veriyordu ile cümle

veriyordu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Ezzel maga rombolta le esélyét a házasságra.
Tüm çabalara rağmen bazı durumlarda deneyler, teorik öngörülerden oldukça alakasız sonuçlar veriyordu.Bármi is a valóság, az eddig elvégzett kísérletek bizonytalan eredményeket adtak.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.John utolsó erejével elteleportált.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.A pénz magával hozta a kultúra és a sport fejlődését is.
Gayrimüslimler bireylere ve devlete, hatta dış devletlere borç veriyordu.Lisäksi hän antoi anteeksi kaikki lainat, niin valtioiden, kuin yksityistenkin.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Se merkitsi myös hänen avioliittonsa loppua.
O dönemde 5 büyük güç Avrupa’nın hâkimiyeti için kıyasıya savaş veriyordu.Viidennellätoista vuosisadalla Euroopan mahtikansat mittelivät voimiaan merivaltoina.
Gymnasium Antik Yunanca ve Latince’ye büyük önem veriyordu.Sivén oli erittäin kiinnostunut antiikista ja latinasta.
İmparatorluk teçhizatlarını sağlıyor ve maaşlarını veriyordu.Valtio antoi heille aseet ja varusteet sekä maksoi palkan.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Puolustusministeriö päätti maavoimien räjähdealan kehittämisestä.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Hänen toipumisensa vammasta kesti 11 kuukautta.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Η συνθήκη όμως αυτή δεν απαγόρευε τις υπόγειες πυρηνικές δοκιμές.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Αυτός έδωσε εντολή στην σύγκλητο να τον ανακρίνει.
Eğitim konusunda özellikle Tolstoy’un teorilerine önem veriyordu.Γνώριζε τις παιδαγωγικές αντιλήψεις του Τολστόι .
Hem vaaz veriyor hem de yetişkinlere de eğitim veriyordu.Ετοιμάζει και άλλους και τους οδηγεί στην ιερωσύνη.
Gymnasium Antik Yunanca ve Latince’ye büyük önem veriyordu.Gymnasiet havde hidtil lagt hovedvægten på oldgræsk og latin.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.Uheldigvis for Serveto kæmpede Calvin på den tid for at holde sin vigende magtposition i Geneve.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Han ønskede også at skabe forbindelse med finnerne mod nord.
Firma daha önceleri DreamWorks SKG altında hizmet veriyordu ancak 2004 yılında şirketten ayrıldı.Selskabet hørte i starten under DreamWorks, men blev et selvstændigt officielt selskab i 2004.
Anlaşma Südetlerin kontrolünü 10 Ekimden itibaren Almanya'ya veriyordu.Aftalen gav Sudeterland til Tyskland fra den 10. oktober.
Eğitim konusunda özellikle Tolstoy’un teorilerine önem veriyordu.Han havde også kendskab til Tolstojs pædagogiske principper .
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Det var også også medvirkende til hendes skilsmisse.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Traktaten tillod fortsat underjordiske sprænginger.
Imperium bir magistraya askeri bir güce komuta etme yetkisi veriyordu.Imperium ga en magistrat autoritet til å kommandere en militær enhet.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.Til slutt opphørte hennes åndedrett.
Ve Williams'ı Amerika marketine sokma sözü veriyordu.Han skulle hjelpe ham med å komme inn i USAs platebransje.
Ki pilotun onu kullanarak inmesine izin veriyordu.Derfor vil treneren sparke ham.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Rekorden som ble slått hadde stått i 10 år.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Perjanjian ini masih mengizinkan percobaan nuklir bawah tanah.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Dia pun merencanakan menggagalkan perkawinan tersebut.
Burada Jacobi, Dirichlet veya Steiner ders veriyordu.Pada 1847 ia pindah ke Berlin, di mana Jacobi, Dirichlet dan Steiner mengajar.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.Pada skor 6–0 dalam babak tambahan (tie-break) saya berpikir dilarang melakukan hal-hal yang tidak perlu.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Nhưng cô lại thất bại trong hôn nhân.
Aynı dönemde karın ve bacak kaslarındaki ağrılar da ona ıstırap veriyordu.Nhưng thật tế thì, đầu và chân của ông cả hai đều biết đau.
Burada Jacobi, Dirichlet veya Steiner ders veriyordu.Vào năm 1847 anh chuyển đến Berlin, nơi Jacobi, Dirichlet và Steiner đang giảng dạy.
Bu yüzden piyasa fiyatları (en azından başlangıçta) talepteki artışa rasyonel bir karşılık veriyordu.このように市場価格は、少なくとも初期的には、需要の増大に合理的に対応していた。
Gelecekte yapacakları çalışmalar için ilham veriyordu.将来はそれを生かせる仕事がしたいと思っています。
Dünyanın en zengin adamlarından biri olacağım" diyen genç Kim artık ciddi tehlike sinyalleri veriyordu.アメリカの大富豪を象徴する人物で「世界最高の不労利益所得者」と呼ばれていた。
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.11年の歴史に幕を下ろした。
2 disk doğru hızda döndüğünde, pencerelerin ve resimlerin senkronizasyonu hareketlendirilme efekti veriyordu.この2つの円盤が決まった速度で動くとき、窓と画像が合わさってアニメ効果を得ることが出来た。
5 yaşındayken piyanoda beste yapmaya başladı ve 10 yaşında bir orkestra ile konserler veriyordu.5歳からピアノで作曲をし始め、10歳の頃にはオーケストラと一緒にコンサートで演奏した。
Bu da güçlü bir ışık veriyordu.強烈な光を出せる。
O zaman profesyonel veya amatör olarak hizmet veriyordu.彼らは友人、専門家として互いに助け始めた。
Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği (nizâm-ı âlem) için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu.襄公は秦の太子であった兄の世父(せほ)から太子を譲られ、秦の太子となった。
Dominik İsa'nın bu yönüne ağırlık veriyordu.聖ホセマリアはこのように教えていた。
Bu da evliliğine zarar veriyordu.他们的婚事也遇到了麻烦。
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.史懷哲在他的一生都主張尊重生命。
Aynı dönemde karın ve bacak kaslarındaki ağrılar da ona ıstırap veriyordu.一次他的妻子感到脚痛。
Trakya ve diğer yüksek rütbeli din adamları da planlanan ayaklanmaya destek veriyordu.因此商會和其他保守團體非常熱烈的支持這項計劃。
O zamanki Nobel ödülleri ancak hayatta olan kişilere ödülün vermesine izin veriyordu.而诺贝尔奖是不颁给已去世的人的。
Hatta ezan okunmasına dahi izin veriyordu.또한, 역명 읽기는 오비쓰로 개칭.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.이 조약은 지하 핵실험만을 허용하고 있다.
Ancak bu sistem çoğu zaman büyük sorunlara sebep veriyordu.그러나 이러한 과정은 흔히 비용이 극히 많이 든다.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.מועצת ההגנה הסובייטית קיבלה החלטות על פיתוח וייצור מערכות כלי הנשק העיקריות.
Anlaşmanın bir maddesine göre Kraliçe, kızını Sultan’ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’e veriyordu.על פי הסכם המכירה, החבל היה צריך לעבור לבנו של המלך העתידי, ז'אן השני.
Ancak, her mektup alışında, aldığı mektubu anında korumalarına veriyordu.בעת מלחמה לקח עמו את החותם בכל אשר הלך.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Той също иска да се свърже с финландците на север.
Bu gemi ne radyo iletişimine, ne de her 15 dakikada bir fırlatılan roketlere cevap veriyordu.Но този кораб не отговаря на радиосигналите, нито на ракетите за бедствие, подавани от „Титаник“.
Artık büyük bir kitle tarafından tanınıyor ve ülkenin her bölgesinde konserler veriyordu.Тя вече е популярна в цял свят, канят я да изнася концерти на всички континенти.
Gelecekte yapacakları çalışmalar için ilham veriyordu.Također je datirao radove u budućnosti.
İlgili Sayfalar