Ana içeriğe geç
Sözlük

veren ile cümle

veren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Finder vi forskerne, kan vi måske - - finde ud af, hvem der stod bag.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Jeśli sprawdzimy uczonych, możemy poznać tożsamość tego, kto zlecił doświadczenia.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Jos otamme selvää tutkijoista- -saamme ehkä tietää kokeiden tilaajan.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Om vi hittar forskarna kanske vi kan- -få veta vem som beordrade experimentet.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Se procurarmos os investigadores, talvez descubramos a identidade de quem ordenou as experiências.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Se troviamo quei ricercatori, forse possiamo scoprire chi ha ordinato gli esperimenti.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Si buscamos a esos investigadores, quizá descubramos la identidad de quienes ordenaron los experimentos.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Αν βρούμε τους ερευνητές, ίσως βρούμε ποιος διέταξε αυτά τα πειράματα.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Если мы займёмся этими исследователями, то выясним, кто именно приказал провести эти эксперименты.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.A consciência é como um espelho que permite que todas as imagens surjam em si.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.A tudat olyan, mint egy tükör, amely bármely képet elénk vetít.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Bewusstsein ist wie ein Spiegel, der alle Bilder entstehen lässt.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Conștiința e precum o oglindă care permite tuturor imaginilor să se reflecte în ea.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Het bewustzijn is als een spiegel die toestaat dat alle beelden erop mogen verschijnen.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Kesadaran adalah cermin yang membuat banyak gambar keluar darinya.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.의식이란 사물을 비추는 거울과 같습니다.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.La conscience est comme un miroir qui permet aux images d'avoir un support.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.La consciencia es como un espejo que permite ver todas las imágenes que surgen.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.La coscienza è come uno specchio che permette a tutte le sensazioni di venir fuori.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Medvetande är som en spegel som tillåter alla bilder att uppträda på den.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Świadomość jest jak lustro odbijające różne obrazy.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Tietoisuus muistuttaa peiliä, joka sallii kaikenlaiset kuvat.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Uvedomenie je ako zrkadlo, ktoré umožní všetkým podobám zobraziť sa.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Vědomí je jako zrcadlo umožňující, aby se v něm všechny obrazy objevovaly.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Ý thức giống như một tấm gương cho phép mọi hình ảnh khởi lên trên nó.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Η συνείδηση είναι σαν ένας καθρέπτης ο οποίος επιτρέπει μέσα του όλες τις εικόνες.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Самосознание — зеркало, в котором появляются все образы.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Свідомість схожа на дзеркало, що відбиває абсолютно будь-які образи.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.Съзнателността е като огледало, което позволява на всички образи да се оглеждат в него.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.מודעות היא כמו מראה שמאפשרת לכל התמונות להשתקף בה.
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.الضمير كالمرآة التى تستطيع أن ترى فيه كل صورك وتراها بوضوح .
Bilinçlilik, bütün imgelerin kendi üzerinde ortaya çıkmasına izin veren bir ayna gibidir.醜い顔も美しい顔も
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Als jemand, der immer an die Wichtigkeit unseres Wissens geglaubt hat, war diese Vorstellung schrecklich.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Como alguien quien siempre ha creído la importancia de lo que sabemos, esta idea me resultó aterradora.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Dato che ho sempre creduto nell'importanza di ciò che sappiamo, questo era un pensiero terrificante per me.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Dla kogoś, kto zawsze wierzył w znaczenie posiadanej wiedzy, to jest przerażająca myśl.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.J'ai toujours cru à l'importance de nos connaissances, et donc cette hypothèse me terrifie.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.아는 것의 중요성을 믿어왔던 사람으로써 제게는 매우 무서운 생각입니다.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Pro mě jako někoho, kdo vždy věřil, že to, co známe, je důležité, to byla hrozná představa.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Som en person der altid har troet på vigtigheden af de ting vi ved, var dette en frygtindgydende ide for mig.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Voor iemand die altijd heeft geloofd in het belang om dingen te weten, was dit een angstaanjagend idee.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Ως κάποιος που πάντα πίστευε στη σημασία των πραγμάτων που γνωρίζουμε, αυτό για μένα ήταν μια τρομακτική ιδέα.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Как человек, всегда веривший в важность того, что мы знаем, я в ужасе от этой идеи.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Като някой, който вярва в значението на нещата, които знаем, това ме ужасяваше.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.כמי שתמיד האמין בחשיבות מה שאנו יודעים זה היה בשבילי רעיון מבעית.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.كشخص يؤمن دوماً في أهمية الأشياء التي نعرفها، كانت هذه فكرة مرعبة بالنسبة لي.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.恐ろしいことです 考えれば考えるほど... 「いや まだ大切だ」と気づきます
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.A oni odpovídali: "Nevíme, ale jsou to jen rituály, které nám poskytují význam."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.A oni odpowiedzieli: "Nie wiemy, ale to są po prostu rytuały, które dają nam poczucie sensu".
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Dan mereka bilang, "kami tidak tahu, itu adalah ritual yang memberi kami suatu makna."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.E eles respondiam: "Não sabemos, são apenas rituais que nos conferem significado." E eu dizia:
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.E loro rispondevano "Non lo sappiamo ma è un semplice rituale che ci dà uno scopo."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Erre ők azt mondták, hogy "Fogalmunk sincs, de ezek a rituálék adnak az életünknek értelmet."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Et ils répondaient, "On ne sait pas, mais c'est juste des rituels qui nous donnent du sens."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.In so mi odgovorili: "Ne vemo, toda ti rituali nam dajejo pomen."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Ja he vastasivat: "Emme me tiedä, mutta se vain on rituaali, joka antaa meille merkityksen."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.그러자 그들이 말했죠. "저희도 모릅니다. 다만 의식 그 자체에 의미를 두는 겁니다."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Och de svarade: - Vi vet inte. - Men det är helt enkelt ritualer som ger oss mening.
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Și ei să-mi răspundă, "Nu știm, dar sunt ritualuri care ne oferă sens."
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.Und sie sagten, "Wissen wir nicht, aber es sind nur Rituale die uns Sinn geben".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod