Tom yarın akşam bir parti veriyor.Tom is having a party tomorrow night.
Sen olmadan ayrılmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't leave without you.
Sensiz ayrılmayacağıma söz veriyorum.I promise not to leave without you.
Partine geleceğine söz veriyorum.I promise I'll come to your party.
Tom bu akşam bir parti veriyor.Tom is having a party tonight.
Bunu bugün yapacağıma söz veriyorum.I promise I'll do that today.
Ben geç kalmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't be late.
Bunu yapmamaya söz veriyorum.I promise not to do that.
Geç kalmayacağıma söz veriyorum.I promise not to be late.
Tom'un bunu yapmasına izin veriyorum.I allow Tom to do that.
Tom parti veriyor.Tom is having a party.
Tom pazartesi akşamı bir parti veriyor.Tom is having a party Monday evening.
Tom ve Mary pazartesi akşamı bir ziyafet veriyor.Tom and Mary are having a dinner party Monday evening.
Tom tedaviye cevap veriyor gibi görünmüyor.Tom doesn't seem to be responding to the treatment.
Sami, Leyla'ya ilaç veriyordu.Sami was drugging Layla.
İşiniz iyi para veriyor mu?Does your job pay well?
Sana bir iş bulacağıma söz veriyorum.I promise I'll find you a job.
Sami, Leyla'ya tavsiye veriyordu.Sami was giving Layla advice.
Çocuklarınızın dondurma yemelerine izin veriyor musun?Do you allow your children to eat ice cream?
Çocuklarınızın dondurma yemesine izin veriyor musunuz?Do you let your children eat ice cream?
Burada bahşiş veriyor muyuz?Do we tip here?
Sami her gün partiler veriyordu.Sami had parties every day.
Sami polise bilgi veriyordu.Sami offered police information.
Tom ve Mary bir parti veriyorlar.Tom and Mary are having a party.
Sen kimsin de o kararı veriyorsun?Who are you to make that decision?
Kimsenin onu bilmeyeceğine söz veriyorum.I promise no one will get to know it.
Size ödemem gereken parayı ay sonuna kadar geri ödeyeceğime söz veriyorum.I promise to pay back the money I owe you by the end of the month.
Onu yapmaya söz veriyorum.I promise to do that.
Onu yapmak için söz veriyorum.I promise to do that.
Tom bana çok iyi para veriyor.Tom pays me very well.
Sana geç kalmayacağıma söz veriyorum.I promise you I won't be late.
Bu gece bir parti veriyorum ve hepiniz davetlisiniz.I'm having a party tonight, and you're all invited.
Hiç kimseye bir şey söylememek için söz veriyor musun?Do you promise not to tell anyone anything?
Kimseye bir şey söylememeye söz veriyor musun?Do you promise not to tell anybody anything?
Söz veriyorum kimseye bir şey söylemeyeceğim.I promise I won't say anything to anybody.
Hiç kimseye bir şey söylemeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't say anything to anybody.
Bunu yapmayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I won't do that.
Yarının daha iyi olacağına söz veriyorum.I promise tomorrow will be better.
Tom aşırı tepki veriyor, değil mi?Tom is overreacting, isn't he?
Tom önümüzdeki hafta sonu parti veriyor.Tom is having a party next weekend.
Tom ve Mary aşırı tepki veriyor.Tom and Mary are overreacting.
Tom bir parti veriyor, değil mi?Tom is having a party, isn't he?
Bu mağaza 15 gün koşulsuz iade hakkı veriyor.This store offers a 15-day, no-questions-asked return policy.
Mary öğretmenin sorusuna cevap veriyor.Mary is answering the teacher's question.
Sami bir parti veriyordu.Sami was throwing a party.
Ona telefon numaramı veriyorum.I give her my phone number.
Sami bana İslam konusunda bilgiler veriyordu.Sami was teaching me about Islam.
Sami Kuran dersi veriyordu.Sami was teaching the Quran.
Tom'un sesi huzur veriyor.Tom's voice is soothing.
Bunu bir daha hiç yapmayacağım, söz veriyorum.I'll never do that again, I promise.
Onu bu durumda görmek bana acı veriyor.It pains me to see him in such a state.
Sami'nin evi nostaljikmiş gibi bir hava veriyor.Sami's home feels kind of nostalgic.
Hafıza kartı okuyucum hata uyarısı veriyor.My memory card reader displays an error message.
Ona doğum günü partisi veriyoruz.We are giving him a birthday party.
Ona doğum gününde parti veriyoruz.We are giving him a party on his birthday.
Işık ve ses bile rahatsızlık veriyordu.Even light and sound bothered me.
Sanki bir kese kağıdının içinde nefes alıp veriyormuşum gibi ses geliyordu.It sounded as if I was breathing through a paper bag.
Kuzenime ders veriyordu.She was teaching my cousin.
Mary internet üzerinden ücretsiz yoga dersi veriyor.Mary is offering free online yoga classes.
Mary ücretsiz online yoga dersleri veriyor.Mary is offering free online yoga classes.