Bu albüme adını veren şarkı olan "Senin Olmaya Geldim" Selami Şahin şarkısıdır.שיר הנושא של האלבום נקרא Wish You Were Here.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.בטי וריטה הולכות אל דירתה של דיאן סלווין, ופורצות לדירתה לאחר שאף אחד לא פותח את הדלת.
1652 yılında patlak veren Hollanda-İngiltere Savaşlarının ilkini 1654 yılında Amiral Robert Blake kazanır.ב-1652 פרצה מלחמה שהסתיימה ב-1654 בניצחון אנגלי בפיקוד אלוף הימים רוברט בלייק.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.המחלה נקראת על שם הרופא והאפידימולוג הברזילי קרלוס צ'אגאס שתיאר את המחלה לראשונה בשנת 1909.
Orijinal Kolon Hotel'in üstünde bir tüfekle poz veren Ginestà henüz 17 yaşındaydı.בצילום, נערה בת 17 עם הרובה על גג בית המלון Hotel Colón.
Teklif veren olmadı".לא אקבל שום הבטחה".
Ayrıca şehirde hizmet veren çok sayıda taksi şirketleri bulunmaktadır.בעיר פועלות גם מוניות שירות רבות.
Dijital cüzdan bir kişinin elektronik işlem yapmasına izin veren bir elektronik cihaz anlamına gelir.ארנק דיגיטלי (באנגלית: Digital wallet) הוא מכשיר אלקטרוני המאפשר לאדם לבצע עסקאות מסחר אלקטרוניות.
Büyük kardeşi Bailey Jr. ona ''Maya'' takma adını veren kişidir.אחיה הבוגר העניק לה את הכינוי "מאיה".
Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100.איווריאה מוזכרת בהיסטוריה כבר משנת 100 לפנה"ס.
Bu durumda sorumluluk emri veren üste aittir.אך עם הסמכות באה האחריות.
Örneğin "Galatui Gölü" ismi "su" anlamını veren "-ui" takısını içeriyor.לדוגמה, המשפט "כלב מאולף" מכיל שם עצם + לוואי.
Topa adını veren "roteiro" sözcüğü Portekizcede rota, yol, güzergâh anlamına gelmektedir.מקור השם בפורטוגזית הוא תרתי משמע: כביש שמוביל להודו, או דרך של הודו.
Musa Anter'e destek veren 50 kişi gözaltına alındı.נתפסו באוסטריה שני אנשי אצ"ל שנדונו לתלייה.
Opera'ya hayat veren İtalya, klasik müziğin temellerinin atıldığı yerdir.המוזיקה בסרט היא אסופה של קטעי מוזיקה קלאסית.
WHATWG'nin “HTML Canlı Standardı” DRM’e izin veren öneriler olmaksızın geliştirilmeye devam etmiştir."התקן החי" של WHATWG המשיך בהליך הפיתוח ללא הצעות לפיתוח תכולות של DRM.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.גם מחלקת המדינה של ארצות הברית הציעה פרס בשווי 5 מיליון דולר למידע שיוביל למעצרו.
BSD lisansları izin veren özgür yazılım lisansları ailesidir.רישיון BSD לזכויות יוצרים חופשי.
Ardından bu dillerde eğitim veren okulları kapattı.הודה מול כל בית הספר שהוא גנב את הבגרות בלשון.
Daha erken ve daha çok doğru yanıt veren daha çok puan alır.יש לו מקור מחויבות קודם וחשוב יותר.
Efsane şu şekilde anlatılır: Abakan’a adını veren kişi Öcen Bek bahadırdır.על פי נאמן "זה השם שנותן לעצמו האיש מוכה הדיבוק".
Patlak veren bu grev diğer sanayi şehirlerine yayıldı.מהר מאוד השביתה התפשטה למפעלים נוספים בעיר.
Piyasada disk şifrelemeye izin veren birden fazla araç var.בשנה זאת התווספו עוד מספר אופנועים מונעי מימן לשוק.
1265 numaralı yoğun Fransızca eğitimi veren bir okulda okur.Учи в 1265 средно училище със задълбочено изучавне на френски език.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.Заболяването е описано за първи път през 1909 г. от Карлос Чагас, чието име носи.
Ellet'a göre Virginia, Osgood'un mektubundaki "korku veren paragraflar"a dikkat çekti.Според нея, Вирджиния ѝ посочва „страшни абзаци“ в писмото на Осгуд.
Köyün en önemli kuruluşu 120 kişiye iş veren "Josi" süt ürünleri fabrikasıdır.Основното предприятие в селото е млекопреработвателното „ЖоСи“ ООД, даващо работа на около 120 души.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.На другия (ляв) бряг на Дунава срещу Рам се издига друга крепост – Харам.
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.Уилям Хершел става първият астроном, направил опит да оцени разпределението на звездите в небето.
Sabite e ismini veren ise İsviçreli matematikçi Leonhard Euler'dir.Откривателят ѝ е швейцарският математик Леонард Ойлер.
9 Ağustos 1995'te Kiss, MTV Unplugged'da konser veren şarkıcılar arasına girdi.На 9 август 1995 г. Кис се присъединява към група музиканти, за да участва в „MTV Unplugged“.
Estonya Tiyatrosu Tallinn’de opera binası ve konser salonu olarak hizmet veren bir binadır.Естонският театър е оперна и концертна зала в Талин.
1984 - Kamu tesislerin satılabilmesine olanak veren yasa kabul edildi.4/1989), който дава възможност на фирмите да издават облигации.
Saat 04:30'da Midway Adaları'na uçaklara ve tesisatlara zarar veren bir saldırı dalgası gönderdi.В 0430ч. от палубата му излитат самолети за удар по Мидуей, където унищожават самолети и инсталации.
Başrolde diziye adını veren Saul Goodman olarak Bob Odenkirk oynamaktadır.В ролята на Сол Гудмън е Боб Оденкърк.
Örnek vermek gerekirse web hizmeti veren sunucular vardır.Примери за самообслужване са Интернет сайтовете.
Bilinen nesneyle ilgili zekice davranışa imkân veren yetenek ve eğilimlerin olmasını gerektirir.Всичко, което ти трябва са твоите шофьорски умения и решителност".
1883'te, bu gruba heykel eğitimi veren Auguste Rodin'le tanıştı.През 1883 г. се запознава с Огюст Роден, който ѝ преподава скулптура.
Modül kullanımına izin veren çekirdekler ise modüler çekirdek olarak adlandırılır.Модемите, които трябва да се изчакват един друг, пък се наричат полудуплексни модеми.
Genel olarak uzun pozlamaya sebebiyet veren durumlarda kullanılır.Те са необходими в случай на продължителна обсада.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Американското правителство обещава награда от 5 млн. дол. за залавянето на Анте Готовина.
Mayıs 1943'te, savaş için eğitim veren Merkezi Kadınlar Sniper Eğitim Okulu'na kaydoldu.През май 1943 г. попада в специализирано училище за жени-снайперисти.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Проституцията включва проститутка или сексуален работник, предоставящи сексуални услуги на клиент.
Diş çürükleri (kaviteleri), dişlerin yapısına hasar veren bulaşıcı bir hastalıktır.Кариесът е инфекциозно заболяване, което води до разрушаване на твърдите тъкани на зъбите.
O yıl Hey Dergisi'nin Ümit Veren Şarkıcı ödülünü aldı.Същата година певецът е награден със статуетката Telegatto (Телекотка) за откритие на годината.
Sürekli göç veren bir yapı mevcuttur.Откриват се и инсталации, които са постоянни.
Giorgione bu türden eserler veren ilk önemli İtalyan ressamdı.Той е първият италианец композирал такива концерти.
Ömer ölüm yatağında bu komployu öğrendi ve zehiri kendine veren köleyi affetti.Духовното лице изказва съболезнования за покойника.
Kutsallık anlamı veren al sözü ile köse adından oluşmuştur.Известна е още със съкратеното разговорно наименование ко̀ла.
25 Eylül 2008 tarihinde Avrupa Birliği Konseyi, ACTA destek veren bir kararı kabul etmiştir.На 15 декември 2011 година Европейският парламент с решение оторизира страните-членки да подпишат ACTA.
Ancak kanaate bağlı kararlar veren, bazı özerk hukuklar (spor hukuku gibi) bunun istisnasıdır.Сред тях са каянийските царе – кавите – които управляват благодарение на и са овластени от хваренах.
Doktor olmaya karar veren Kim iki yıl sonra köyüne döndü.След завръщането си е отново кмет на града за около две години.
Birlikte İspanya'ya gitmeye karar veren çift, İspanya İç Savaşı'na gönüllü olarak gitmeye karar verirler.Започва да набира доброволци, които да заминават за Испания да се бият на страната на републиката.
Bir imdat çağrısına yanıt veren Doktor kendisini 17. yüzyıla ait bir korsan gemisinde bulur.Пройчо капитан застава начело на чета, с която действа във Воденско в XVIII век.
Öldüğünde en uzun süreli hizmet veren üyeydi.Той е най-дълго живелият президент след напускането на поста.
Ayrıca 2003'ten beri hizmet veren bir de Yahudi okulu bulunmaktadır.Tu je i židovska škola, koja djeluje u Azerbejdžanu od 2003.
Yorumlara yanıt veren Burton "Ben Batman Dönüyor'u ilk filmden daha fazla seviyorum.Burton je odvratio, "Meni se Batman se vraća sviđa više nego prvi film.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.Bolest je dobila naziv po brazilskom liječniku Carlosu Chagasu koji ju je prvi opisao 1909.g.
En azından zevk veren bir bahçe değildir ki aydınlanma arayışından şaşırtmasın".Ne štedite se ni u pokorničkim činima, ni u molitvenim bdjenjima.
Kitaba adını veren Algernon, yapay yollarla zekasını artırmak için ameliyat edilen bir laboratuvar faresidir.Algernon je laboratorijski miš koji je operiran kako bi mu umjetno povećali inteligenciju.