Bu, şeytanları öldürmüyor ama yüksek derecede acı veriyor.أنها لا تقضي على الألم، ولكنها لاتقضي علي الالم، بل تجعل من السهل تحمله.
Saçınız Sizi Ele Veriyor!"ما أبهى شعره!"...
Taberi Tarihi'ne göre Muhammed Aişe'ye şöyle dedi: "Ey Aişe; sana müjde veriyorum.ورد في جامع الترمذي من حديث أنس بن مالك قال: "كان النبي إذا كربه أمر قال يا حي يا قيوم برحمتك أستغيث ".
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.كانت مهمة المختبر تصميم وبناء أول أسلحة ذرية.
Yasa, üniversitelerde baş örtüsüne izin veriyordu.المسئولية تبدأ من القبول في الكليات.
Onun için İranlılar ilk insana Kil Şah adını veriyorlardı.بل في الواقع، هم أول من دعوه راي .
Bir gün bir şey çıkana kadar ona kaçma şansı veriyor.إلا أنها قد تتكرر إلى أن يخرج أحدهم منتصراً.
Sana yarına kadar mühlet veriyorum.سأمهلك حتّى الغدّ.
Gaga her zaman konuşulacak malzeme veriyor.Gaga sempre nos dá algo sobre o que falar.
Hard Candy için Madonna, en iyi yapımcıların kendisini oyuncak yapmasına izin veriyor." yorumunu yaptı.Para Hard Candy, ela mesma deixa que os produtores façam dela um brinquedo".
İki imparatorluk ekonomik, askeri ve politik olarak Finlandiya'ya çok önem veriyorlardı.Os dois impérios tinham interesses políticos, econômicos e militares na Finlândia.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.Ele (ou seu exército) demonstrava, porém, pouca disposição para lutar.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?Se me falasse eu via que menti. - Menti, diria ao coração, - menti!
Bütün paramı size veriyorum.Nos dê o dinheiro AGORA.
Şimdi içeride hesabını veriyorlar.Os pagamentos são registrados no seu interior.
Jack, Kyle'a oyunculukta yardım ederken Kyle da Jack'e gitar dersleri veriyordu.Kyle ensinou Jack a tocar guitarra, em troca de que Black lhe ensinasse a atuar.
Bu dönemde Barrett ve Gilmour beraber akustik konserler veriyorlardı.Também por volta desta época, Syd Barrett e David Gilmour ocasionalmente tocaram shows acústicos juntos.
Ben şu an kendisine hak veriyorum.Eu o conheci quase agora.
Her zaman bana kadroda yer veriyor.Contudo, ele sempre me ligava em casos assim.
Kitabın ilk bölümlerinde King kendisinin kısa bir hayat hikâyesi eşliğinde yazma serüvenine yer veriyor.Na seção dedicada a ele, King resume alguns dos contos da coletânea.
Bu cemiyet, halkın bağışları ile donanmaya destek veriyordu.A mesma depende de doações da população naviraiense.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Todo mundo tem suas próprias decisões a tomar.
Fotoğraflar, varsayılan olarak birkaç basit kontroller içine karmaşık düzenleme araçları veriyor.Fotos disponibiliza complexas ferramentas de edição com vários controles simples por padrão.
Kim, neden bir anahtar veriyor?Viu só por que te batem, Chaves?
Her tarafı surlarla çevrilmiş olan şehir, düşmanlarına göz dağı veriyordu.A cidade, que se encontra rodeada de altos montes, apresentava um grande obstáculo para os atacantes.
(Fince: Jokelan koulukeskus) Okul ortalama 450 öğrenciye eğitim veriyor.Orsini estima que tenha dado aulas para mais de 4000 estudantes.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Realizou um trabalho extensivo de monitoramento do subsolo em testes nucleares.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.João não estava disposto a enfraquecer sua autoridade na França dessa maneira.
Ara süratlerde ise yüksek torku ve gücü, motosiklete her an hızlanma kabiliyeti veriyor.Por outro lado todo corpo é permeável para qualquer forma de energia e velocidade superiores à sua.
Cephane için para istiyorsunuz, veriyoruz, bitmiş olması lâzımdı.Note-se só se equipa ammo (munições) para se atirar, dar, etc, não é necessário equipar para recarregar.
Bu da güçlü bir ışık veriyordu.E também precisava de um visual forte.
Gelecekte yapacakları çalışmalar için ilham veriyordu.Nós iremos encoraja-la em seus esforços futuros.
Julia kızına bir öpücük veriyor.Júlia dá um beijo na filha.
Mutsuz olduğumda, arkadaşlarım bana cesaret veriyor.Quando estou triste, meus amigos me encorajam.
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.De Romeinen noemden het eiland Hibernia.
Buna karşın antlaşma, yeraltında nükleer denemeye izin veriyordu.Het verdrag stond ondergrondse kernproeven echter wél toe.
5 yaşındayken piyanoda beste yapmaya başladı ve 10 yaşında bir orkestra ile konserler veriyordu.Op zijn vijfde begon hij met componeren op de piano en gaf concerten met een orkest op de leeftijd van 10.
Arthur sonunda son nefeslerini veriyordu.Dan blaast Michael zelf zijn laatste adem uit.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Het gaf Augustus het recht om de Senaat bijeen te roepen.
Bunun yanında ona sadece kısıtlı miktarda güç veriyordu.Dit lukte hem slechts in geringe mate.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Hij geeft hun nog één kans.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.Het is belast met de controle van de burgemeester van Londen.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Dit had een slecht effect op zijn huwelijk.
Bu protokol, ARPANET üzerinden dosya aktarımına izin veriyordu.Daarvoor wilde ze dossier per dossier steun zoeken in het parlement.
İnce ve boyu uzatılmış figürler esere ilahi bir hava veriyor.Levende en net dode dieren verspreiden een zeer sterke lucht.
Saçınız Sizi Ele Veriyor!Hij schenkt het haar.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Iedere dag neemt ge weer de vaat ter hand.
Ancak L'e baştan beri bazı açıklar veriyordu.ATO vroeg vanaf het begin veel vergunningen aan.
Görüntü yönetmenleri estetizme özellikle önem veriyorlardı.De stichters hadden vooral interesse voor opvoedkunde.
Çok bilmiş küçük kızı Julie, birçok kez ona akıl veriyor.Ook praat zijn dochter Mina vaak over hem.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?Laat mij niet mijn lot beslissen: zoo ik mocht, ik durfde niet.
Her ülke kendi kararlarını kendisi veriyor.Elk land maakt daarbij een eigen selectie.
Her zaman bana kadroda yer veriyor.Ze zegt dat je zoiets altijd aan het toeval moet overlaten.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Dit record hield elf jaar stand.
Niçin ödeme yapılması konusunda talimat veriyorsunuz?Waarom zijn wij aan recht gebonden?
Kim, neden bir anahtar veriyor?Maar van waar kwam de sleutel?
Ana madde: Taliban Taliban'ın güçlenmesi, Amerikan askerleri ve onların müttefiklerine zarar veriyordu.De tactiek van de Taliban was vooral om zich verborgen te houden voor de Amerikanen en haar bondgenoten.
6-0 biten tie-breakte kendime aptalca birşeyler yapma diye temkin veriyordum.Verder zorgde de 6-in-6-uitlaten voor een uniek geluid.
"Corpus Christi Selena'ya büyük doğum günü hediyesi veriyor".In Corpus Christi staat een herdenkingsmonument voor Selena.
Sofistler aldatılmış olanları savunmak amacıyla bilgelik dersleri veriyorlardı.Sofisten verdienden geld door les te geven.