Ben de kağıt dosyanın üzerine yazdım, ve verilere bakmaya başladım.So I wrote at the top of the manila folder, and I started looking at the data.
O zaman, ülkelere ve belirli materyal ve verilere göz atarak başlayalım.So let's start getting into the countries and into the specific material and data.
Başka türlü açıklayamıyorum, istatistiksel verilere ve konunun özüne baktığımda.Because I can't explain otherwise, when I look at the figures, what's going on.
Milyarlarca dolar... Kullanmak için çok geç olan verilere...Billions and billions of dollars for data that it's too late to use.
O verilere Eylül'de ihtiyacım var.I need that data in September.
O verilere Ekim'de ihtiyacım var.I need that data in November.
Gerçek şu ki verilere bakacak olursakWell, the reality is, if you look at the data,
Bizim, verilere uyan modern bir kavram oluşturmamız gerekli.We have to have a modern concept, which fits to the data.
Bazı verilere bakalım.Let's look at some data.
Plasma Veri Motorları tarafından yayınlanan verilere gözatExplore the data published by Plasma DataEngines
Akamai her üç ayda bir raporunu küresel sunucu ağında toplanan verilere dayanarak hazırlıyor.Each quarter, Akamai publishes its report based on data gathered across its global server network.
Resmi verilere göre, Hırvatistan-Slovenya sınırını her yıl 55 milyondan fazla insan geçiyor.According to official data, more than 55 million people cross the Croatia-Slovenia border each year.
Sağlık bakanlığının açıkladığı verilere göre, tütün tüketimi 1990 yılında sonra artış kaydetti.According to data provided by the health ministry, tobacco consumption increased after 1990.
Yeni verilere göre çok sayıda Sırp aşırı yoksulluk içinde yaşıyorNew data suggests many Serbs still live in extreme poverty
Geçmiş yıllardaki rakamlar bütünlüklü olmayan verilere dayanıyordu.Figures in past years were based on incomplete data.
Verilere Göre BH'deki Dış Yatırımlarda Teşvik Edici Artış VarData Shows an Encouraging Rise in Foreign Investments in BiH
Resmi verilere göre ülkeyi yaklaşık 13 milyon yabancı turist ziyaret etti.Around 13 million foreign tourists visited the country, according to official data.
İşte bu yüzden BH’nin yeni verilere ihtiyacı var", dedi.That is why BiH needs fresh data," said Pierre Mirel, the EC's director for the Western Balkans.
Resmi verilere göre, Eylül ayında ortalama aylık ücret 380 avroydu.According to official data, the average monthly salary in September was 380 euros.
Resmi verilere göre, çalışma yaşındaki Romanlar arasındaki istihdam oranı %50'nin biraz üzerinde.The employment rate among working age Roma stands at just over 50%, according to official data.
STK, verilere göre Temmuz 1995'te Srebrenica'da 6 bin 886 kişinin öldüğünü ileri sürüyor.The data suggests that 6,886 people were killed at Srebrenica in July 1995, the NGO said.
Karadağ’da turizm ile ilgili verilere tamamen de güvenmemek gerekiyor.All data on tourism in Montenegro must be taken with a grain of salt.
Resmi verilere göre Sırbistan'daki 8 milyon kişiden 800 bini çalışmıyor.Official data suggests that out of 8 million people in Serbia, 800,000 are not working.
Bazı resmî verilere göre kadın cinayetleriFemicide statistics according to some official data
Bu yemekler genellikle önceden haber verilerek hazırlatılır.These must usually be ordered in advance, sometimes when buying the ticket.
Sadece bir diğer doktor bu verilere bakabilir.It’s only available to another doctor.
Her ikisi de genellikle modelleri deneysel verilere uydurarak bulunur.Both are usually found by fitting the models to the experimental data.
Bu güvenli programlarda çalışma yöntemi hiç bir şekilde gizli verilere dayanmaz.In a PC-secure program, the execution path does not depend on secret values.
Tarihsel verilere göre, Araplar bugünkü Kusar Rayonu topraklarına ulaştı.According to historical data the Arabs reached a territory of present Qusar Rayon.
Tüm dönem için oldukça iyi verilere dayanmaktadır.It is based on fairly good data for the entire period.
burada b, ölçülen verilere bir çizgi uydurularak ampirik olarak belirlenebilen bir sabittir.where b is a constant that can be determined empirically by fitting a line to measured data.
Oraya, Cilix'in adı verilerek, Kilikya denir.The land was called Cilicia after him.
Ana hedef, dünya çapında mevcut olan verilere şeffaf ve dağıtılmış şekilde erişim sağlamaktır.The main goal is to allow transparent and distributed access to data available worldwide.
Astrometrik verilere ek olarak, MPC küçük gezegenlerin ışık eğrisi fotometrisini toplar.In addition to astrometric data, the MPC collects light curve photometry of minor planets.
Daha sonra 2.400 ağaçtan alınan verilere dayanan istatistiksel modelleme kullanıldı.They then used statistical modelling based on data from 2,400 trees.
Yetişkin ülke nüfusunun beşte biri resmi verilere göre AIDS hastalığına yakalanmış bir konumdadır.Rund ein Siebtel der erwachsenen Bevölkerung ist nach offiziellen Angaben von der Krankheit betroffen.
Ama buna ilaveten sırasal ölçekli verilere eşitlik ve eşitsizlik işlemleri de anlamlı olarak uygulanabilir.Dabei kann es sich sowohl um rechtliche als auch faktische Ungleichbehandlungen handeln.
Bazen direkt bir değer olarak (mesela 5 TL), bazen de yüzde verilerek (mesela %5) belirtilir.Der Abstand kann relativ (z. B. 5 %) oder auch absolut (z. B. 20 €) angegeben werden.
Daha sonraları ise düzensiz olarak üç ile dört yıllık aralar verilerek organize edildi.In jeder Folge wurde eine Etappe gezeigt, die in drei oder vier Tagen bewältigt wurde.
Bu askerlere ailelerinin istihkakı için toprak verilerek ödeme yapılıyordu.Zu ihren Unterhalt wurde den Soldaten Land entsprechend ihrem Rang zugeteilt.
Bu güvenli programlarda çalışma yöntemi hiçbir şekilde gizli verilere dayanmaz.In diesem Fall bleibt das Wahlverhalten zwangsläufig nicht geheim.
1644'te vezirlik rütbesi verilerek başdefterdar görevine geçmiştir.Dort 1644 in den Freiherrenstand erhoben.
9 Mart 1811'de vezirlik şerefi de verilerek sadrazamlık görevi verilmiştir.In diese Zeit fällt am 19. März 1918 auch die Verleihung des Ordens Pour le Mérite.
Vücut ağırlığı ayaklara verilerek, kalçalar ayakların iç kısmına konulur.Das Körpergewicht ist auf beide Beine verteilt.
2006 yılındaki resmi verilere göre nüfusunun % 61.2 kentlerde,% 38.1'i kırsal alanda yaşamaktadır.En 2002 61,2% de cette population vit dans des zones urbaines tandis que 38,8% vit dans des zones rurales.
Aşağıdaki tablo, İslam'ın demografik yapısını 2005 yılı ortalarındaki verilere göre analiz eder.Le tableau ci-dessous donne les détails sur l'évolution démographique jusqu'en 2004.
Sadece bir diğer doktor bu verilere bakabilir.Seul un médecin est habilité à le faire.
MS-DOS işletim sisteminde "win" komutu verilerek bir program çalıştırılırdı.Ce programme se lançait depuis l'invite de commande MS-DOS à l'aide de la commande win.
2004'te kendisine "baron" ünvanı verilerek İngiltere Lordlar Kamarası üyeliğine dahil edilmiştir.Il est nommé, en 2000, baron à vie à la Chambre des lords.
Vücut ağırlığı ayaklara verilerek, kalçalar ayakların iç kısmına konulur.En effet, le poids du corps reposait exclusivement sur les jambes.
18 Şubat 1784'te ise vezirlik rütbesi geri verilerek Erzurum Valiliğine tayin edildi.Le 18 janvier 1918 il se vit remettre l'ordre Pour le Mérite.
Geminin yedi yıllık, kısa bir hizmeti oldu ve ardından görevine son verilerek yedeğe alındı.La Marine réagit et sept mois plus tard, une directive complémentaire lui reconnaît une place.
Bilinci kapalı ise koma pozisyonu verilerek yardım çağrılır.Si la personne est inconsciente il faut appeler les secours.
Bu görevler sonucunda çok değerli bilimsel verilere ulaşıldı ve Ay'dan 381.7 kilogram (842 Ib) örnek alındı.Estas misiones proporcionaron valiosa información científica y 381,7 kg de muestras lunares.
Eldeki verilere göre hamilelik sırasında kullanımının güvenli olduğu düşünülmektedir.Se cree que es seguro para su uso durante la lactancia.
Kayıt diski üzerindeki verilere ulaşılması için geçen zaman büyük ölçüde bu hıza bağlıdır.Estamos llevando a otro nivel lo que hacemos en este disco.
Kesinlik: Hareketler belirsizce değil, hakkı verilerek tam yapılmalıdır.Es un gesto que no se debe hacer, lo digo fuerte y claro.
Daha önceki dönemlere ait verilere ulaşılamamıştır.No se tendrá en cuenta los documentos que deberían haberse aportado anteriormente.
Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü.Hubo, sin embargo, un enfriamiento en ambos lados.
Daha sonraları ise düzensiz olarak üç ile dört yıllık aralar verilerek organize edildi.Por eso durante muchos siglos se intentó sin éxito demostrarlo a partir de los otros cuatro.