Principia adlı eserinin 3. baskısında tahminini düzelterek, oranı 1/169,282 olarak veriyor.Той поправя оценката на съотношението на 1/169 282 в третото издание на книгата.
Havanın iyi olması, bir hurricane'nin yaklaşmakta olduğu şüphesine izin veriyor.Изказани са опасения, че ураганът ще усложни ситуацията с холерата.
Türkler bu kavimlere, "İt-Barak" adı veriyorlardı.Местните наричали този начин на готвене „барбакоа“.
20. yüzyılın başlarında benzer bir kılavuz, dört tarif veriyor.В началото на 20 век наброяват 400 домакинства.
Elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz veriyorum diye konuşmuştur.Аз им казах че искам да се уверя че всичко е наред.
Ama neredeyse "Thinking Out Loud" kadar aynı tadı veriyor.Издават звуци наподобяващи звънливо “цвин-цвин".
Bu gemi ne radyo iletişimine, ne de her 15 dakikada bir fırlatılan roketlere cevap veriyordu.Но този кораб не отговаря на радиосигналите, нито на ракетите за бедствие, подавани от „Титаник“.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Показани са и веригите за осигуряване на необходимата му работна точка.
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.Възможно е преди падането да е получил пристъп.
Artık büyük bir kitle tarafından tanınıyor ve ülkenin her bölgesinde konserler veriyordu.Тя вече е популярна в цял свят, канят я да изнася концерти на всички континенти.
Sana bunu bedava veriyorum.Давам ти това безплатно.
Hocası Gümüşhânevî kendisini, "Sana Ziyâüddîn adını veriyorum, isminle muammer ol!" diyerek taltif etmiştir.Umjesto toga smo se odlučili za Džinovski jer je Tedy u to doba imao uzrečicu:"Ždereš mi džinovskog!"
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Ipak poslije nekoliko godina dobija drugu šansu.
Üniversite 116 Lisans, 160 Yüksek lisans ve 120 Ph.D. dalında diploma veriyor.Studenti ovdje mogu steći neke od 116 različitih diploma osnovnih, 160 magistarskih i 120 doktorskih studija.
Gelecekte yapacakları çalışmalar için ilham veriyordu.Također je datirao radove u budućnosti.
İç piyasada ise para vakıfları yüzde 10 faizle tüketim kredisi veriyordu.Društvo je imalo i pretplatne karte s popustom od 10%.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.Argentina je bila njegovo konačno odredište.
Hepsi bana çok yardımcı oluyor ve destek veriyor.Često sudjeluje i podržava njihove akcije.
(Merak Etme Sen - Söz Veriyorum Plağıyla) 1979 8. Altın Plak Ödülü Elenor Plak.1978./79. dobila je nagradu Zlatno pero.
Padişah, ‘Peki’ diyerek fermanı yazıp veriyor.Na što gradonačelnik glasno odgovara sa "DA".
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Ishod je bio ukidanje izvanrednog stanja dugog 19 godina.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Podvodno testiranje odnosi se na detonacije nuklearnog oružja ispod vode.
Bu protokol, ARPANET üzerinden dosya aktarımına izin veriyordu.Gledao sam na svoj posao kao na dostavu dokumentacije.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?Pokušao sam sve u mojoj moći da poštujem to (jesam, Bože, vjeruj mi da jesam, ali to nije dovoljno).
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Također donosi članke o sportu i kulturi.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.Postignut je remi 6:6, a zbog provale oblaka dvoboj je proglašen nevažećim.
Bu, şeytanları öldürmüyor ama yüksek derecede acı veriyor.Jej jed nie je smrteľný, ale spôsobuje obrovskú bolesť.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Neskôr mu dá novú schopnosť.
Bu birliklerin varlığı Fransız ordusuna moral ve güç veriyordu.Toto trio malo za úlohu vniesť do francúzskej armády novú silu a patriotizmus.
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.Wapello sa snažil vždy presadzovať mier.
Huygens’in saati önceleri günde bir dakikadan az hata veriyordu.Huygensova ura je imela napako manjšo od 1 minute na dan.
Bu sistemde sermaye sahibi hammaddeyi evlerinde çalışmak isteyenlere veriyor.Dal jim bom vse milosti, ki jih potrebujejo v svojem stanu.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Kmalu so se ministri odločali vsak po svoje.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Rekord ni bil premagan celih štirinajst let.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Tam je vlada ZDA izvajala podzemeljska jedrska testiranja.
Öğrenci hareketleri üzerine çeşitli şehirlerde seminerler veriyordu.Na različnih univerzah po svetu je predaval o zaposlitvenih praksah.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Na koncu jo fant prosi za novo priložnost.
Marcie: Gözlükleri zaten onu ele veriyor.Svečo so mu zdaj držali.
Imperium bir magistraya askeri bir güce komuta etme yetkisi veriyordu.Imperium je dal magistratu ustavna pooblastila za izdajanje vojaških ali kakšnih drugih ukazov.
1984'ten beri Çocuk Tiyatrosu'na emek veriyor.Nuo 1981 m. vaidina Jaunimo teatre.
Sofistler aldatılmış olanları savunmak amacıyla bilgelik dersleri veriyorlardı.Sofistai mokė žmones praktinės išminties, mokė ginti asmeninius interesus.
Bu da güçlü bir ışık veriyordu.Jas apšvietė stipria šviesa.
Yine de emirleri Kimon veriyor gibi davranıldı.Pastarieji buvo panaduoti kimono siūvimui.
Ve bu bize mutluluk veriyor çünkü ölümü unutuyoruz...Mūsų sėkmės irgi neabejotinai bevertės, nes neišvengiamai mirštame.
Kocası yatılı bir okulda klasik edebiyat dersleri veriyordu.Studijavo klasikinę literatūrą Leideno universitete.
11 yıldır mücadele veriyoruz.Golbolą žaidžia daugiau kaip 11 metų.
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.Tbilisis per visą savo istoriją garsėjo religine tolerancija.
Altıgen salonun başlangıçta muhtemelen yemek salonu (triclinium) olarak hizmet veriyordu.Pradžioje būta parketo, kadangi vestibiulis tarnavo ir kaip šokių salė.
Bu yüzden piyasa fiyatları (en azından başlangıçta) talepteki artışa rasyonel bir karşılık veriyordu.Seetõttu võisid hinnad vähemalt esialgu reageerida ratsionaalselt nõudluse kasvule.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.Londoni Assamblee kontrollib Londoni linnapea tegevust.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.Krahvi teised kohustused näitavad tema huve spordis ja kunstides.
Bu belge ile ayanlar, hükumet emirlerini dinleyeceklerine söz veriyorlardı.Meister ja tema asetäitja pidid vanduma, et järgivad neid tavasid.
Niçin ödeme yapılması konusunda talimat veriyorsunuz?Aga miks siis on tarvis seda käskida?
11 yıldır mücadele veriyoruz.Töö võttis kokku 11 aastat.
Bu sıralarda Türkler Kurtuluş Savaşı'ıyla bağımsızlık mücadelesi veriyorlardı.Anna oli vahepeal energiliselt enda vabastamise eest võidelnud.
Bulgar askerleri ölü Türk sivillerin önünde poz veriyor.Ristisõdijate väed said lüüa Seldžuki türklaste poolt.
Bütün paramı size veriyorum.Ma lähen annan talle raha.
1:00:00.799,1:00:03.069 Iyi bir zaman olacak. Ben size söz veriyorum.Já vám slibuji.
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.여러분은 그들에게 100달러 짜리 컴퓨터를 준게 아니라
100 dolarlık bir bilgisayarı değil, en iyi bilgisayarı veriyorsunuz.Bạn không chỉ đưa họ một chiếc máy tính 100 đô, bạn đưa cho họ chiếc máy tốt nhất.