"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Ja heerd'n hovoriť" hanebné ", že som urobil," povedal Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Já heerd'n říkat" hanebné ", že jsem udělal," řekl Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Jaz heerd'n reči" sramotno ", da sem storil," je povedal Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Je heerd'n dire" honteuse ", que j'ai fait", dit Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Minä heerd'n sanoa" häpeällistä ", että en", sanoi Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Saya heerd'n mengatakan 'tercela', yang saya lakukan," kata Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Tôi heerd'n nói 'đáng hổ thẹn", mà tôi đã làm ", cho biết Hội trường.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Yo heerd'n decir 'vergonzosa', lo que hice", dijo Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Εγώ heerd'n πω" ντροπή "? Που έκανα", δήλωσε ο Hall.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Аз heerd'n каже" позорно ", че направих", каза Хол.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Я heerd'n сказати" ганебним ", що я зробив", сказав Хол.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."Я heerd'n сказать" позорным ", что я сделал", сказал Холл.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."أنا أقول heerd'n" المشين "، وهذا ما فعلته" وقال هول.
"Ben heerd'n 'utanç verici' deyin, ben yaptım," dedi Hall."私は、夫人ホールをheerd、"Henfreyは言った。 "などではないライク - "ミセスホールが始まった。
Beni bekleyin! Hey, saçını boyamanı kim söyledi? Ne dehşet verici bir saç şekli!Được, chúng ta sẽ còn gặp lại nhau.
Beni bekleyin! Hey, saçını boyamanı kim söyledi? Ne dehşet verici bir saç şekli!Imbécile !
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.제 일생에서 가장 놀라운 경험 중의 하나가 되었습니다.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.וזאת היתה אחת החוויות המדהימות של החיים שלי.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.الذي كان من أكثر التجارب روعةً في حياتي.
Benim için çok hayranlık verici bir deneyimdi.私は医学分野の最優秀賞を受賞しました
Benim için de gerçekten hayret verici bir deneyim oldu ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi.Foi uma experiência muito reveladora para mim.
Benim için de gerçekten hayret verici bir deneyim oldu ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi.Het opende mijn ogen en veranderde mijn kijk op het leven volledig.
Benim için de gerçekten hayret verici bir deneyim oldu ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi.제 눈을 다시 뜨게 해주었습니다. 음악은 삶에 대한 제 인식을 완전히 바꿨고,
Benim için de gerçekten hayret verici bir deneyim oldu ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi.וזו היתה גם חוויה פוקחת-עיניים עבורי ששינתה לחלוטין את השקפתי על החיים
Benim için de gerçekten hayret verici bir deneyim oldu ve hayata bakış açımı tamamen değiştirdi.私の人生観は完全に変わり バイオリニストとして成功する
Benim için en heyecan vericisi흥미로운것중에 한가지는
Benim için en heyecan vericisiMột trong những câu chuyện thú vị nhất với tôi
Benim için en heyecan vericisiאחד המקרים המרגשים ביותר עבורי
Benim için en heyecan vericisiأحدها الأكثر إثارة بالنسبة لي
Benim için en heyecan vericisiステファン・ブラッドリーという若者が
Benim için utanç verici değil.Je n'ai pas honte.
Benim için utanç verici değil.Nem szégyellem magam.
Benim için utanç verici değil. Temizlenmesi gereken şeyleri temizlemeliyiz.انا لست محرجة, يجب ايضاح الامور التي تحتاج لايضاح
Benim için utanç verici değil.Δεν είναι ντροπιαστικό για μένα.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Az én munkám egyike a legizgalmasabb munkáknak.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Il mio è uno dei lavori più esaltanti che si possano avere.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.제 직업은 세계에서 제일 좋은 직업의 하나죠.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Mam chyba najbardziej ekscytująca pracę pod słońcem.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Mein Beruf ist einer der erhebendsten, die es gibt.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Mijn werk is een van de meest opwindende banen die je kan hebben.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Mi trabajo es uno de los más estimulantes que uno puede tener.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Moje práce je jedna z těch nejvíce vzrušujících.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Mon boulot est l'un des plus exaltants qu'on puisse trouver.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Munca mea e dintre cele mai entuziasmante cu putință.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.O meu trabalho é um dos mais emocionantes que se pode ter.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Моя работа может вскружить голову.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.Работата ми е една от най-интересните работи, които човек може да има.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.העבודה שלי היא העבודה הכי מלהיבה שתוכל לקבל.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.إن وظيفتي هي إحدى أكثر الوظائف إنتعاشاً وحماسةً يمكن لأي شخص أن يحتلها.
Benim mesleğim sahip olunabilecek en mutluluk verici işlerden biri.驚くほどの才能を持った人たちと働いています
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Aku sudah sesuatu yang penting untuk mengatakan' ini terdengar menjanjikan, tentu:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Am ceva important de spus "Aceasta suna promitator, cu siguranţă:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:"Én valami fontosat mondani!" Ez hangzott ígéretes, minden bizonnyal:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:'Eu tenho algo importante a dizer "Isso soava promissor, certamente:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:Ho qualcosa di importante da dire' Questo sembrava promettente, certamente:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:"Ich habe etwas Wichtiges zu sagen 'Das klang viel versprechend, sicher:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:'Ik heb iets belangrijks te zeggen' Dit klonk veelbelovend, zeker:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:"Jag har något viktigt att säga" Det lät lovande, förvisso:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:J'ai quelque chose d'important à dire "Ce semblait prometteur, certainement:
'Ben önemli bir şey söylemek ettik' Bu kesinlikle umut verici geliyordu:"Jeg har noget vigtigt at sige, 'Det lød lovende, i hvert fald: