TV vericisi mevcuttur.Ваш телевизор исправен.
Modülator katı (Bu kat CW vericilerde yoktur).Вдали от творческих мук (неопр.).
Tepede iki adet radyo vericisi bulunur.В кормовой нише башни установлены две радиостанции.
Onları buraya yönlendiren içsel sesi onların zihinlerine telepatik bir vericiyle Ezdanitoff yollamıştır.Она стала их предводительницей, установив с ними телепатическую связь.
Genç şairin kesinlikle umut verici bir gelecek vardı önünde.Предводительница надеется на светлое будущее.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Стандартно оно длится около двадцати секунд.
Aşılar geliştirilme aşamasında olup bazıları umut verici sonuçlar göstermiştir.ما تزال اللقاحات قيد التطوير كما أظهر بعضها نتائج مشجعة.
Kanser tedavisinde ve gen tedavisinde kullanımları ümit vericidir.وتظهر استخدامات واعدة في علاج السرطان والعلاج الجيني.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.هذا هو جزء من الطلب الذي يسمح لصانع القرار لاتخاذ القرارات في مجال معين المشكلة.
Poldhu vericisi iki aşamalı bir devreydi.محطة الإرسال في بولدو هي دائرة ذات مرحلتين.
Allah’ı Rab olarak tanıdığımız gibi, Rezzak, Muhyi (hayat verici), Kerim ve Kadir olarak da tanırız.السر الجليل في خواص حسبنا الله ونعم الوكيل, المسمى "الجواهر المصونة واللآلئ المكنونة" مجموعة ساعة الخبر.
O gün insanlar ya nimetleri bol olan Cennet’e ya da elem verici azabın olduğu Cehennem'e gireceklerdir.تسجر جهنم أي تسعر كل يوم نصف النهار، وتسعر أحيانا في غير نصف النهار، وتسعر أيضا يوم القيامة.
O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrı’nın iradesine bağlıdır.أنا إنسان مؤمن لكن روحي ميتةهذه هي إرادة الرب.
Grup üyeleri arasında güven verici ilişkiler kurulur.وبالتالي، تنموا الثقة المتبادلة بين الأعضاء.
Bart'ın isyankâr tutumu, Springfield İlkokulu'nda onu rahatsızlık verici bir öğrenci yapmıştır.وحالة التمرد لبارت جعلته طالب مقدم في المدرسةالإبتدائية على مضض.
Koku verici olarak gıda ve parfüm sanayiinde kullanılmaktadır.ويستخدك باعتباره المسك في صناعة العطور والروائح.
Bu dava, ABD hukuk sisteminin utanç verici bir sayfası olarak da hatırlanır.وغالبا ما يستشهد على أنها مثال عن إجهاض العدالة في النظام القانوني للولايات المتحدة.
En hayret verici şey idi...Foi a coisa mais incrível ...
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Mas ainda era, por 20 segundos, realmente emocionante.
Wolff HuffPost Live'a konuşarak, "Bu heyecan verici, kendimi gerçekten şanslı hissediyorum.Wolff respondeu ao HuffPost Live, "É emocionante, eu me sinto realmente sortudo.
Peter, Quagmire ve diğer gemi arkadaşlarının düzenlediği heyecan verici müzikâl gösterinin tadını çıkarır.Peter gosta de um estimulante número musical interpretado por Quagmire e seus colegas de navio.
Koku verici olarak gıda ve parfüm sanayiinde kullanılmaktadır.É utilizado como aroma pela indústria de alimentos e de perfumaria.
The New York Times filmi "kızgın ve acı verici, ve acıyı gerçekten hissettirici" şeklinde tarif etti.O The New York Times descreveu o filme como "raiva e dor, e a dor se sente de verdade."
Şarkı Anne Karine'in sevginin yenilenme gücünü söyleyerek ilham verici bir numarası.A canção é uma balada em que Anne Karine canta sobre o poder regenerativo do amor.
2009 Ocak ayında, İngiliz gazetesi The Times Hernanes'i dünyanın en umut verici futbolcusu oldu.Em janeiro de 2009, Hernanes foi considerado o jogador mais promissor do mundo pelo jornal inglês The Times.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.As primeiras sensações são de conforto.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten şaşırtıcı ve heyecan vericiydi.Os resultados foram surpreendentes e interessantes.
Bu nedenle 1999 Nisan'ında verici susar.E por último no Sábado Animado em 2004.
Amaç, utanç vericidir, ancak mevcut hedefler için kötüye kullanılır.Era Malu, que confessa diante dos fatos ocorridos.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Tem o vício de brincar com os peitorais.
Romandaki heyecan verici maceraları övenler de vardı.E eles vivem aventuras fantásticas na mata.
Gerçekten heyecan verici.É muito emocionante.
Ne kadar utanç verici bir davranış!Que Vergonha!!
Şu an herkes stüdyoda koşturuyor, bu inanılmaz derecede heyecan verici.E durante o desenrolar do espetáculo, tudo o que existe de mais incrível acontece.
Rusya içinse durum memnuniyet vericiydi.Sua recepção na Rússia foi extremamente positiva.
Yüksek Mahkeme, temyiz kararlarında son karar verici mekanizmadır.Neste caso, a decisão tomada por este oficial é a decisão final.
Bu çocuk heyecan verici.É impressionante o talento deste garoto.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Mais uma vez, Chris sobrevive à mais um pesadelo.
Alev makinesi, kullanıcı için psikolojik, ona maruz kalan kişi için fiziksel olarak son derece acı vericidir.O seu uso intravenoso é certamente muito mais degradante para a saúde física e mental do seu utilizador.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Não passava de um brinquedo barulhento, perigoso e caro.
Bu nedenle V. grup elementlerine "verici" ya da "n tipi" katkı maddesi denir.Neste sistema de tipos, a instrução "hello" + 5 seria ilegal.
Telsiz, haberleşmede kullanılan alıcı-verici bir radyo.Digital private line, circuito usado em radiocomunicação.
Ocumak/Ocunmak/Ocutmak ise korkutmak demektir ki, ateşin korku verici olmasıyla bağlantılıdır.Porque, como visto antes, o temor/esperança refere-se ao poder, que gera felicidade.
Fakat bu muharebe karar verici olmamıştır.Ao que parece, essa controvérsia não foi resolvida.
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Os sobreviventes foram morrendo um a um em acidentes ocasionais.
Martin Luther King cesaret verici bir konuşma yaptı.O goleiro Anthony Lopes fez bela defesa.
İktisatta ajan, bir modeldeki bir aktör ve karar vericidir.In de economie is een agent een actor en beslisser in een model.
A–X + B → A + B–X Bu örnekte A, verici, B de alıcıdır.A–X + B → A + B–X In dit voorbeeld is A de donor en B de acceptor.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Het gemak waarmee hij het doet is angstaanjagend.
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Zeker in die tijd was dit een zeer zware en riskante operatie.
Öğüt verici bir üslupla yazılmıştır.Die verzon echter een list.
Bu da görünenden daha az güven vericidir.”Er waren toen weinigen die iets in Appel zagen.
Anten çeşitliliği, çoklu verici antenleri (transmit diversity) ve/ya çoklu alıcı antenleri ile sağlanmaktadır.Van reisziekte (kinetosis) zijn er verschillende vormen, de bekendsten zijn wagenziekte en zeeziekte.
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Sam krijgt weer een nachtmerrie die uitkomt.
Bu tip vericilere sürekli dalga (CW-Continuous wave) vericileri denir.Dit wordt ook wel Continuous Wave (CW) genoemd.
Ne kadar utanç verici bir davranış!Een schandelijke daad.
WKTU radyosunun verici anteni Empire State Binası’nın tepesinde yer almaktadır.De meeste radio- en televisiestations maken nu gebruik van de antenne op het Empire State Building.
Yine de 20 saniye için gerçekten heyecan vericiydi.Dan is men weer 20 seconden intensief bezig.
Bunlar Orphée'ye ilham verici gelir.Waarschijnlijk is dit een verbastering van Orleane.
İklimi keyif verici ve hoştur.De sfeer is vrolijk en uitgelaten.