcuno importa dell'ambiente, non doveva essere un flop, ok?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Río, si a alguien le importa el medio ambiente, tampoco necesariamente fue fracaso, ¿de acuerdo?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Rio, si les gens se soucient vraiment de l'environnement, n'aurait pas dû être un désastre non plus, pas vrai?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Và với Rio, nếu có ai quan tâm tới môi trường sẽ không thất bại như vậy.
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Το Ρίο, αν κανείς ενδιαφέρεται για το περιβάλλον, δε θα ήταν μια αποτυχία, ε;
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Рио, ако някой го е грижа за околната среда, не трябваше да се проваля, нали?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?Рио, если кто-то заботится об окружающей среде, не должен был провалиться, так?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?ריו, אם למישהו אכפת מנושאי סביבה, לא הייתה חייבת להיות כשלון, בסדר?
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?قمة ريو، إذا كان أي شخص يهتم بالبيئة، ما كان ينبغي أن تفشل، صحيح؟
Rio, eğer çevreye cidden önem veriyorlarsa, bir batış söz konusu olmaz, tamam?破綻する必要はありませんでした でも今でも開催され続けてます
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Chúng chỉ có thể đứng ở đó và khua khua, chải chải liên tục.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.De bara står still och putsar sig överdrivet mycket.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Ele doar stau și se îngrijesc în mod excesiv.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Ils restent juste dans les parages et se toilettent de façon extensive.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Jen tak postávají a nadměrně se upravují.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.그냥 서성이거나 열심히 몸단장 하는 행동을 하는 게 다입니다.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Len tak postávajú a nadmerne sa čistia.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Mereka hanya diam dan dengan berlebihan membersihkan tubuh.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Permanecem quietas de um modo enfadonho.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Sie standen einfach nur herum und pflegen sich übermäßig.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Si muovono un po' tutt'intorno ripulendosi eccessivamente.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Sólo se pasean y se pavonean en exceso.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Stoją tylko i czyszczą się do przesady.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Ze staan gewoon wat en maken zichzelf overvloedig schoon.
Sadece öyle durup lüzumsuz yere kendilerine çeki düzen veriyorlar.Они просто стоят на месте и прихорашиваются.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod