veriyordu ile cümle

veriyordu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İç piyasada ise para vakıfları yüzde 10 faizle tüketim kredisi veriyordu.Društvo je imalo i pretplatne karte s popustom od 10%.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.Argentina je bila njegovo konačno odredište.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Ishod je bio ukidanje izvanrednog stanja dugog 19 godina.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Podvodno testiranje odnosi se na detonacije nuklearnog oružja ispod vode.
Bu protokol, ARPANET üzerinden dosya aktarımına izin veriyordu.Gledao sam na svoj posao kao na dostavu dokumentacije.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Također donosi članke o sportu i kulturi.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.Postignut je remi 6:6, a zbog provale oblaka dvoboj je proglašen nevažećim.
Bu birliklerin varlığı Fransız ordusuna moral ve güç veriyordu.Toto trio malo za úlohu vniesť do francúzskej armády novú silu a patriotizmus.
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.Wapello sa snažil vždy presadzovať mier.
Huygens’in saati önceleri günde bir dakikadan az hata veriyordu.Huygensova ura je imela napako manjšo od 1 minute na dan.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Rekord ni bil premagan celih štirinajst let.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Tam je vlada ZDA izvajala podzemeljska jedrska testiranja.
Öğrenci hareketleri üzerine çeşitli şehirlerde seminerler veriyordu.Na različnih univerzah po svetu je predaval o zaposlitvenih praksah.
Imperium bir magistraya askeri bir güce komuta etme yetkisi veriyordu.Imperium je dal magistratu ustavna pooblastila za izdajanje vojaških ali kakšnih drugih ukazov.
Bu da güçlü bir ışık veriyordu.Jas apšvietė stipria šviesa.
Kocası yatılı bir okulda klasik edebiyat dersleri veriyordu.Studijavo klasikinę literatūrą Leideno universitete.
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.Tbilisis per visą savo istoriją garsėjo religine tolerancija.
Altıgen salonun başlangıçta muhtemelen yemek salonu (triclinium) olarak hizmet veriyordu.Pradžioje būta parketo, kadangi vestibiulis tarnavo ir kaip šokių salė.
Bu yüzden piyasa fiyatları (en azından başlangıçta) talepteki artışa rasyonel bir karşılık veriyordu.Seetõttu võisid hinnad vähemalt esialgu reageerida ratsionaalselt nõudluse kasvule.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Krahvi teised kohustused näitavad tema huve spordis ja kunstides.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.A szeptember 11-i támadások idején a Google nem teljesítette felhasználói elvárásokat.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.Ob dogodkih 11. septembra je Google svoje uporabnike pustil na cedilu.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.Quando aconteceu o 11 de setembro, nós, enquanto Google, falhámos perante os nossos utilizadores.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.Saat tragedi 11 September terjadi, sebagai Google, kami telah mengecewakan para pengguna.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.Після подій 11 вересня 2001 р. ми в Google не мали даних для своїх користувачів.
11 Eylül olayları olduğunda Google olarak kullanıcılarımıza yanlış bilgi veriyorduk.По време на събитията от 11 септември ние като компания не отговаряхме на очакванията на потребителите си.
1960'larda doğmuş X neslinden biri olarak, her şey bana acı veriyordu.1960년대 중반에 태어난 X 세대의 일원이자 불혹을 바라보고 있는 저는 타고난 비관론자입니다.
1960'larda doğmuş X neslinden biri olarak, her şey bana acı veriyordu.כאחד שנולד באמצע שנות השישים דור ה-,X מתקרב במהירות בלתי נסבלת ליום ההולדת הארבעים שלי,
1960'larda doğmuş X neslinden biri olarak, her şey bana acı veriyordu.بما أنني من مواليد أواسط الستينات ، و أنتمي إلى جيل X، مندفع بقوة و بسرعة نحو عيد ميلادي الأربعين،
1960'larda doğmuş X neslinden biri olarak, her şey bana acı veriyordu.私は1960年代中盤生まれ ジェネレーションX世代で 40歳の誕生日があっという間に迫り 自然と悲観主義になりました しかしそんな私自身も驚いているのですが
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Előadásokat tartottam Németországban a halálbüntetésről.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Estuve en Alemania dando conferencias sobre la pena de muerte.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Fiz algumas palestras na Alemanha sobre a pena de morte.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Ho tenuto delle lezioni in Germania sulla pena di morte.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Ich habe in Deutschland Vorträge über die Todesstrafe gehalten.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Ik gaf in Duitsland lezingen over de doodstraf.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Jag höll några föreläsningar i Tyskland om dödsstraffet.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Je donnais quelques conférences en Allemagne au sujet de la peine de mort.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.저는 독일에서 사형제도에 대해 강연을 몇번
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Miałem wykład w Niemczech o karze śmierci.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Přednášel jsem o trestu smrti v Německu.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Ţineam nişte cursuri în Germania despre condamnarea la moarte.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Έκανα κάποιες διαλέξεις στη Γερμανία σχετικά με τη θανατική ποινή.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Изнасях лекции в Германия за смъртното наказание.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.Я читал лекции в Германии о смертной казни.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.העברתי כמה הרצאות בגרמניה על עונש מוות.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.كنت أُعطي بعض المحاضرات في ألمانيا عن عقوبة الإعدام.
Almanya'da idam cezasıyla ilgili bir ders veriyordum.こんな素晴らしいことがありました
Bana çok fazla acı veriyordu.Cela me faisait trop souffrir.
Bana çok fazla acı veriyordu.Het deed me te veel pijn.
Bana çok fazla acı veriyordu.Me lastimaba demasiado.
Bana çok fazla acı veriyordu.Wszystko zbyt bolało.
Bana çok fazla acı veriyordu.Αυτό με πλήγωσε τόσο πολύ.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Dà una voce a colore che altrimenti non l'avrebbero.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Dá voz aos que, de outro modo, não teriam voz.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Elle donnait une voix à ceux qui autrement n'en auraient pas.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.사진은 별다른 발언권이 없는 이들에게 목소리를 낼 수 있게 해 주었으며
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Le dă dreptul la cuvânt tuturor celor care altfel nu l-ar fi avut.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Le da una voz a aquellos que de otro modo no la tendrían.
Başka hiçbir şekilde ses sahibi olamayacaklara ses veriyordu.Ne antavat äänen niille, joilta ääni muutoin puuttuisi.
İlgili Sayfalar