Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Кожна родина ухвалює такі рішення на самоті.
20. yüzyılın başlarında benzer bir kılavuz, dört tarif veriyor.Відвідуваність на початку XX століття — 400 чоловік.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.Сухий відсів 0-6 мм відвантажувався споживачам окремим сортом без збагачення.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?Другий сміло промовив на те: Я на муки готовий: За свій край і за діло святе, Але хто Ви?
Yarın yapacağım. Söz veriyorum.Завтра зроблю. Обіцяю.
O bana ders veriyor.Він навчає мене.
Annem sinemaya gitmeme izin veriyor.Мама дозволила мені піти в кіно.
O bana ders veriyor.Вона навчає мене.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.A My znamení Svá jen pro postrašení sesíláme."
1984'ten beri Çocuk Tiyatrosu'na emek veriyor.Od roku 1984 se začala zajímat o divadlo hrané dětmi.
11 yıldır mücadele veriyoruz.Zápasu se věnuje od 11 let.
5 yaşındayken piyanoda beste yapmaya başladı ve 10 yaşında bir orkestra ile konserler veriyordu.V pěti začal s klavírem a v deseti již vystupoval na koncertech s orchestrem.
Aynı zamanda Tiran Üniversitesi'nde ders de veriyordu.Vyučoval též i na Tiranské univerzitě.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Později mu dá novou schopnost.
Ama neredeyse "Thinking Out Loud" kadar aynı tadı veriyor.Tato klávesa funguje zcela opačně než „klávesa End“.
"Ölecek Gladyatörler sana selam veriyor.“Morituri te salutant znamená: Jdoucí na smrt tě zdraví.
Bu sıralarda Türkler Kurtuluş Savaşı'ıyla bağımsızlık mücadelesi veriyorlardı.V tuto chvíli Turci bojovali jen o možnost útěku.
Hepsi bana çok yardımcı oluyor ve destek veriyor.Hodně jim pomáhá a radí.
Öğrenmek ona büyük bir mutluluk veriyordu.Učení mu dělalo velké potíže.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Dokážou daleko skákat a způsobovat vážná zranění.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.3–26 Měl jsem pocit, že se po mně něco chce...
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.Úemí tedy Římané nazývali Gallia Belgica.
Hepsi vergi veriyor.Myslím na Daně.
Kuzeybatı yarım kubbesi, Diaitarikion hizmetlilerin odası olarak hizmet veriyordu.Severovýchodní část byla nepoužitelná, sloužila jako popela skládku.
Oyun zamanında oldukça dikkat çekiciydi, çünkü zarif bölüm tasarımları hızlı bir oynanışa izin veriyordu.Oceňován byl pro své pojetí hry, kdy výborně ovládal poziční hru na velkém prostoru.
Kolej kurulduğu zaman yalnız erkeklere eğitim veriyordu; kolejde yaşayan öğretim üyeleri de bekârdı.Původně označoval pouze studium pro ženaté muže, dnes jsou studenty kolelu často i muži svobodní.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Každá země by si měla tyto pravidla stanovovat sama.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Její manželství se tím rozpadá.
Bina tamamen camdandır Hypo Alpe-Adria Bankası ilk 10 katını kiraya veriyor.Největším nájemcem se stala Raiffeisenbank, která obsadila 10 pater budovy.
Şimdi içeride hesabını veriyorlar.Dovnitř však již nevstupuje.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Ona sama se také se svými služebnými postila.
Hard Candy için Madonna, en iyi yapımcıların kendisini oyuncak yapmasına izin veriyor." yorumunu yaptı.Pentru Hard Candy, ea lasă producători de cea mai bună calitate să își facă jocul”.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Consiliul Apărării lua deciziile majore în problema dezvoltării principalelor sisteme de arme.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Încă odată, el a irosit această ocazie.
Şimdi içeride hesabını veriyorlar.Ea acum trăiește înăuntrul său.
Bu, şeytanları öldürmüyor ama yüksek derecede acı veriyor.Mușcătura lor nu este mortală, dar provoacă dureri.
Ve Williams'ı Amerika marketine sokma sözü veriyordu.Scopul Angliei era acela de a se infiltra pe piețele spaniole comerciale din America.
Franck bizzat onu tanımadığını söyledi ama onun tezini biliyordu ve tezine yüksek değer veriyordu.Franck a răspuns că nu o cunoaște personal, dar că îi cunoaște teza de doctorat, pe care a lăudat-o.
Bu cemiyet, halkın bağışları ile donanmaya destek veriyordu.De data aceasta el a reușit sǎ doneze vaporul pentru marina Uniunii.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Recordul său a fost doborât abia după 21 de ani.
Hem vaaz veriyor hem de yetişkinlere de eğitim veriyordu.Apoi le-a dat ucenicilor, iar ucenicii mulțimilor.
11 yıldır mücadele veriyoruz.Patru ani se bate.
ITunes Müzik Mağazası, Apple'nin büyük film fragmanları koleksiyonunu görüntüleme olanağı da veriyor.Muzica include fragmente din opera neterminată a lui Debussy.
Tom yeni tedaviye iyi yanıt veriyor.Tom răspunde bine la noul tratament.
Gaga her zaman konuşulacak malzeme veriyor.Gaga mindig biztosít anyagot a beszélgetéshez.
Principia adlı eserinin 3. baskısında tahminini düzelterek, oranı 1/169,282 olarak veriyor.A Principia harmadik kiadásában az újraszámolt 1/169 282 érték jelent meg.
Williams kameraya dönüyor ve şarkısı Millenium söyleyip karşılık veriyor.Williams erre hátrafordul a kamera felé és énekli: "Millennium".
Sorgulayan kişi cevap veriyor "Oh,yaklaşık bir milenyum".A tiszt így válaszol: "Ó, talán egy évezredig."
Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu.Édesanyja, ezzel szemben, csendes és félénk volt, és jelentős hatást gyakorolt fia műveire.
Saçınız Sizi Ele Veriyor!A te hajad hajolajos...
Bu da size yüceliğe kavuşma umudunu veriyor.Megígérem, hogy hozok neked valami finomságot.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Ezzel maga rombolta le esélyét a házasságra.
Tüm çabalara rağmen bazı durumlarda deneyler, teorik öngörülerden oldukça alakasız sonuçlar veriyordu.Bármi is a valóság, az eddig elvégzett kísérletek bizonytalan eredményeket adtak.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.John utolsó erejével elteleportált.
(İkili: Qual pena in me già desta / "Ölümcül şanssızlık bana ne kadar acı veriyor.")Mert a szegénység elmeállapot.” „Tudod, mennyire unatkoztam ma?
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.A rómaiak Hibernia vagy Scotia néven ismerték a szigetet.
Reneesme doğarken Bella'ya büyük zarar veriyor.A gida születésekor fehéren pettyezett.
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.A pénz magával hozta a kultúra és a sport fejlődését is.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Minden nap közlekedik, a csúcsidőszakban sűrűbben.
Aynı zamanda hizmetlilere hizmet yerini kendi kurma imkanı veriyor.Lehetőség lenne a tulajdonosok saját munkájára is.