Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Men jeg ser også megen fattigdom, og det er temmelig chokerende, både udbredelsen og omfanget af den.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Namun, saya juga melihat banyak kemiskinan dalam jumlah yang cukup besar baik dalam skala maupun cakupannya
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Nhưng tôi cũng thấy sự nghèo đói rất nhiều, và nó thật sự choáng, và cả số lượng lẫn mức độ.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Pero también veo mucha pobreza, y es bastante discordante, tanto en escala como en alcance.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Βλέπω όμως και πολλή φτώχεια και αυτό με ταρακουνά τόσο ως προς το μέγεθος όσο ως προς τις αιτίες της.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Але також я бачу багато бідності, і вона дуже разюча, як за своїм масштабом, так і за сферою охоплення.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.Но я также вижу много нищеты, и это просто поражает - как по размеру, так и по охвату.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.אבל אני גם רואה הרבה עוני, וזה די צורם, הן בקנה המידה והן בהיקף של זה.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.لكني أرى أيضاً الكثير من الفقر وهو منفّر بشدة، في كلا من حجم ونطاق إنتشاره.
Aynı zamanda yoksulluğu görüyorum ve bunun hem boyutu hem de kapsamı çok sıkıntı verici.その実態は 規模としても範囲としても非常に衝撃的です 初めてインドに行った時訪れた家は
Baba, bir kez deneyin. Bu biraz utanç verici ama gerginim.Ayah, Cobalah sekali ini. ini sangat memalukan dan aku sangat gugup.
Bana kalırsa bu karmaşık yapıyı anlamak oldukça heyecan verici.Myślę, że dobrze będzie, gdy zrozumiecie coś tak złożonego i wyszukanego jak Bitcoin.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Dobbiamo dare agli altri per avere successo.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.우리는 다른이들이 성공하도록 베풀 필요가 있습니다.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Muốn thành công, chúng tôi cần sẻ chia với mọi người.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Musimy dawać innym by odnieść sukces.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Necesitamos darle a otros para tener éxito.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Nous devons donner aux autres pour réussir.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.O Steven está a partilhar esta história mas não está sozinho.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Trebuie sa dam si altora pentru a fi cu adevarat de succes.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.We moeten aan anderen geven om succesvol te zijn.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Wir müssen anderen etwas geben, um Erfolg zu haben.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Для того чтобы самим добиться успеха, мы должны помогать другим.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.Нужно е да даваме на други, за да постигнем успех.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.העובדה שאנחנו באמת אוהבים אחד את השני ורוצים לדאוג אחד לשני.
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.نحن نحتاج أن نعطي للآخرين لنكون ناجحين .
Başarılı olmak için verici olmak zorundayız.だから スティーブンは物語を共有しています
"basit çözümler ile çevrili" de. Ya da en hayret verici TEDTalk için tarif:"với những giải pháp đơn giản xung quanh" hay công thức cho những bài nói TED gây sốc lớn:
Bataklıkta bir cadırda yaşıyoruz. Ama şunu söylemeliyiz ki oradaki her gün heyecan vericidir.Mas devo dizer-vos que cada dia é emocionante.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.A fost dureroasă uneori, mai ales pentru cei din jurul meu.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.A volte è stato doloroso, specie per le persone che mi erano vicine.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Bitvis var det smärtsamt, särskilt för dem omkring mig.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Czasami bolesna, zwłaszcza dla najbliższego otoczenia.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Đôi khi nó thực sự khó chịu, đặc biệt là với những người xung quanh tôi.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Doloroso a veces, especialmente para los que están cerca de mí.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Időnként fájdalmas volt, különösen a körülöttem élők számára.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.때로는 고통스럽기도 했습니다, 특히나 제 주변에 있는 사람들에게 말이죠.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Manchmal war es schmerzhaft, besonders für die mir Nahestehenden.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Někdy to bolelo, obzvlášť ty okolo mě.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Niekedy to bolo namáhavé, najmä pre tých v mojom okolí.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Parfois douloureux, surtout pour ceux qui m'entouraient.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Soms was het pijnlijk, vooral voor mijn naasten.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Terkadang menyakitkan terutama bagi orang-orang di sekeliling saya.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Včasih je bilo boleče, posebej za tiste okoli mene.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Ήταν οδυνηρό κάποτε, ειδικά για αυτούς γύρω μου.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Бувало важко, особливо моїм близьким.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.Он стал тягостным испытанием, особенно для моих близких.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.זה היה כואב לפעמים, בעיקר לאלה שסביבי.
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.وقد كانت مؤلمة في بعض الاحيان خاصة لمن هم من حولي
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.不過都有痛苦嘅時候, 特別喺對於果啲喺我身邊嘅人。
Bazen acı vericiydi, özellikle etrafımdaki insanlar için.特に私の周囲の人々にとっては 妻は1ドルの罰金を取り始めました
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Altre invece decisamente incoraggianti -- dovrà andare a scuola.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Andere dieser Abenteuer sind wunderbar ermutigend - er muss in die Schule gehen.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Certaines de ces aventures sont merveilleusement encourageantes -- il ira à l'école.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.어떤 모험들은 대단히 힘을 북돋아주기도 합니다. 학교에 가는 일 같은 것이죠.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Musi iść do szkoły.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Otras son maravillosamente esperanzadoras... tiene que ir a la escuela.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Outras dessas aventuras serão encorajadoras, ele tem de ir para a escola.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Sommige van de avonturen zijn erg bemoedigend -- hij moet naar school gaan.
Bazıları çok cesaret verici -- okula gitmesi gerekiyor.Unele aventuri sunt încurajatoare într-un mod minunat -- trebuie să meargă la şcoală.