Bir enzimin verimliliği kcat/Km olarak ifade edilebilir.酶的催化效率可以用kcat/Km来衡量。
1826 yılında Benoit Fourneyron yüksek verimli (80%) dış akışlı su türbinini geliştirdi.在1826年,伯努瓦·富爾內隆(法语:Benoît Fourneyron)開發出了高效能(80%)離心轉動的水輪機。
Hithlum soğuk ve yağmurlu, buna karşın çok verimli bir araziydi.希斯隆氣候寒冷和多雨,同時亦是十分肥沃。
Ancak, çoğu durumlarda bzip2, 7z ve RAR formatlarının şıkıştırma verimliliğine yaklaşmaz bile.在有些情况下,按照绝对压缩效率来讲bzip2不如7z和RAR格式。
1796 Gauss için oldukça verimli bir yıl oldu.1796年的約克號。
Çok verimli bir bölgedir.這是一個很有意思的領域。
Gelmiş geçmiş en verimli öğretmendir.她是最年长的博士学位获得者。
Bir yazılım takımında bilgi alışverişinin en verimli ve etkin yöntemi yüz yüze iletişimdir.在开发小组中最有效率也最有效果的信息传达方式是面对面的交谈。
Kamu politikası, sorunları verimli ve etkili bir şekilde çözerken, adalete hizmet eder.以持咒三密之功,消除烦惑,则为正义。
Verimli, açıkta yetiştiriciliğe uygundur.設教鄉中,素好義,能為人排解。
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.第二艘太空船聯盟11號與太空站對接,太空人在太空站內逗留了23天。
Ancak, toplam faktör verimliliği çok az artmıştı.然而,全要素生產率的增長實際上微乎其微。
Sistemlerden yararlanma ve verimlilik gelişmeleri çoğunlukla %10-20’lik bir fayda artışı sağlar.原先利用率只有10-20%的系统利用效率增加了。
Bugüne kadar tasarlanan en verimli motorlardır.那是被認為至今最快的肌肉車之一。
Sınırları içerisinde verimli topraklarda seracılıkta yapılmaktadır.這四圍的邊界以內,要作你們的地。
Ülkenin hemen hemen en verimli toprakları bu bölgededir.全國最高的建築物大多集中在這地區。
ARM Cortex-A8 CPU'yu bir PowerVR GPU ile birleştirir ve güç verimliliğini vurgular.ARM Cortex-A8 CPU가 PowerVR GPU와 결합되어 전력의 효율성을 강조한다.
En yüksek verimli elektrik motoru: %90'dan daha fazla.가장 효율적인 모터의 효율은 98%가 넘는다.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.70년대 이후로 가장 좋은 성적이었다.
Verimlilik düşüktür.효성이 뛰어났다.
Ancak bu yöntemin verimlilik ve güvenlik açısından bazı sakıncaları da vardır.이러한 점(占)의 말이나 점법의 정신을 해설한 것이 《역경(易經)》이다.
2. Verimliliği arttırmak.3: 확장 가능.
UK Design Council Efficiency Award (Birleşik Krallık Tasarım Konseyi Verimlilik Ödülü).“미국의회의원협회 FAQ” (영어).
Kavramsal model sistemi açıklarken verimli ya da etkili olacak mı?흔들리거나 진동 상태에서 기계적인 성능이 우수하다.
İlin ovaları az, fakat çok verimlidir.자성이 약하지만 여러 용도로 활용이 용이하다.
Geri kazanım verimliliği %70-80 civarındadır.치사율은 70 ~ 80%로 매우 높다.
Vangelis bu konuda "Ben bunun daha verimli ve ilginç olduğunu hissediyorum.밀리어스는 이런 작명에 찬성하며 "전 너무나 큰 과찬과 명예를 받았습니다.
Arazisi çoğunlukla düz ve verimlidir.자작나무과의 목재는 일반적으로 단단하고 무겁다.
Bu açık ara kullanılan en verimli yöntemdir.지공주의로 가는 방법 중에서 가장 이해하기 쉬운 방안이다.
Daha yüksek bir işçi verimliliğini özendirmek için, pek çok ağa çok sayıda köleyi salıverirdi.노동 생산성을 올리기 위해 여러 지주들이 많은 수의 노예를 해방시켰다.
Termodinamik verimlilik.다산네트웍스.
Hızlı ve verimli iş görme.하지만 꼼꼼하지 못하고 유능한 사업가는 아니다.
Verimli toprakların ülkesi Güneşinin bizi beslediği.태양과 비옥하게 자란 토양으로 우리를 먹여 살리는 땅.
Klasik yöntemlere göre çok çok verimlidir.즉 비용적인 측면에서도 종합적으로 역시 장점으로 작용된다.
Bu kapsamda 2007 “Yılın Verimli İş Adamı” Umut Oran seçilmiştir.בשנת 2007 הוגדר על ידי BusinessWeek "איש העסקים של השנה".
Verimliliği artırır.מקסם את היעילות.
Bir yazılım takımında bilgi alışverişinin en verimli ve etkin yöntemi yüz yüze iletişimdir.הדרך האפקטיבית והמספקת ביותר לשיתוף מידע בקבוצת הפיתוח היא שיחה פנים מול פנים.
Daha yüksek bir işçi verimliliğini özendirmek için, pek çok ağa çok sayıda köleyi salıverirdi.כדי לעודד תוצר גבוה מהעובדים, בעלי אדמות רבים שיחררו מספר גדול של עבדים.
Bu yüzden 914 yılından sonra verimli bir sistem olarak devam etmediği düşünülmektedir.כתוצאה מכך, במשך תקופה של 11 שנים (עד 1413) לא הייתה סולטנות עות'מאנית בפועל.
Yağmurun bol olsun, tarlaları verimli kılan.נות בראה את הגשם וגב ברא צמחים.
Ancak bunlardan çok daha verimlidirler.עם זאת הם הרבה יותר רזים מהם.
Tepe, günümüzde bile son derece verimli bir ovada yer almaktadır.אירוע זה מצוין עד היום בצום גדליה.
Çok verimli sayılmazlar.אינם יוצלחים במיוחד.
Bazı araştırmalar ortaya koymaktadır ki mutluluklar verimli bir şekilde ölçülebilir.ישנן בהחלט מספיק ראיות על מנת שההיפותזה תילקח ברצינות.
Verimli işlerle uğraştı.הוא עסק בשיט.
PDU'lar verimli olmaları için ikili olarak kodlanmışlardır.שני תוארי ה-MVP בהם זכה בהחלט ראויים לו.
Kariyerinin en verimli şeklinde sezona başladı.Започва сезона в най-добрата форма в кариерата си.
Migren ağrısı ile çalışmaya devam edenlerde ise yaklaşık üçte bir oranında iş verimliliği azalmaktadır.При тези, които ходят на работа с мигрена, ефективността намалява приблизително с една трета.
Migren, önemli derecede hem tıbbi masraflara hem de verimlilik kaybına neden olmaktadır.Мигрената е значителен източник както на медицински разходи, така и на загуба на производителност.
En verimli dönemi 70'li yıllardır.Най-успешните години за клуба са 70-те.
Bayes ağları üzerinde çıkarsama ve öğrenme yapan verimli algoritmalar vardır.Съществуват ефикасни алгоритми, които изпълняват логически извод и обучение над бейсови мрежи.
Bilgi ürünlerinden kazanç sağlamanın en verimli yolu paketlemedir.Какви са най-ефективните начини за съхранение на информация?
İkinci mürettebatı Soyuz 11 ile istasyona ulaştı ve 23 gün kalarak verimli çalışmalarda bulundu.Вторият екипаж на станцията е изстрелян със Союз-11 и остава на борда на станцията 23 денонощия.
1979 yılı onun için verimli bir yıl oldu.До 1979 г. за преминаването му се е плащала такса.
Verimli işler yapacağına inanıyorum.Тя извършва общественополезна дейност.
Bu yıllar onun için verimli bir yazarlık dönemi oldu.Тези книги дълги години бяха за нея източник на истинска радост.
Annelik, doğurganlık ve verimlilik sembolüdür.Символ е на плодородието и родителските грижи.
Yapay zekâ daha verimli ve karmaşık bir hal aldığından giderek önem kazanmaktadır.Изкуственият интелект става все по-важен, тъй като става все по-ефективен и сложен.
Diğer araştırmacılar ise "tepeden inme yaklaşım"ın daha verimli olduğunu öne sürmüşlerdir.Други твърдят, че подходът „отгоре-надолу“ би бил по-достижим.
O, bu aracı en verimli şekilde kullanmak zorundadır.Този метод е икономически най-ефективен.