Koka yapraklarının uyarıcı ve kuvvet verici özellikleri de vardır.De schenen van de voorpoten zijn sterk verbreed en hebben vingerachtige doorns.
İdrar artırıcı ve kuvvet vericidir.Toegenomen eetlust en gewichtstoename.
Ağrı vericidir.Hoofdpijn.
"Verici oksidaz" alıcının O2 olması halinde kullanıllır.Een goed voorbeeld is de stof zuurstof, O2.
Brown, zamanın 100 ilham verici insanlarından biri ilan edildi (2006).Istočni Drvar telt 100 inwoners (2006).
Çemen eski devirlerde, Asya'da, şehvet artırıcı ve savaşlarda cesaret verici olarak kullanılmaktaydı.Deze oud-strijders hadden voor de oorlog bij Sporting Aalst of bij Steun geeft moed gespeeld.
Oluklar endişe verici boyutlara ulaşmıştır.De etudes klimmen op in moeilijkheidsgraad.
Oyun heyecan verici oldu.Het spel werd spannend.
Arı sokması çok acı verici olabilir.Een bijensteek kan zeer pijnlijk zijn.
Heyecan verici görünüyor.Ze ziet er adembenemend uit.
O çok heyecan verici olmalı.Dat moet spannend zijn.
The Guardian, 4chan topluluğunu “çılgınca, çocukça… zekice, saçma ve endişe verici” olarak tanımlamıştır.Dziennik The Guardian nazwał 4chan „błyskotliwym, śmiesznym i niepokojącym”.
Grup üyeleri arasında güven verici ilişkiler kurulur.Pomiędzy członkami grupy powstają silne więzi.
En hayret verici şey idi...Prawda nas jeszcze zadziwi...
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Żadna nie wydaje się satysfakcjonująca.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.To jest ta część aplikacji, która umożliwia podjęcie decyzji w danej dziedzinie problemu.
Persistent Perfection."yani "İlham Verici Yenilik.Nowe magnificenye. „Nowości Illustrowane”.
Koka yapraklarının uyarıcı ve kuvvet verici özellikleri de vardır.Do części ozdób przymocowano palące się świece i lampiony.
İngiliz servisi sırasında araçlara 24 adet mühimmatın yerine telsiz vericisi yerleştirildi.W służbie brytyjskiej niektóre M7 miały zamontowane radio na miejsce 24 sztuk amunicji.
İki ordu arasında birçok çarpışma oldu ama hiçbiri karar verici olmadı.Doszło tu do kilku starć, lecz żadna z obu armii nie zdecydowała się na generalną bitwę.
En acı verici ölümlerden birisidir.Jeden z najwierniejszych śmierciożerców.
Guernica, savaş trajedilerinin ve savaşın bireyler üzerindeki acı verici etkilerinin bir özetidir.Goya przedstawia drugie, tragiczniejsze oblicze wojny.
Fethi Gürcan kendisine bağlı birliklerle radyonun Etimesgut’taki verici istasyonunu ele geçirince yayın durdu.Uwięzieni grotołazi utrzymywali łączność radiową z resztą ekipy.
Ağrı vericidir.Prawda boli.
Saltanatı umut verici bir işaretle başlamıştı.Słupek zakończony jest pierzastym znamieniem.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Powstrzymywać się od złego seksualnego prowadzenia się.
Durum hastalar yönünden de mutsuzluk vericiydi.Pogarsza także jakość życia chorych.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."Chcieliśmy czegoś świeżego i zaskakującego”.
Fakat bu muharebe karar verici olmamıştır.Bitwa nie przyniosła rozstrzygnięcia.
Bu benim için çok gurur vericiydi.Było za to niezwykle entuzjastyczne.
Beldemizde bütün telefon operatörlerinin vericileri bulunmaktadır.W nawiasach skróty nazw przewoźników obsługujących poszczególne połączenia.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.W owym czasie w Rosji było to zachowanie niezwykle odważne i ryzykowne.
Vericinin yön bulma için tasarlanmış olması gerekmez.Badanie nie musi być wykonywane na czczo.
Transferazlar için özel adlar "verici:alıcı gruptransferaz" biçiminde oluşturulur.Poprawna forma dopełniacza brzmi: Międzyzdrojów.
Pilot ışın verici kullanmayan bir sistem gücünü ışınını herhangi bir yere odaklaması açısından aciz olurdu.Pilot, bez którego ich nowego telewizora nie da się uruchomić, ulega zniszczeniu.
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.Bart har en rebellisk attityd som gjort honom till en störande elev på Springfield Elementary School.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Den syn som möter honom är fruktansvärd.
Yer vericileri yoluyla yapılan yayıncılıkta çeşitli yayın frekansları (radyo frekans, RF) kullanılır.Flera typer av transformatorer används för radiofrekvens (RF).
Marshall'ın utanç verici hikâyesi Lily'nin anasınıfında geçer.Därmed försvann Marshalls sista länk till Lily.
Bu tip vericilere sürekli dalga (CW-Continuous wave) vericileri denir.Telegrafi över radio betecknas ofta CW ("continuous wave").
Buna karşın vahşi hayattaki konumları endişe vericidir.Dock ger säkerheten kring dessa tillgångar anledning till oro.
Ne kadar utanç verici bir davranış!Det är så pinsamt...
Oluklar endişe verici boyutlara ulaşmıştır.Förvecklingarna når oanade höjder.
İktisatta ajan, bir modeldeki bir aktör ve karar vericidir.En "agent" är något som uppfattar och agerar i en miljö.
Metil iyodür, doğal olarak oluşan bir maddedir ve ozon tabakasına zarar verici özellikleri yoktur.Lin är ett naturmaterial, som inte har någon som helst skadlig miljöpåverkan.
Roman özellikle Fransa'da ilham verici oldu.Man hämtade inspiration från främst Frankrike.
Hiçbir sürümün memnuniyet verici olduğunu zannetmiyorum.Och inte en enda människa såg glad ut!
Bu isim de şifâ vericiliği temsil eder.Därav namnet direkt representativ.
Faz modülasyonlu vericiler(PM-faz modulation).Φ, bärvågens fasläge: Fasmodulering (PM).
Bu dava, ABD hukuk sisteminin utanç verici bir sayfası olarak da hatırlanır.Nedan följer en lista över de högsta rättsinstanserna i USA:s delstaters rättssystem.
Martin Luther King cesaret verici bir konuşma yaptı.För talet av Martin Luther King, se I Have a Dream.
Karar vericilere güvenlik hizmeti ve güvenlik tavsiyesi sunmak.Säkerhetstjänst och säkerhetsrådgivning till beslutande chefer.
Wolff HuffPost Live'a konuşarak, "Bu heyecan verici, kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.Вольф розповів HuffPost Live: «Це неймовірно, я почуваю себе по-справжньому щасливим.
Ajanlarının yerleri ve tepki verici davranışları, bilgisayar programlarında algoritma biçiminde kodlanmıştır.Розташування агентів і їх поведінка кодується в алгоритмічній формі в комп'ютерних програмах.
Aşılar geliştirilme aşamasında olup bazıları umut verici sonuçlar göstermiştir.Вакцини знаходяться у розробці та деякі вже показали обнадійливі результати.
Ayrıca 1420 MHz frekansı, dünyadaki telsiz vericileri için yasak bölgedir.Крім того, частота 1420 МГц є зарезервованою, і не використовується ні в якій радіопередавальній апаратурі.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Результати були несподіваними та цікавими.
Deniz suyu da yıl boyunca gayet rahatlık verici ılık ısıda kalır.Температура моря залишається теплою цілий рік.
Televizyon vericisi Elektronik filtreАктивний фільтр Електронний фільтр
Modülator katı (Bu kat CW vericilerde yoktur).В. Ципін) Дир-дир-дир-дир (техно-стьоб) (муз.