Sonuç olarak düzenlemeler hoşnutluk verici, yuvarlatılmış ve bazen de tuhaf."Les résultats sont satisfaisants, parfois bizarres ».
Başvuru: 9 Mart 1918 U.S. Patent 1,148,521 "Telsiz Telgraf Vericisi".Date de dépôt : 9 mars 1918 ; (en) Brevet U.S. 1148521 "Transmitter for wireless telegraphy".
Kitabın basılması ABD’deki CIA ve FBI örgütleri için utanç verici bir durum olarak ortaya çıkar.C'est clairement une allégorie pour les CIA et FBI des États-Unis.
Martin Luther King cesaret verici bir konuşma yaptı.Martin Luther King prononçant son discours.
Poldhu vericisi iki aşamalı bir devreydi.Le broch a connu au moins deux phases d'occupation.
Beşiktaş taraftarı önünde oynamak gurur verici olacak.Jeu de go devant le paravent.
Kara delikleri, yerçekimsel dalgaların en umut verici kaynakları yapmak için birkaç özellikleri vardır.Plusieurs propriétés font des trous noirs les sources les plus prometteuses d'ondes gravitationnelles.
Ayrıca yabancı ülkelere göç, kaygı verici boyutlara ulaşmaya başladı.Sur le chemin, mon état a commencé à prendre des proportions inquiétantes.
Ne kadar utanç verici bir davranış!Quel attachement méprisable !
Nancy daha sonra 3 dehşet verici kâbus daha görür.Chez elle, Nancy fait un rapide cauchemar.
Yaşananlar dehşet verici fakat onlar kazanamayacaklar." dedi bir gösterici.Au contraire ils sont vivants, mais vous en êtes inconscients ».
Araştırmayı yapan Lipton bunun parkinson hastaları için umut verici olabileceğini söylüyor.Selon Clinton Fearon, Albert serait atteint de la maladie de Parkinson.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Ceux-ci abritaient généralement une maison bourgeoise attenante.
TV vericisi antensiz olacak değildi, bu kez de anten sorunu ortaya çıkar.Une spectrine anormale est incapable de se fixer à l'ankyrine, provoquant l'apparition de cette maladie.
(Ses kanallarından biri televizyon vericisi için, diğer üç ses ise radyo vericileri için kullanılabilir.)("Encore une question ?") de cette même chaîne TV3 lui est consacré.
Olayın Ermeni Soykırımı'nın yıldönümü olan 24 Nisan günü yaşanması üzüntü vericidir.24 avril : journée de commémoration du Génocide arménien.
Bu da tehlike altındaki diller için umut verici bir gelişmedir.C'est aussi une langue en danger.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Il ne se livrera pas à des actions violentes.
En acı verici ölümlerden birisidir.Quelles morts sont les plus généreuses.
Bunlar eğlenceli ve heyecan vericiydi."C'est brutal et excitant à cause de cela ».
Vericiye maniple denir.L'agitation est dite manuelle.
Saltanatı umut verici bir işaretle başlamıştı.Son sexennat commence sous le signe de l'espoir.
En hayret verici şey idi...C'est la plus remarquable.
Ara Frekans Radyo Frekans Televizyon vericisiFréquences des canaux de télévision Portail de la télévision Portail de la radio
Büyük ekranlardaki ilk rolü ise dehşet verici bir film olan Ghost ile oldu.Il a également fait ses débuts au grand écran dans le film d'horreur Ghost.
Koku verici olarak gıda ve parfüm sanayiinde kullanılmaktadır.Il est très utilisé dans le domaine des parfums et dans l'alimentation pour aromatiser.
Jardel'in bu takımdaki performansı da çok ümit verici değildi.Le séjour de l’équipe à Portland n’était pas inspirant.
Oyun ile ilgili çıkış yaptığından itibaren çeşitli güncellemeler ile daha da heyecan verici bir hal aldı.Depuis sa sortie, le jeu a reçu plusieurs mises à jour.
Bu şekilde verici partnerin dengesini sağlaması alıcı partnere bağlı olur.De son obtention dépend l’engagement définitif des repreneurs.
"Albümüm için heyecan verici bir şey," dedi.C'est très frustrant pour un compositeur », dit-il.
Yunan tanrıları içinde belki de en fazla utanç verici duruma düşen tanrıdır.Dieu de la Force, il est réputé le Dieu le plus puissant des divinités nordiques.
Ben heyecan verici bir hikaye okudum.Leí una historia emocionante.
Çok heyecan vericiydi.Fue muy emocionante.
Bizi en utanç verici şekilde terk ettin.Nos abandonaste de la manera más vergonzosa.
Bizi en utanç verici şekilde terk ettiler.Nos abandonaron de la manera más vergonzosa.
En hayret verici şey idi...Fue de lo más increíble...
O gün insanlar ya nimetleri bol olan Cennet’e ya da elem verici azabın olduğu Cehennem'e gireceklerdir.En ese día serán enviados al abismo del fuego, al tormento, y serán encadenados en prisión eternamente.
Ne kadar utanç verici bir davranış!¡Es tan vergonzoso!
Fry şöyle yazmıştı: "Tamamen akıllara durgunluk verici: Alma Deutscher kendi bestelerini çalıyor.Fry escribió: "Simplemente alucinante: Alma Deutscher interpretando sus propias composiciones.
İktisatta ajan, bir modeldeki bir aktör ve karar vericidir.En economía, un agente es un actor y tomador de decisiones en un modelo.
Hemotoksik ajanların sebep olduğu yaralanma genellikle çok acı vericidir ve kalıcı hasara sebep olabilir.Las heridas de un agente hemotóxico son, a menudo, dolorosas y pueden causar un daño permanente.
Şarkı Anne Karine'in sevginin yenilenme gücünü söyleyerek ilham verici bir numarası.La canción es un número inspirador, con Anne Karine cantando sobre el poder regenerador del amor.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.Ésta es la parte de la aplicación que permite la toma decisiones en un problema particular.
Kanser tedavisinde ve gen tedavisinde kullanımları ümit vericidir.Tiene un uso prometedor en el tratamiento del cáncer y en la terapia génica.
Marquinhos, Corinthians görev süresince en umut verici genç futbolcular arasında gösterildi.Marquinhos fue considerado uno de los jóvenes más prometedores en el Corinthians durante su permanencia allí.
Tedavi edilmeyen zarar verici maloklüzyon, oklüzal travmaya yol açabilir.Por lo tanto, la estimulación no nociva es capaz de suprimir el dolor.
Sevgilim Ahmet Yıldız’ın katillerinin yakalanmamış olması hayret vericidir.Me deja atónito el hecho de que todavía no hayan sido capturados los asesinos de Ahmet.
İlk eleştiriler memnuniyet vericidir.Las primicias son motivo de Gozo.
Poldhu vericisi iki aşamalı bir devreydi.El broch pasó por al menos dos fases de ocupación.
Ludwig von Mises ise diyor ki , "Emek, acı verici görülür.Así por ejemplo, Ludwig von Mises argumenta: "El valor no es intrínseco.
Bu albüm kapakları muhtemelen şu ana dek adımın karıştığı en utanç verici şeylerdir.”Es fácilmente la peor aventura animada por ordenador hasta la fecha».
O dönemde bu gayet aci verici, tehlikeli ve rizikolu bir tip proseduru idi.Es aquí donde parece haber un punto demasiado delicado o peligroso.
Bununla beraber bir çok karar vericiler riski nötr olarak ele almaz.En cambio otros siguen siendo tan aversos al riesgo que no lo hacen.
Fazla uzağa gidemedik, utanç vericiydi çünkü onlar gerçekten iyiydi.Ella no quería hacerlo, porque estaba muy avergonzada.
Martin Luther King cesaret verici bir konuşma yaptı.Martin Luther King empezó a organizar una segunda marcha.
Yeni zamanlarda da vaziyet memnunluk verici bir manzara arz etmekten uzaktı.Estaba reservado a nuestros días ver tan triste espectáculo.
Ancak, son dönemlerde, kişideki kuruntuların rahatsızlık verici olması kavramı tekrar önem kazanmıştır.Sin embargo, en el último tramo de su mandato se hizo notorio el hastío de la población.
Fare modelleri üzerinde yapılan aşı çalışmaları umut verici sonuçlara sahiptir.Se han realizado estudios preliminares en ratones con resultados esperanzadores.
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.No tener una conducta sexual dañina.
Ancak bu altyapılar televizyon verici istasyonu olarak tanımlandırılmalıdır.Pues a ver si se lo explican a los telediarios.