Ve bunun utanç verici bir demagoji olduđunu üzülerek söylüyorum.Se tivesse participado desta bela procissão, de St. Ursula.
K bir gün ışığı alıcı verici.K is a daylight receiver transmitter.
Heyecan verici bir gezinti ama limitleri var tabi.It's been an exhilarating ride but there are limits.
(Kaygı verici müzik)(Ominous music)
Ve bu gerçekten dünyadaki en hayret verici şey.And this is truly the most amazing thing in the world.
Ve bu gerçekten şaşkınlık verici!And this is truly astonishing.
Bu tabi hayret verici, çünkü, Afrika'da yaşayan insanların sayısı,This is surprising, of course, because in the order of six to eight times fewer people
Hayret verici bulduğum şey, Afrika'nın coğrafya sorununu aşıyor olması.What I find amazing is that Africa is transcending its geography problem.
Yani böyle devam ediyor ve bu benim için çok umut verici.You know, it goes on and on, and this is very hopeful for me.
Bu çok cesaret verici.It's very encouraging.
Ama matemateryaller çok heyecan verici bir alan.But metamaterials are an incredibly exciting field.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.When the sun was going down, a deep sleep fell on Abram. Now terror and great darkness fell on him.
Çünkü bu utanç verici, Yargılanması gereken bir suç olurdu.For that would be a heinous crime. Yes, it would be an iniquity to be punished by the judges:
Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir, Dehşet verici dişleri karşısında?Who can open the doors of his face? Around his teeth is terror.
Kendini bilge gören birini tanıyor musun? Akılsız bile ondan daha umut vericidir.Do you see a man wise in his own eyes? There is more hope for a fool than for him.
Sözünü tartmadan konuşan birini tanıyor musun? Akılsızın durumu bile onunkinden daha umut vericidir.Do you see a man who is hasty in his words? There is more hope for a fool than for him.
‹‹Ülkede korkunç, dehşet verici bir şey oldu:"An astonishing and horrible thing has happened in the land.
Şüphesiz bunda sabreden, şükreden herkes için ayetler (ibret verici işaretler) vardır.Indeed there are signs in this for every steadfast, thankful soul"
Andolsun, onlara, (batılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi.Messages deterring them from evil had come to them,
Artık kim bundan sonra tecavüzde bulunursa, onun için elem verici bir azap vardır.He who transgresses in spite of it shall suffer painful punishment.
Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.Give us our (daily) bread, for You are the best of all givers of food."
Biz elçileri müjde vericiler ve uyarıp-korkutucular olmaktan başka (bir nedenle) göndermiyoruz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Ben, iman eden bir topluluk için, bir uyarıcı ve bir müjde vericiden başkası değilim."I am only a bearer of warnings and bringer of happy news for those who believe."
Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.They are still suspicious of it and in doubt.
Biz elçileri, müjde vericiler ve uyarıcılar olmak dışında (başka bir amaçla) göndermeyiz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.Yet We have not sent you but to give good tidings and to warn.
Çünkü onlar, kuşku verici bir tereddüt içinde idiler.They too were filled with disquieting doubt.
Şüphesiz Biz seni, hak ile bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you with the truth, to give glad tidings and to warn.
Bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak.Announcing happy news and warnings.
Gerçekten onlar, bundan yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler.They are still in doubt about it and uneasy.
Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.We have sent you as witness (of the truth) and harbinger of good news and a warner,
Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın.Remind them; you are surely a reminder.
Yalan söyleye geldikleri için onlara elem verici azab vardır.For them is suffering for they lie.
Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.He who transgresses in spite of it shall suffer painful punishment.
İşte elem verici azab onlaradır, onların hiç yardımcıları da yoktur.For them is grievous punishment, and none will help them.
İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.For them We have a grievous retribution in wait.
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.Give tidings to the hypocrites that painful is their doom.
Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır.But those who disdain and who boast will receive a painful punishment.
Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.Whosoever transgress after this will suffer grievous punishment.
Gerçekten siz çok dehşet verici bir söz söylüyorsunuz!You utter grievous things indeed!
Bu, bir öğüt verici, düşündürücüdür.Verily this is a reminder.
Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.Never so, as this is a reminder.
Evet o kişi, hoşnutluk verici bir yaşayış içindedir.Will have a tranquil life;
(Söylenenleri) dinleyin. Kafirler için elem verici bir azap vardır.Painful is the nemesis for disbelievers.
Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.He who transgresses in spite of it shall suffer painful punishment.
(Ey Muhammed)! o kafirlere elem verici bir azabı müjdele!So announce to those who deny the truth the news of painful punishment,
Allah'ın Resulüne eziyet edenler için mutlaka elem verici bir azap vardır.For those who offend the Apostle of God there is painful punishment."
Onlardan kafir olanlara elem verici bir azap erişecektir.So the punishment for those who disbelieve among them will be painful.
Allah'tan başkasına tapmayın! Ben, size (gelecek) elem verici bir günün azabından korkuyorum."Do not worship anyone but God; for I fear the punishment of a dreadful day for you."
Şüphesiz onun yakalaması pek elem vericidir, pek çetindir!Surely His hold is grievous and terrible.
Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır.The punishment for those who are wicked is painful indeed."
Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.But My punishment is surely a painful one.
(Kazandıkları) pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.For them there is some enjoyment, but the punishment is painful.
Bu, elem verici bir azaptır.That would be a grievous affliction.
Rablerinin ayetlerini inkar edenlere gelince, onlara en kötüsünden, elem verici bir azap vardır.Those who deny the revelations of their Lord will suffer a dreadful doom.
Boğazdan geçmez bir yiyecek ve elem verici bir azap var.And food that will stick in the throat, and painful torment
Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.But for the evil-doers He has prepared a painful punishment.
O halde (Resulüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin.Remind them; you are surely a reminder.
Yalan söylemelerine karşılık onlara elem verici bir azab vardır.For them is suffering for they lie.
Çünkü O çok bağışlayıcı ve şükrün karşılığını vericidir.He is verily forgiving and rewarding.