Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.Tenho vindo a contar uma história que é muito dolorosa para mim.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.Tôi đang kể lại một câu chuyện rất đau buồn đối với tôi.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.Vengo per raccontare una storia molto dolorosa, per me.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.Разказвам една история, която беше много болезнена за мен.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.Я расскажу историю, причинившую мне много боли.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.הסיפור שאני מספר היה כה מכאיב עבורי.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.كنت أقص قصة مؤلمة جداً بالنسبة لي.
Bana acı veren bir hikayeyi anlatacağım.世界中を回ったり
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü.Forskarna som gav mig kroppen är döda nu.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü.Forskerne, der gav mig kroppen, er døde nu.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.I ricercatori che mi hanno dato questo corpo sono tutti morti, per cui non saprei dirtelo.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.Naukowcy, którzy dali mi to ciało, już nie żyją, więc nie mogę nic powiedzieć.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.Os investigadores que me deram este corpo morreram todos, por isso, não te posso dizer.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.Todos los investigadores que me dieron este cuerpo están muertos, así que no te lo puedo decir.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.Οι ερευνητές που μου έδωσαν αυτό το σώμα έχουν πεθάνει, άρα δεν μπορώ να σου πω.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü. O yüzden söyleyemem.Учёные, давшие мне моё тело, уже умерли, так что я не могу тебе сказать.
Bana bu vücudu veren araştırmacıların hepsi öldü.Ruumiini antaneet tutkijat ovat kuolleet-
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.Ik ga een sculptuur bekijken dat erg inspirerend voor me is. Een erg mooi sculptuur.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.Il y a une sculpture que je veux voir, une sculpture qui m'inspire beaucoup. Une magnifique sculpture.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.Megnézek egy szobrot, ami mindig ihletet ad.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.O sculptură care mă inspiră foarte mult.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.Tengo que ver una escultura que es muy inspiradora para mí. Una escultura muy bella.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.Vou ver uma escultura que me inspira muito.
Bana ilham veren bir heykeli görmek için gidiyorum.أنا أذهب لأزور منحوتات أجدها ملهمة لي
Bana vücudunun bir parçasını veren Köle 23, şimdi sen benim vücudumun bir parçası olacaksın.Slave nr. 23. Du gav mig en del af din krop, - - og nu skal du blive en del af min krop.
Bana vücudunun bir parçasını veren Köle 23, şimdi sen benim vücudumun bir parçası olacaksın.Slav nummer 23, som gav mig en del av sin kropp- -nu ska du bli del av min kropp.
Bana vücudunun bir parçasını veren Köle 23, şimdi sen benim vücudumun bir parçası olacaksın.Раб номер 23, давший мне часть своего тела, теперь ты станешь частью моего тела. ЛЕНЬ
Benim için harika sonuçlar veren bir ilaç sizin için etkisiz olabilir.Запросто может быть, что лекарство, которое прекрасно помогло мне, окажется неэффективным для вас.
Benim için harika sonuçlar veren bir ilaç sizin için etkisiz olabilir.ואפשרי בהחלט שתרופה שתעבוד מצויין בשבילי תהיה חסרת ערך בשבילך.
Benim için harika sonuçlar veren bir ilaç sizin için etkisiz olabilir.ويمكن أن يكون الدواء الذي أعطى نتيجة رائعة معي، غير فعال بالنسبة لك،
Benim için harika sonuçlar veren bir ilaç sizin için etkisiz olabilir.あなたには効かないということも十分あり得ます 同様にあなたに対しては有害だった薬が
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.E tive uma professora entendida que me permitiu criar e inventar as minhas próprias coreografias.
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.Ik had een verlichte leraar die me mijn eigen dansen liet uitvinden.
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.지혜로운 선생님을 만났어요. 선생님은 저만의 춤을 만드는 것을 허락하셨고 그녀의 도움으로 저는,
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.לסטודיו ריקוד מקומי, והיתה לי מורה משכילה שאפשרה לי ליצור ולהמציא ריקודים משלי, ובעצם היא נתנה לי ליצור
Benim kendi danslarımı uydurmama ve üretmeme izin veren açık görüşlü, aydın bir öğretmenim vardı.私の好きなように ダンスを作らせてくれたのです どのようしてかと言うと 社交ダンスやラテンダンスを クラスメイトのために振り付け
Ben, senin annen, sana hayat veren kişi... aynı zamanda sana ölümü veren.Eu, mama ta, cea care ţi-a dat viaţa, ţi-a şi luat-o.
Ben, senin annen, sana hayat veren kişi... aynı zamanda sana ölümü veren.Moi, ta mère, celle qui t'a donné la vie, t'a aussi donné la mort.
Beyaz bir orduya emir veren seni kastediyorum çok utanç verici!Cioè, tu alla guida di un esercito di uomini bianchi? Che disgrazia!!!
Beyaz bir orduya emir veren seni kastediyorum çok utanç verici!Diriger une armée d'hommes blancs ? C'est scandaleux !
Beyaz bir orduya emir veren seni kastediyorum çok utanç verici!Ven, haz un viaje en mi tren. Quiero decir, ¿tú liderando un ejercito de hombres blancos?
Beyaz bir orduya emir veren seni kastediyorum çok utanç verici!זאת אומרת, אתה?! מוביל צבא של אנשים לבנים?! בושה!
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Αν βρούμε τους ερευνητές, ίσως βρούμε ποιος διέταξε αυτά τα πειράματα.
Bilimadamlarını araştırırsak bu deneylerin emrini veren kişinin kimliğini bulabiliriz.Если мы займёмся этими исследователями, то выясним, кто именно приказал провести эти эксперименты.
"Bilmiyoruz, ama bize anlam veren zaten butun bu ayinler" diye yanit verdiler.A oni odpovídali: "Nevíme, ale jsou to jen rituály, které nám poskytují význam."
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Dla kogoś, kto zawsze wierzył w znaczenie posiadanej wiedzy, to jest przerażająca myśl.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.J'ai toujours cru à l'importance de nos connaissances, et donc cette hypothèse me terrifie.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.아는 것의 중요성을 믿어왔던 사람으로써 제게는 매우 무서운 생각입니다.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Pro mě jako někoho, kdo vždy věřil, že to, co známe, je důležité, to byla hrozná představa.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Som en person der altid har troet på vigtigheden af de ting vi ved, var dette en frygtindgydende ide for mig.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Voor iemand die altijd heeft geloofd in het belang om dingen te weten, was dit een angstaanjagend idee.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Ως κάποιος που πάντα πίστευε στη σημασία των πραγμάτων που γνωρίζουμε, αυτό για μένα ήταν μια τρομακτική ιδέα.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Как человек, всегда веривший в важность того, что мы знаем, я в ужасе от этой идеи.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.Като някой, който вярва в значението на нещата, които знаем, това ме ужасяваше.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.כמי שתמיד האמין בחשיבות מה שאנו יודעים זה היה בשבילי רעיון מבעית.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.كشخص يؤمن دوماً في أهمية الأشياء التي نعرفها، كانت هذه فكرة مرعبة بالنسبة لي.
Bilmeye her zaman değer veren birisi olarak, bu fikir benim için korkunçtu.恐ろしいことです 考えれば考えるほど... 「いや まだ大切だ」と気づきます
Bir bacağında, çok ızdırap veren ve sahayı yürüyerek katetmesine mani olan bir dolaşım problemi var.Durchblutungsstörungen im Bein, es war für ihn sehr schmerzhaft auf dem Golfplatz zu gehen.
Bir bacağında, çok ızdırap veren ve sahayı yürüyerek katetmesine mani olan bir dolaşım problemi var.Han havde et dårligt ben, et kredsløbsproblem, der gjorde det meget smertefuldt for ham at gå banen.
Bir bacağında, çok ızdırap veren ve sahayı yürüyerek katetmesine mani olan bir dolaşım problemi var.Il avait un problème circulatoire dans une jambe, ce qui rendait très douloureux pour lui le parcours.