Koroya vaaz veriyorsun.You're preaching to the choir.
Yeni bir termostan içilen çay biraz metalik bir tat veriyor.Tea, drunk from a new thermos, tastes a little metallic.
O da harika tad veriyor.It tastes great, too.
Tom spor psikolojisi dersi veriyor.Tom teaches sport psychology.
Tom aşırı tepki veriyor.Tom is overreacting.
Ona neden bu hediyeyi veriyorsun?Why you give him this gift?
Müşterilerimize değer veriyoruz.We value our customers.
Annem sinemaya gitmeme izin veriyor.My mum let me go to the movies.
Julia kızına bir öpücük veriyor.Julia gives a kiss to her daughter.
Söz veriyorum.You have my word.
Yediye kadar dönmüş olacağım, söz veriyorum.I'll be back by seven, I promise.
İşçilerimin erken ayrılmalarına izin veriyorum.I authorize my workers to leave early.
İşçilere şirket arabalarını eve götürmelerine izin veriyoruz.We authorize the workers to take company cars home.
Sen çocuklarının geceleri sokakta oynamalarına izin veriyorsun.You allow your children to play in the street at night.
O çalışanlarının ofiste yemek yemelerine izin veriyor.He authorizes his workers to eat at the office.
O çocuklarına saçlarını uzatmaları için izin veriyor.She authorizes her children to grow their hair long.
Müslüman çalışanlara Ramazan ayında erken çıkış izni veriyorlar.They authorize Muslim workers to leave early in Ramadan.
Kız kardeşin orada ders veriyor mu?Does your sister teach there?
Sen bize fikirler veriyorsun.You give us ideas.
Biz onlara ne zaman soru sorsak onlar hemen cevap veriyor.They answer us whenever we ask them questions.
Söz veriyorum seni koruyacağım.I promise I will protect you.
Seni koruyacağıma söz veriyorum.I promise I will protect you.
Gitmene izin veriyorum.I'm letting you go.
Endişelenme. İstediğini yapacağıma söz veriyorum.Don't worry. I promise I'll do what you ask.
Söz veriyorum. Tekrar onu asla yapmayacağım.I promise I'll never do it again.
Söz veriyor musun?Do you promise?
Yarın sabah zemini paspas edeceğime söz veriyorum.I promise I'll mop the floor tomorrow morning.
Biz bir konferans veriyoruz.We're having a conference.
Aşırı tepki veriyorsun.You're overreacting.
Hayat sana limonlar veriyorsa, limonata yap.If life gives you lemons, make lemonade.
Dur! Ona zarar veriyorsunuz!Stop! You're hurting her!
Dostluğumuza herhangi bir şeyden daha fazla değer veriyorum.I value our friendship more than anything.
Dostluğumuza değer veriyorum.I value our friendship.
Dostluğumuza oldukça çok değer veriyorum.I value our friendship a great deal.
Sana bu problemi çözmen için beş dakika veriyorum.I give you five minutes to resolve this issue.
Açık kalp ameliyatı laparoskopik girişime izin veriyor.Open-heart surgery is giving way to laparoscopic intervention.
Mutlu olacağına söz veriyorum.I promise you'll be happy.
Tom ve Mary hâlâ karar veriyor.Tom and Mary are still making up their minds.
Bu sana bir fikir veriyor mu?Does that suggest something to you?
O benim öğrencimdi. Şimdi çocuklarıma ders veriyor.He was my student. Now he teaches my children.
Bir saatten az bir zamanda döneceğime söz veriyorum.I promise I'll be back in less than an hour.
Dişim bana inanılmaz acı veriyor.My tooth is giving me unbelievable pain.
Bu kendinize bir hediye veriyorsunuz gibi görünebilir.That might look like you're giving yourself a gift.
Bu kendine bir hediye veriyorsun gibi görünebilir.That might look like you're giving yourself a gift.
O bana ders veriyor.She is teaching me.
Yarın onları ona veriyorum.I'm giving them to him tomorrow.
Kim aşırı tepki veriyor?Who's overreacting?
Ben aşırı tepki veriyorum.I'm overreacting.
Biz aşırı tepki veriyoruz.We're overreacting.
Tom'u yalnız bırakmaya söz veriyorum.I promise to leave Tom alone.
Ona zarar veriyorsun.You're hurting her.
Bana zarar veriyorsun.You're hurting me.
Onlara zarar veriyorsun.You're hurting them.
Tom'a zarar veriyorsun.You're hurting Tom.
Bize zarar veriyorsun.You're hurting us.
Söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell.
Çocuklarının sokakta oynamasına izin veriyor musun?Do you allow your children play in the street?
Tom zarar veriyor.Tom is hurting.
Tom başı ile selam veriyor.Tom is nodding.
Tom oy veriyor.Tom is voting.