Ana içeriğe geç
Sözlük

vergileri ile cümle

vergileri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece belediye vergileri öderler.Gemeentewet Gemeentelijke belastingen.
Bunu yapmak için yalnızca vergileri artırmadı aynı zamanda yeni vergiler de koydu.Sprawnie ściągał dotychczasowe, ale wprowadził też nowe podatki.
Daimyolar köylülerden vergileri pirinç formunda topluyordu.Chłopi mogli płacić daniny w naturze.
Kesintiler yapıldıktan sonra, işçilerin çoğunluğu kişisel gelir vergilerinden muaftır.Wówczas niemal od prawie wszystkich zatrudnionych ściągano podatki.
Sadece belediye vergileri öderler.Godzili się jedynie na podatki państwowe.
Aynı şekilde vergilerin düşük olması da vergi gelirlerinin artması ile sonuçlanacaktır.Dalsze podwyższanie stawki będzie skutkować obniżeniem całkowitej wartości przychodów z tytułu podatków.
Bu vergilerin bazıları kiliseler ve manastırlara yüklenmişti.Opłatki wypiekano przy klasztorach oraz kościołach.
Enerji verimliliği teşvik etmek amacıyla araba sahipliği ücretleri ve benzin vergileri uygulanır.W cenie paliwa znajdują się opłaty wspierające efektywność energetyczną.
Vergileri daha katlanabilir hale geitmek adına kral tüm Yahudileri sınırdışı etmeyi planlar.Kiedy oni odmawiają udzielenia pożyczki, postanawia się zemścić na wszystkich Żydach.
Devletin gerektikçe vergileri arttırarak, az gelirli yurttaşlara daha geniş olanaklar sağlaması yanlısıdır.Det skulle innebära att staten genom ett majoritets stöd skulle kunna kränka vissa minoriteter.
Bir diğer öneri, vergilerin eşit olarak yüklenilmesidir.Därutöver erhålls ett bidrag lika stort som källskatten.
Bu nedenle halktan alınan vergileri artırdı.Для цього він підвищив податки, що призвело до народних повстань.
Sadece belediye vergileri öderler.Опір чинили тільки місцеві клани.
Bir diğer öneri, vergilerin eşit olarak yüklenilmesidir.Existuje hypotéza, že jde o stejný taxon.
Ya vergileri artırması ya da harcamaları kesmesi gerekti.Musel však udržet stávající výši příjmů nebo ji dokonce zvednout.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Byla zavedena proto, aby se zvýšily daňové příjmy.
Bundan sonra Selendi de vergilerin artırıldığı söylenir.De Montesquiou se rozhodl zvýšit daně násilím.
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.Va părăsi SUA fără să obțină clauza și împrumutul.
Alınan gümrük vergileri ülke için bir gelir kaynağıdır.Taxele vamale reprezintă o sursă importantă de venituri în țările în curs de dezvoltare.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Pentru a finanța această nouă ordine taxele au trebuit să fie majorate.
Araç sahibi olma ücretleri ve yakıt vergileri, enerji verimliliğini arttırmak için kullanılır.Creșterea prețului combustibilor convenționali îl face mai competitiv.
Gerekli vergileri vermişmi?Kértem, lényeges Nyereség?
Celali isyanlarının temel nedenleri şunlardır: Vergilerin yükseltilmesi.A lázadás kezdeti oka az emelkedő adók voltak.
Sadece belediye vergileri öderler.Csak a bolondok adóznak.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Ennek ellátását csak az a adók növelésével tudták biztosítani.
Colbert döneminde sanayi çeşitli şekillerde desteklenmiş ve gümrük vergileriyle korunmuştur.Colbert a külföldi árukat védővámokkal tartotta távol, a hazai ipart kölcsönökkel támogatta.
1627 yılında zoraki vergileri ödemeyi reddettiği için kısa süreli olarak hapse atılır.1927-ben a diktátorellenes nyilatkozat aláírása miatt rövid időre börtönbe került.
Gerekli vergileri vermişmi?He saivat peruspalkkaa.
Akaryakıt vergileri yüzde 10’dan yüzde 25’e çıktı.Mietojen alkoholijuomien vero olisi noussut 15 % ja muiden 10 %.
Vergileri kaldırdı, tefeciliği ve borç vermeyi yasakladı.Έκλεισε ναούς, απαγόρευσε την πρόσβαση σε αυτούς και τους αφαίρεσε φοροελαφρύνσεις.
Gerekli vergileri vermişmi?Det gav skattefordele.
Tahakkuk eden vergilerin %87'si gayrımüslim, %7'si müslim mükelleflere yüklenmişti.Ud af samtlige afdragsfri lån var de 79 % med rentetilpasning.
Senato eyaletlerinden toplanan vergilerin senatonun kontrolündeki aerariuma gönderilmesine devam edildi.De øvrige provinser forblev under senatets Kontrol.
Bazı hükûmet gelirleri de, en önemlisi genel sanayi ve ticari vergilerinden gelen gelirlerden oluşuyordu.Traktaten havde 11 artikler, hvoraf de centrale drejede sig om handelsforhold og diplomatisk immunitet.
Gerekli vergileri vermişmi?Skal formue beskattes?
Bunu yapmak için yalnızca vergileri artırmadı aynı zamanda yeni vergiler de koydu.Han økte ikke bare skattene, men dannet nye former for taksering.
Sadece belediye vergileri öderler.Loven gjaldt bare for landkommuner.
Çünkü azalan ücretler ekonomiyi durgunluğa sürükleyecek ve bu da vergileri azaltacaktır.En slik skatt vil samtidig redusere spekulasjonsøkonomien.
Hükümete düzenli bir gelir temin etmeyi sağlamak için vergileri artırdı.Özellikle askeriye için.Stattholderen ble særlig brukt til å øke skattene, noe som var nødvendig for å finansiere kriger.
Savaş vergileri gündeme geldi.Perang Belasting pun meletus.
KDV dahil, mazot vergileri bir yıl içinde %14 ve benzin vergileri %7,5 arttı.Termasuk PPN, pajak solar meningkat sebesar 14% selama satu tahun dan pajak bensin sebesar 7,5%.
Judaea'daki ekonomik başarısından dolayı vergileri dörtte bir oranında düşürdü.Karena kemakmuran di Yudea ia menghapuskan seperempat dari pajak.
Vergilerin üçte birinden feragat etti.Ia juga menghapuskan sepertiga dari pajak.
Yüzden fazla kabile sık sık gelerek vergilerini öderler."Mereka ada lebih dari dari 100 suku, mereka sering datang dan membayar upeti."
Böyle bir zaruretin, örfî vergilerin konmasına cevaz ve imkân sağladığı daha önce anlatılmıştı.Dia juga dapat menceritakan masa lalu orang tersebut dengan ganjaran atau balasan yang diberikan."
Kilise vergileri doğrudan Roma'ya ödenecek ve Papa, piskoposların atanması hakkında son söz sahibi olacaktı.Pajak Gereja dibayar langsung pada Roma, dan Paus memiliki hak untuk memutuskan pengangkatan uskup.
Antlaşma ayrıca, gümrük vergilerinin karşılıklı olarak azaltılmasını öngörüyordu.Selain itu, perjanjian ini juga mendorong penghapusan tarif bea cukai yang berlaku.
Apokaukos, Konstantinos'un otoriter yönetimini ve halktan istediği fahiş vergileri protesto etmiştir.Apokafkos memprotes pemerintahan otoriter Konstantinos dan tuntutan pajak yang berlebihan dari penduduk.
Günümüz Türkiye'sindeki deprem vergileri aynen buna benzer.Pemungutan pajak di Turki diberlakukan secara sama.
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.Để có tiền làm việc này, ông đã nâng cao mức thuế.
KDV dahil, mazot vergileri bir yıl içinde %14 ve benzin vergileri %7,5 arttı.付加価値税(VAT)を含め、ディーゼル税は1年間で14%、ガソリン税は7.5%増加した。
Hal böyle iken halktan alınan vergilerin onları tamamen ezdiği de iletilir.潤から、告白された忍は潤に辛辣な言葉を浴びせる。
Gerekli vergileri vermişmi?^ 著作権料高かった?
Yüzden fazla kabile sık sık gelerek vergilerini öderler."こまっしゃくれていることが多く、しばしば親をやりこめる。
McCain ise Obama'nın küçük esnafın gelir vergilerini arttıracağını iddia etti.ベッシャーもブラウンも、相手が当選した場合には増税するだろうと主張した。
Bunu dengelemek amacıyla, vergilerin artırılması yoluna gidilmiştir.彼らは何とかしてその税を逃れる方法を探していた。
Alınan gümrük vergileri ülke için bir gelir kaynağıdır.源泉徴収された税金は源泉徴収税という。
Sistova Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu, Sırplara yerel vergileri toplama hakları verdi .戦後、オスマン帝国はセルビア人に現地での徴税権を与えた。
Hal böyle iken halktan alınan vergilerin onları tamamen ezdiği de iletilir.經檢方查獲後,眾人坦承犯行;經檢方裁定補足稅款及繳交罰鍰後,以緩起訴處分。
Vergilerini verdikten sonra helotların durumu oldukça iyidir.在移除膽囊後的情形多半良好。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod