Bunu bir daha asla yapmayacağıma söz veriyorum.I promise never do that again.
Tom şans veriyor.Tom is giving it a go.
Hangi dersleri veriyorsunuz?What courses do you teach?
Bir öpücük ödünç alabilir miyim? Onu geri vereceğime söz veriyorum.Can I borrow a kiss? I promise I'll give it back.
Özgürlüğüne değer veriyorsan onun için savaşmak zorundasın.If you value your liberty, you have to fight for it.
Özgürlüğünüze değer veriyorsanız, onun için savaşmalısınız.If you value your liberty, you must fight for it.
Sağlığınıza ne kadar değer veriyorsunuz?How much do you value your health?
Yüksek vergiler ekonomiye zarar veriyor.Higher taxes hurt the economy.
Süt veriyorsa, o zaman annendir.If it gives milk, then its your mother.
Süt veriyor ise o zaman annendir.If it gives milk, then its your mother.
Bisikletimi hediye olarak veriyorum.I am giving my bike away.
Sana ne kadar para veriyorlar?How much are they paying you?
İşi bitirmek için ne gerekiyorsa yapman için sana izin veriyorum.I give you permission to do whatever it takes to finish the job.
Leyla, Sami'ye ilaç veriyordu.Layla was drugging Sami.
Gerçekten iş için onu giymenize izin veriyorlar mı?Do they really let you wear that to work?
Onu yarın yapacağıma söz veriyorum.I promise I'll do that tomorrow.
Tom kilo veriyor.Tom has been losing weight.
2003'te kabul edilen federal bir yasa, Meksikalılara iki dilde eğitim hakkı veriyor.A federal law passed in 2003 gives Mexicans the right to bilingual education.
Bu şehre değer veriyorum.I cherish this city.
Herkes destek veriyordu.Everyone was supportive.
Başka birine bakmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't look at anybody else.
Yardımına ve dostluğuna değer veriyorum.I value your help and friendship.
Senin dostluğuna değer veriyorum.I value your friendship.
Dostluğuna değer veriyorum.I value your friendship.
Sanırım aşırı tepki veriyorsun.I think you are overreacting.
Onu yapacağına söz veriyorum.I promise you I'll do that.
Sami veriyor ve bakıyordu.Sami was giving and caring.
Neden hâlâ Tom'un onu yapmasına izin veriyorsun?Why do you still allow Tom to do that?
Tom'a onu yapma hakkını ne veriyor?What gives Tom the right to do that?
Tom'a bunu yapma hakkını ne veriyor?What gives Tom the right to do that?
Tom'un onu yapmasına neden izin veriyorsun?Why do you allow Tom to do that?
Anne oğluna bir elma veriyor.The mother gives her son an apple.
Nerede ders veriyorsun?Where do you teach?
Bir saat içinde orada olacağıma söz veriyorum.I promise I'll be there in an hour.
O, erkek kardeşini kurtarmak için kan veriyor.,She's giving blood to save her brother.
O, kız kardeşini kurtarmak için kan veriyor.She's giving blood to save her sister.
Tom Mary'nin bunu yapmasına izin veriyor.Tom lets Mary do that.
Hâlâ Tom'un bunu yapmasına izin veriyor musun?Do you still allow Tom to do that?
Tom çocuklarına çok para veriyor.Tom gives too much money to his children.
Tom, Mary'nin istediği her şeyi yapmasına izin veriyor.Tom allows Mary to do anything she wants.
Tom'un ailesi onun istediğini yapmasına izin veriyor.Tom's parents allow him to do what he wants.
Tom her pazartesi onun bisikletini ödünç almama izin veriyor.Tom has been allowing me to borrow his bicycle every Monday.
Yarım saat içinde seninle olacağıma söz veriyorum..I promise that I'll be with you in half an hour.
Ailen hâlâ sana bunu yapmana izin veriyor mu?Do your parents still permit you to do that?
Tom'un bunu yapmasına neden izin veriyorsunuz?Why do you permit Tom to do that?
Tom şu anda Harvard'da ders veriyor.Tom currently teaches at Harvard.
Bunu yapmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't do that.
Tom ve ben biraz ara veriyoruz.Tom and I are taking a break.
Sami hayat mücadelesi veriyordu.Sami was fighting for his life.
Söylediğin her şeyi dinleyeceğimize söz veriyorum.I promise we'll listen to everything you say.
Bunu bir daha yapmayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I won't do that again.
Anne ve baban şeker yemene izin veriyor mu?Do your parents let you eat candy?
Seni bekleyeceğime söz veriyorum.I promise I'll wait for you.
Ağlamayacağıma söz veriyorum.I promise I won't cry.
Tom Mary'nin kazanmasına izin veriyor.Tom lets Mary win.
İşine değer veriyorsan ağzını hemen kapa.Just shut your mouth if you value your job.
Eve geldiğimde seni uyandırmayacağıma söz veriyorum.I promise I won't wake you up when I get home.
Eve döndüğümde seni uyandırmamaya söz veriyorum.I promise not to wake you up when I get home.
Yaptığımız şeyden Tom'a bahsetmeyeceğime söz veriyorum.I promise I won't tell Tom about what we did.
Tom'a yaptığımız şeyden bahsetmemeye söz veriyorum.I promise not to tell Tom about what we did.