Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?Nescio, sed fieri sentio et excrucior (Odio e amo, forse mi chiederai come sia possibile?
Renee, Xander'ın kollarında trajik bir biçimde can veriyor.Felicissimo, Jeremy muore tra le sue braccia.
Bu, şeytanları öldürmüyor ama yüksek derecede acı veriyor.Non vuole ferire nessuno dei due, ma soffre terribilmente.
Bu görev için muhteşem bir gemi yaptırmaya söz veriyorum."Poteva guidare bene una nave cargo".
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Può sparare in continuazione o caricare un colpo molto più potente.
Hayatlarındaki, aşklarındaki ve işlerindeki azimlerini görmek bana ilham veriyor."E conosceva tutto quello che c'era da conoscere riguardo all'amore e i suoi intrighi."
Hıristiyanların da dahil olduğu gayr-i Müslimler, Müslümanlardan daha fazla vergi veriyorlardı.I cristiani continuarono ad essere soggetti a una tassazione più alta rispetto ai musulmani.
Artık yeter, para veriyoruz!Questo è tutto quello che c'è, goditelo!
Neden ABD hükümeti insanların silah sahibi olmalarına izin veriyor?Почему правительство США разрешает людям владеть оружием?
Onlar özgürlük için mücadele veriyorlar.Они сражаются за свободу.
Gitmene izin veriyorum.Я разрешаю тебе пойти.
Söz veriyorum, ben bu oturumu unutmayacağım.Обещаю, я не завалю эту сессию.
Doktorlar günde üç öğün beslenmeyi salık veriyorlar.Врачи советуют трёхразовое питание.
Motive olmaya çalıştığım şu zaman diliminde bana rahatsızlık veriyorsun.Ты мешаешь мне сосредоточиться.
Bu evdeki sessizlik ve huzur ruhuma dinginlik veriyor.Тишина этого дома меня очень успокаивает.
Sana söz veriyorumЯ тебе зуб даю .
Bu dönemde Barrett ve Gilmour beraber akustik konserler veriyorlardı.Также в это время Барретт и Гилмор иногда давали совместные акустические концерты.
2 disk doğru hızda döndüğünde, pencerelerin ve resimlerin senkronizasyonu hareketlendirilme efekti veriyordu.Когда два диска вращались на нужной скорости, синхронизация окон и изображений создавали анимационный эффект.
Birçok kişi bu soruya %95 cevabını veriyor ama doğru cevap yaklaşık %2'dir.Большинство ответит, что примерно 95 %, однако правильная вероятность лишь около 2 %.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.Среди гостей должен быть и мэр Лондона.
Koyunlar yün veriyordu.Они разводили овец.
Bu da size yüceliğe kavuşma umudunu veriyor.И вы должны дать им эту надежду.
Jack, Kyle'a oyunculukta yardım ederken Kyle da Jack'e gitar dersleri veriyordu.Кайл научил Джека играть на гитаре, а Джек помог ему с актёрским мастерством.
Şirvanşahlar ve Derbent emirleri bu baskınlara karşı mücadele veriyorlardı.Их соперницами по решающей игре выступили Ясмин Вёр и Элени Данилиду.
Çağımızın av borusu, sözcükler sanatında bizimle ses veriyor.Рог времени трубит нами в словесном искусстве.
Biz, onlara ancak günahları artsın diye mühlet veriyoruz.Уже мы были от него в одной только версте.
Bu kamera bile insana tedirginlik veriyor filmde.Почему возмущает отражение этого в фильме?
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.Она соглашается дать ему ещё один шанс.
Muhammed hüküm veriyor, muhakeme için gelenlerin davalarını neticeye bağlıyordu.Мухаммад сказал, что курайшиты больше не нападут на мусульман.
Hepsi bana çok yardımcı oluyor ve destek veriyor.И обещали всячески помочь и поддержать.
Bu onun 11 yıllık kaybetmeme rekoruna son veriyordu.Рекорд держался в течение 11 лет.
Giriş sayfasında şu tanıtım yazısı yer alır: "Gemide birçok farklı hayat varolma savaşı veriyor.На плиту нанесена памятная надпись: «Чествование разнообразие есть чествование жизни.
Oldukça seri ateş edebiliyor ve en yüksek hasarı veriyor.Могут нанести значительный урон, и лучше расстреливать их издалека.
20. yüzyılın başlarında benzer bir kılavuz, dört tarif veriyor.Подобное руководство, вышедшее в начале XX века даёт четыре рецепта приготовления шоколадного ликёра.
Neill, ayrıca öğrencilerine ekstra "özel dersler" de veriyordu.Нилл также проводил частные уроки с учениками.
11 yıldır mücadele veriyoruz.С 11 лет начал заниматься борьбой.
McDonald's bugün, 119'dan fazla ülkede 34.000'den fazla restoranla hizmet veriyor.Сейчас у корпорации McDonald’s больше 30 тыс. заведений в 119 странах мира.
Artık yeter, para veriyoruz!Берут — хорошо, дают деньги.
Ancak L'e baştan beri bazı açıklar veriyordu.С другой стороны, h- в начале слова сохранилось.
Savunma Konseyi ana silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretimi konusunda kararlar veriyordu.Земля установила эмбарго на производство и продажу современного оружия.
Bu sistemde sermaye sahibi hammaddeyi evlerinde çalışmak isteyenlere veriyor.Это был подарок для хозяев дома, в котором они будут жить.
Kaba işçilikle yapılmış taş işlemeciliği saraya sert ve güçlü bir atmosfer veriyordu.Рустованный каменный фасад придаёт дворцу могущественный и суровый вид.
Saçınız Sizi Ele Veriyor!Что у тебя руки то дрожат!
Caddesindeki dükkân sahipleri kendisini pek iyi tanımıyorlar ama geçerken selam veriyorlar.Они заявляют, что не знают Заблона близко, но всегда здороваются с ним, когда тот проходит мимо.
Bolşevikler eğitime çok önem veriyordu.Большевики придавали большое значение этой забастовке.
Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu.وكان يعطي كل وقته الذي يتبقي خارج المدرسه إلي المجله.
Romalılar İrlanda'ya Hiberniya adını veriyorlardı.الرومان كانوا يشيرون إلى ايرلندا باسم هيبرنيا.
Tak diye emir veriyor ben de şak diye selamı çakıp emri uyguluyorum" demişti.قد يقصد من «بني صبر» : بني صبر (أرحب) بني صبر (بدبدة) بني صبر (بني مطر) بني صبر (ذمار) بني صبر (نهم)
İki imparatorluk ekonomik, askeri ve politik olarak Finlandiya'ya çok önem veriyorlardı.كان لكلا الامبراطورتين مصالح سياسية واقتصادية وعسكرية في المنطقة الفنلندية.
Bütün Londralıların belediye başkanı olacağıma söz veriyorum.انتخب عمدة لندن.
Merkez teröristlik ve ayrılık Ukrayna’da faaliyetlere ozel önem veriyor.يولي المركز اهتماما خاصا للنشاط الإرهابي والانفصالي في أراضي أوكرانيا.
Ama sonra ona bir şans daha veriyor.وأعطاها فرصة أخيرة واحدة.
Ve Sunnydale'a dönmeye karar veriyor.ثم قرر العودة إلى ميلدجيفيل.
Bu cemiyet, halkın bağışları ile donanmaya destek veriyordu.هذه الجمعية تدعم الأسطول عن طريق تبرعات الشعب .
Spora verdiği önemi kültür ve sanat etkinliklerine de veriyordu.سوف يكون للانسحاب تأثير على الرياضة والثقافة.
Calvin o tarihlerde Cenevre'de zayıflayan gücünü korumak için mücadele veriyordu.لسوء حظ سيرفيت، كان كالفين في هذا وقت يحارب لإبقاء قوته الضعيفة في جنيف.
Ödül kabul konuşmasında "Bu çok, çok çabuk oldu ve söz veriyorum ki yetişeceğim." sözlerini kullandı.وفي كلمته أثناء قبول الجائزة أشار قائلا " هذه جائزة سريعة جدا جدا وأَعِدكم أنني سوف ألحق بها".
Hepsi bana çok yardımcı oluyor ve destek veriyor.يأتي بجميع الأشياء الأخرى التي تدعمه وتؤيّده.
Koyunlar yün veriyordu.والنحل يثمرها.
Kaderimsin Söz Veriyorum Dur Dinle Sevgilim Ne Bilirdim ki?مشكاة خير هدت روحي لأفعالي فمن أكون؟ وماشأني؟ ما أملي..