Demokrasi hala olduğu için bize itaat ederseniz size su veririz demenin demokratik bir yolu var.もし私たちの望むものをくれるならば 水をやろうと言うのが 民主的な方法なのです もうそろそろ時間です
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Als je malaria hebt, krijg je kinine of een afgeleide ervan.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Dacă ai malarie, îți dăm chinină, sau un derivat al acesteia.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Falls Sie Malaria haben, geben wir Ihnen Chinin, oder manche Derivate dessen.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Ha maláriás a beteg, kinint adunk, vagy annak valamilyen származékát.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Jeśli masz malarię, dajemy ci chininę, lub jej pochodną.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.말라리아에 걸렸다면 퀴닌이나 그 대체제들을 처방할 것입니다.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Se avete la malaria, vi diamo il chinino, o un suo derivato.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Si tienes malaria, podemos darte quinina, o algún derivado de ella.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Si vous avez le paludisme, nous vous donnons de la quinine, ou un de ses dérivés.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Αν είχες ελονοσία, θα δίναμε κινίνη, ή κάτι παρόμοιο.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Ако имате малария, ние ви даваме хинин или някакво негово производно.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.Если у вас малярия, вам дадут хинин, или какую-нибудь его производную.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.אם יש לכם מלריה, אפשר לתת כינין, או איזו שהיא נגזרת שלה.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.إذا أصابتكم الملاريا، نعطيكم الكينين، أو مشتق منها.
Eğer sıtma olursanız, size kinin ya da benzer bir türevini veririz.キニーネの派生薬を投与します これが医者が習得している基本的なやり方です
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."제 아파트로 와서 15분 정도 얘기하기로 하지요. 얘기해보고 나서 어떻게 할지 봅시다"
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Kommen Sie zu meinem Apartment und wir reden 15 min, und dann werden wir entscheiden, ob wir fortfahren."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Kom naar mijn appartement en we praten 15 minuten, en dan besluiten we of we ermee doorgaan."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Přijďte do mého bytu, promluvíme si na čtvrt hodiny a pak se rozhodneme, jestli do toho půjdeme."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Przyjdź do mojego mieszkania i porozmawiamy te 15 minut, i wtedy zdecydujemy czy będziemy kontynuować."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Treci pe la mine pe la apartament şi vorbim acele 15 minute şi după aceea ne vom hotărî dacă continuăm."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Venez chez moi et on discutera une quinzaine de minutes, et nous déciderons ensuite si on veux continuer."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Venga al mio appartamento e parleremo per questi 15 minuti, e poi decideremo se procedere."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Venga a mi departamento y hablaremos esos 15 minutos, y entonces decidiremos si proseguimos."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Ελα στο διαμέρισμα μου και θα μιλήσουμε αυτά τα 15 λεπτά, και μετά θα αποφασίσουμε πώς θα προχωρήσουμε."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Елате в моя апартамент и ще говорим през онези 15 минути, а после ще решим дали да продължим."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."Приходите ко мне домой, мы поговорим 15 минут, а потом решим, стоит ли продолжать".
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi.בוא לדירה שלי ונדבר את 15 הדקות האלה, ואז נחליט את אנחנו ממשיכים."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi."نعال إلى شقتي لنتحدث لربع الساعة، ثم نقرر بعدها إذا كنا سنستكمل اللقاء."
"Evime gel, burada 15 dakika konuşur, devam edip etmemeye karar veririz" dedi.そして 話を進めるかどうかを決めましょう そうして 私はニューヨークの陰気で広い自宅を訪れ
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Ale to było jego marzenie, a my, jeśli ktoś bardzo chce coś zrobić, to najczęściej mu pozwalamy.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Dar era un vis al lui și noi, când unii chiar doresc să facă ceva, ei bine, îi lăsăm s-o facă.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Dit was echter een droom van hem en wanneer mensen echt iets willen doen, dan laten we hen meestal begaan.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.그런데, 그게 그의 꿈이었고, 우린 기본적으로 사람들이 뭔가를 정말로 하고 싶어하면, 글쎄요, 우린 그 사람들이 하게 합니다.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Nhưng đó là ước mơ của anh ấy, và khi mọi người mong muốn làm điều gì đó, chúng tôi sẽ để họ làm.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Но това му беше мечта и ние, най-общо казано, когато хората искат да направят нещо, ние просто им разрешаваме.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.Но это его мечта, и когда люди реально хотят чего-то, мы в основном поддерживаем их.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.אבל זה היה החלום שלו, ואנחנו, כשאנשים ממש רוצים לעשות משהו, אנחנו בדרך כלל נותנים להם.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.لكنه حلم خاص به، ونحن، ببساطة، حينما يريد الناس فعل شئ بالفعل، حسناً، عامة نتيح لهم ذلك.
Fakat bu onun düşüydü ve genelde insanlar gerçekten bir şey yapmak istediklerinde biz onlara izin veririz.本気で何か始めたいという人には させることにしています オーキットが作ったのがこちら
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.À medida que negligenciamos as pessoas, ferimos o nosso próprio futuro.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Au point que nous négligeons les gens, nous endommageons notre propre futur.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.En la medida en que descuidamos a la gente, hacemos daño a nuestro propio futuro.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.I den mån vi ignorerar människor skadar vi vår egen framtid.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Nella misura in cui trascuriamo le persone abbiamo fatto male il nostro futuro.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Siinä määrin, että unohdamme ihmiset, me satuttamme omaa tulevaisuuttamme.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Vernachlässigen wir andere Menschen schaden wir unser eigenen Zukunft.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Като не се грижим за хората, ние вредим на собственото си бъдеще.
İnsanları ne kadar göz ardı edersek kendi geleceğimize o kadar zarar veririz.Пока мы будем игнорировать людей, мы будем вредить своему собственному будущему.
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Ako ľuďom umožníme platiť za hudbu?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Bagaimana caranya kita membiarkan orang-orang membayar untuk musik?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Chúng ta để mọi người trả tiền cho âm nhạc bằng cách nào?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Come consentiamo alla gente di pagare per la musica?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?"" Comment permettre aux gens de payer pour la musique ? "
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""¿Cómo dejamos que la gente pague por la música?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Como é que deixamos as pessoas pagar pela música?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Cum sa lăsăm oamenii să plătească pentru muzică?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Hogyan hagyjuk az embereknek, hogy fizessenek?"
"Insanların müzik için para ödemelerine nasıl izin veririz?""Hur låter vi folk betala för musik?"