Söz veriyorum eğer o düzelirse onunla birlikte olamayacağım." diye dua eder.それが不服なら別れるほかない」と言って妻と離別した。
O zaman profesyonel veya amatör olarak hizmet veriyordu.彼らは友人、専門家として互いに助け始めた。
Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği (nizâm-ı âlem) için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu.襄公は秦の太子であった兄の世父(せほ)から太子を譲られ、秦の太子となった。
Strong artık herhangi bir örgütlenme işine sorumlu değildir, ama hala tavsiye ve destek veriyor.前作とは異なりプレイヤーが操作することはできないが、助言や手助けをしてくれる。
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.縦幅があり、もっとも撃墜しやすい。
Bu yüzden adımı size veriyorum." demesiyle yeni adını alıyor.これが私の新しい名前です」と自ら使っている。
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.もう一度、チャンスをあげたい。
Ve bu bize mutluluk veriyor çünkü ölümü unutuyoruz...何卒我々の死を犬死、徒死たらしめない様に、それだけを祈願致します。
Reneesme doğarken Bella'ya büyük zarar veriyor.リングベアに大ダメージを与えた。
Dominik İsa'nın bu yönüne ağırlık veriyordu.聖ホセマリアはこのように教えていた。
Köpeklere su veriyorum.私は犬に水をやる。
İşçiliğine emek veriyor.彼はものづくりに力を入れている。
MIL-HDBK-338B dokümanı en son referansları veriyor.MIL-HDBK-338B中有更近期的參考資料。
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.罗马人称爱尔兰为希伯尼亚(Hibernia)。
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."因為在天下人間,沒有賜下別的名,我們可以靠著得救。
Çünkü onları ben yetiştirdim" diye cevap veriyor.」上既觀,使行禮,曰:「吾能為此。
Hepsi vergi veriyor.它們都是費米子。
Bu da evliliğine zarar veriyordu.他们的婚事也遇到了麻烦。
Poitier ona hep hayat hakkında nasihatlar veriyordu.史懷哲在他的一生都主張尊重生命。
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.相當擅常射擊,射擊本領非常厲害。
Nihai kararını veriyor; " Hayır.最後她有了決定,對自己說“不。
Richard Crowe, Jackal'ın ortaya çıkmamış cesedinin bulunması için gerekli emri veriyor.雇佣军的指挥官,上校理查德·克洛(Richard Crowe)命令他的部下寻找杰克,因为没找到他的尸体。
Aynı dönemde karın ve bacak kaslarındaki ağrılar da ona ıstırap veriyordu.一次他的妻子感到脚痛。
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.惟使賊失所恃,我兵乃可用其所長。
Sadakate önem veriyor.非常關心莎佳。
Trakya ve diğer yüksek rütbeli din adamları da planlanan ayaklanmaya destek veriyordu.因此商會和其他保守團體非常熱烈的支持這項計劃。
O zamanki Nobel ödülleri ancak hayatta olan kişilere ödülün vermesine izin veriyordu.而诺贝尔奖是不颁给已去世的人的。
Şirvanşahlar ve Derbent emirleri bu baskınlara karşı mücadele veriyorlardı.此後,成氏側和憲忠側的武士經常因為押領對方的所領而對立。
Denizden 75 m yükseklikteki fener, saniyede bir beyaz ışık veriyor, 18 saniye bekliyor.燈塔身高50米,設計燈光射程22海里,週期8秒。
3 peri bunlari yine yeni gucler veriyor.之間還拿下3次三冠王。
Aniden bir resme tıklanırsa sahte haber veriyor.如果我們要創造圖像的話,那個圖像一定是假的。
Snatçı, kendi resim anlayışı konusunda ise şunları söylemiştir: "Renge önem veriyorum.他告诉Spin杂志,“我逐字逐句地告诉自己,‘去他妈的画画。
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.이어 이조 판서 안당(安瑭)이 이들을 용서하자 하여 무마되었다.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.위원회 멤버는 런던 시장이 임명한다.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."(목사) 하나님이 주시는 평화, 우리 구원 위하여, 우리 함께 기도드리세.
Bu da size yüceliğe kavuşma umudunu veriyor.그리고 가신에게 할복을 명하는 것도 가능하게 되었다.
Hatta ezan okunmasına dahi izin veriyordu.또한, 역명 읽기는 오비쓰로 개칭.
Bütün paramı size veriyorum.나는 그에게 모든것을 빚졌다 ...
Biz kahramanların fedakarlıkları takdir ediyoruz, ve ülkemize düşmanlardan uzak tutacağımıza söz veriyoruz.사자들이 싸울 준비를하는 것처럼 준비하고, 적들로부터 우리 나라를 지키리.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?사랑하는 친우(親友)여, 받아 읽어주게.// 친우여, 나를 아는 모든 나여.// 나를 모르는 모든 나여.// 부탁이 있네.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.이 조약은 지하 핵실험만을 허용하고 있다.
Ancak bu sistem çoğu zaman büyük sorunlara sebep veriyordu.그러나 이러한 과정은 흔히 비용이 극히 많이 든다.
Kullanıcıların Lumia cihazlarında kaydedilmiş videoları düzenlemesine ve paylaşmasına izin veriyor.작가들이 와이랩과의 연계 하에 참여한 만화, 웹소설 작품들만을 다룬다.
Havanın iyi olması, bir hurricane'nin yaklaşmakta olduğu şüphesine izin veriyor.단일성이 위반되는 것은 곧 에너지 보존법칙이 위반되는 것이라는 주장도 있다.
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.하루가 넘어가기 전에 일일 과제를 마치지 않으면 체력이 닳는다.
Reneesme doğarken Bella'ya büyük zarar veriyor.주로 버니를 곤경에 빠뜨리는 일이 많다.
Kim, neden bir anahtar veriyor?מי נותן מפתח, ומדוע?
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.מועצת ההגנה הסובייטית קיבלה החלטות על פיתוח וייצור מערכות כלי הנשק העיקריות.
Niçin ödeme yapılması konusunda talimat veriyorsunuz?מי מפחד מהוראת החשבון?.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?וַיֹּאמֶר אֲלֵיהֶם: וְאַתֶּם מַה תֹּאמְרוּ לִי, מִי אָנִי?
ITunes Müzik Mağazası, Apple'nin büyük film fragmanları koleksiyonunu görüntüleme olanağı da veriyor.חנות המוזיקה של iTunes מאפשרת להציג אוסף גדול מאוד של קדימונים לסרטים- בחינם.
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.הרומאים קראו לאי בשם "היברניה".
11 yıldır mücadele veriyoruz.הוא שלט במשך 11 שנים.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.אספה זו מבקרת את פעולותיו של ראש העיר של לונדון.
Anlaşmanın bir maddesine göre Kraliçe, kızını Sultan’ın oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’e veriyordu.על פי הסכם המכירה, החבל היה צריך לעבור לבנו של המלך העתידי, ז'אן השני.
Ancak, her mektup alışında, aldığı mektubu anında korumalarına veriyordu.בעת מלחמה לקח עמו את החותם בכל אשר הלך.
Tüm işlemler geçmiş işlemlere referans veriyor mu?'האם כל התהליכים ההתפתחותיים מכוונים מראשיתם למטרה מוכתבת מראש'?
Cephane için para istiyorsunuz, veriyoruz, bitmiş olması lâzımdı.לזאת זקוקים לכסף, לתמיכה בכמה מצרכים, לקנות תחמושת חסרה".
Biz kahramanların fedakarlıkları takdir ediyoruz, ve ülkemize düşmanlardan uzak tutacağımıza söz veriyoruz.Ние прославяме жертвоготовността на нашия народ, И се заклеваме да не даваме нашата земя на противника.
Öte yandan Hitler, kuzeyde Finlerle temas kurmaya da önem veriyordu.Той също иска да се свърже с финландците на север.