3,429 (%0.09) geçersiz oy vardır ve toplam oy veren seçmen sayısı 3,623,344'dür.Postotak nevažećh listića je bilo 0,09%, a ukupan broj birača 3.623.344.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Betty i Rita odlaze u stan Diane Selwyn te provaljuju u njega kroz prozor, nakon što im nitko ne otvori vrata.
Zaten bu etkiye kozmik ışın adını veren de Millikan'dır.Millikan je i dao ime tim zrakama.
İsrail'de de saldırıya destek veren gösteriler düzenlendi.No bilo je i prosvjeda u znak potpore Izraelu.
Oy verenlerin %52,24'ü yasağa destek vermiştir.Referndumsko pitanje je prihvaćeno sa 52,20% glasova za.
Altyapıya hizmet veren Fikirtepe Tesisleri 1999 yılında açılmıştır.Usluge je pretplatnicima počela pružati 1999. godine.
Ege'de geçen Dizi, Ege'nin güçlü kadın karakterlerine ağırlık veren bir öyküyü aktarıyor.Vrijeme je u romanu struje svijesti iznimno važna kategorija.
Merkezi, ile adını veren Râmnicu Vâlcea şehridir.Weinstadt kao što mu i ime kaže je grad vina.
"Çok ok veren" ya da "Ok atan kişi" gibi anlamlar içermektedir..Na primjer, veza na tvrdnju koja "opovrgava" drugu ili koja ju "podupire".
Bakü Müzik Koleji dört yıllık eğitim veren özel bir ortaokuldur.Odjel za nastavnike glazbenog odgoja, također kao četverogodišnji studij.
İlçe, göç veren bir konumdadır.To je prvo seljenje prema Obećanoj zemlji.
Venom’un 1982 çıkışlı Black Metal adlı albümü türe ismini veren albümdür.Naziv 'black metal' došao je s Venomovog istoimenog albuma iz 1982. godine.
Bu şirket 86 komüne hizmet veren 1400 km uzunlukta bir kamu ulaşım sistemi işletmektedir.II), te je potpisan ugovor o vrijednosti 688 mil.
Bireyler yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan bilgileri örgün eğitim veren okullarda alırlar.Djeca se mogu i školovati kod kuće učeći tijekom dana kako bi zadržali dobre ocjene.
Banka, günümüzde de hizmet veren dünyanın en eski bankası olma özelliğini taşımaktadır.Najstarija je središnja banka na svijetu i 3. najstarija banka na svijetu, koja još uvijek radi.
Bu ziyafeti veren kimsenin toplum içindeki itibarı artardı.Nitko nije bio oduševljen "užasnim pečenjem" u čovječnoj kazni.
9 Kasım 1993'te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlattı.U jednom takvom granatiranju 9. studenog 1993. godine srušen je i Stari most.
Bir imdat çağrısına yanıt veren Doktor kendisini 17. yüzyıla ait bir korsan gemisinde bulur.Klasičan primjer kapitalnog broda je linijski brod koji se razvio u 17. stoljeću.
Merkezi, ile adını veren Isernia şehridir.Po Imoti je gradić Imotski, koji joj je i bio sjedište, dobio ime.
Bana destek veren herkese ve tüm teknik ekibe teşekkür ediyorum.Ďakujem rodine i celému tímu za podporu.
Böylece Azerbaycan, Doğu'da kadınlara oy hakkı veren ilk ülke oldu.Tým sa stal Azerbajdžan prvou moslimskou krajinou, ktorá udelila rovnaké volebné právomoci ženám ako mužom.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Mužská prostitúcia je vykonávanie sexuálnych služieb mužom za odmenu.
Ekim 1981'de Çin'de konser veren ilk batılı müzisyen oldu.V októbri 1981 sa stal Jarre prvým západným umelcom, ktorému bolo dovolené uskutočniť koncert v Číne.
Ardalan ismi ayrıca hanedanlığa isim veren ailenin de adıdır.Názov záhrady je taktiež názvom mestskej organizácie, ktorá ju spravuje.
İkinci bölüm Zooey'e adını veren karakter, Franny'nin beş yaş büyük ağabeyidir.Rozpráva ju Zooey, o 5 rokov starší brat Franny.
Burada tarım eğitimi veren bir okula göderildi.Neskôr tu bola zriadená poľnohospodárska škola.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.Ďalší rok sa presunul do Paríža bez sprievodu a žil tam až do vypuknutia druhej svetovej vojny.
Bunlar İngiliz donanmasına çok zarar veren mayınlardı.Francúzske námorníctvo spôsobilo značné straty americkému loďstvu.
Böylece oy verenler partiye oy verirler.Z nich voliči hlasovaním určia víťaza.
Tek yanmalı motoru, geçmiş yüzyılın en heyecan veren buluşlarından biri olmuştu.Kniha je aj dokumentom o desaťročí, ktoré patrilo medzi najvzrušujúcejšie obdobie minulého storočia.
"Acı veren ayrılık".Rozchod je ako sladký žiaľ... .
Çağrıya sloganlarla karşılık veren öğrenciler, yurtları terketmeyeceklerini bildirmiştir.Koaličné vojská zhadzovali v oblasti letáky vyzývajúce civilistov, aby neopúšťali svoje domovy.
Son on beş yıldır nüfusünü dışa veren bu köyde ortalama nüfus yüz kişidir.V meste ale vďaka imigrácii žije v posledných pätnástich rokoch takmer sto rôznych národností.
İnsanlar "her şeyin annesi"ne yani dünya anaya zarar veren, onu yıkan soytarılar olarak gösterilmektedir.Vlastníctvo, matka všetkých deliktov, ktoré zaplavuje zvyšok sveta, sú im neznáme.
Bu mevkide hizmet veren ilk kadın gazeteci olmuştur.Je prvou ženou v histórii, ktorá zaujala tento post.
Bunun üzerine 1973'te ABD bombardımanlarına son veren bir ateşkes imzalandı.Parížskou dohodou o prímerí v roku 1973 sa vojna pre USA skončila.
Bu üniversitede felsefe doktorası veren ilk Türk öğrencisidir.Mimochodom, bola to prvá Rumunka, ktorá získala doktorát z filozofie.
Sicim iki tür farklı parçacık türleri veren,biraz farklı şekillerde davranırlar.Tieto dva rôzne typy strún sa správajú mierne odlišným spôsobom, čo dáva dve odlišné spektrá.
Gerçekten birden çok programın aynı anda çalıştırılabilmesine izin veren bir yapısı vardır.Jedno zariadenie môže naraz využívať viacej protokolov.
Patlak veren bu grev diğer sanayi şehirlerine yayıldı.Jeho syn však chcel rozšíriť wrestling aj do iných sfér zábavného priemyslu.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dolgovi so hitro rasli in posojevalci denarja so začeli zahtevati vračilo dolgov.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.Bolezen je leta 1909 prvič opisal Carlos Chagas in po njem je dobila ime.
Giorgione bu türden eserler veren ilk önemli İtalyan ressamdı.Giorgione je bil prvi veliki italijanski slikar, ki je osredotočil svoje delo na to tematiko v takem obsegu.
Zamanda yolculuğa izin veren herhangi bir teori olası nedensellik problemleri öne sürmektedir.Vsaka teorija, ki bi dovoljevala časovno potovanje, bi uvedla možne probleme vzročnosti.
Ne mutlu bana ki, oyunlarına gerçek adını veren akıllı bir oyuncu ile karşılaştım.Postali so znani po dobri igri s tehnično podkovanimi igralci.
28 Eylül 2000'de Danimarka'da yapılan referanduma göre, oy verenlerin %53,2'si euroya geçmeye karşı çıkmıştır.28. septembra 2000 so Danci s 53,2 % na referendumu zavrnila pridružitev.
Bu Brezilya tarihinde en büyük zayiat veren yangın olmuştur.Skupaj z nastalim ognjem je bil to najbolj uničujoč dogodek v celotni zgodovini Bruslja.
Marmaray, Türkiye'nin İstanbul şehrinde hizmet veren banliyö treni sistemidir.Marmaray je projekt izgradnje železniškega predora v turškem mestu Istanbul.
Ana madde: Aşırı duyarlılık Aşırı duyarlılık, vücudun kendi dokularına zarar veren bir bağışıklık yanıtıdır.Preobčutljivostne reakcije so imunski odzivi, ki poškodujejo telesu lastno tkivo.
Bunaltan, sıkıntı veren demektir.Zehanje – izraža dolgčas.
Bir bütün yaşantıya yön ve düzen veren kültürel şifrelerdir bunlar.Ludje se vse življenje spreminjamo in dozorevamo.
Günümüzde İstanbul'da hizmet veren 9 adet baraj bulunmaktadır.Trenutno je v Sloveniji 9 pustolovski parkov.
Balkanlar’daki savaşlarda en çok kayıp veren Evlad-ı Fatihan askerleri olurdu.Med vojno na Balkanu je najbolj trpelo srbsko prebivalstvo.
Natüralist ve klasik tarzda eserler veren bir sanatçıdır.Poznamo naravne in umetne polimere.
Bu dönemde Amerikan üniversitelerinde yüksek lisans eğitimi veren okullarına rol modeli olmuştur.V Ameriki so tako popularne, da so danes na mnogih univerzah aktualna tema seminarskega predavanja.
Türkiye’de ise bu alanda ilk kez eğitim veren üniversite Hacettepe Üniversitesi olmuştur.V tem kraju je bil prvič na otoku zapisan Budov nauk.
Yaşadığı yer, betonlaşmış şehir mimarisinden uzak, ona huzur veren ve merakını uyandıran bir yerdi.Dobro se je počutil le zunaj glavnega mesta, na lovu, kjer se je upal sprostiti.
Başındaki KOZ kelimesi ise kayalık dağlık anlamını veren bir kelimedir.Nekateri jo uvrščajo kot galsko besedo v pomenu grebena.
Cezayir'in sömürgeci Fransa'dan ayrılması için savaş veren Cezayir bağımsızlık hareketine katıldı.Vodil je alžirski boj za neodvisnost od Francije.
Ayrıca yetişkinlere eğitim veren halk eğitim merkezleri de vardır.Preučuje izobraževanje starejših odraslih.