Kendisine emir veren, yönlendiren seslerin işitilmesi.よって、この音を聞いたら指示通り速やかに立ち去るべきである)。
(Taha-8) "O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır.創世神(そうせいしん)、造化の神(ぞうかのかみ)などともいう。
Bursa'da 2004 yılından beri hizmet veren özel müze.カズンの2004年発売のシングル曲。
1.000'den fazla Beidou-1 afet alanından bilgi veren terminali, 2008 Sichuan depreminden sonra kullanılmıştır.1000台以上の北斗-1端末が2008年の四川大地震で被害地域で情報の供給に使用された。
Ayrıca şehirde hizmet veren çok sayıda taksi şirketleri bulunmaktadır.また、市内には多くのタクシー会社がある。
Belgrad'da birçoğu bütün seviyelerde sporculara hizmet veren yaklaşık bin spor tesisi vardır.ベオグラードにはおよそ1千のスポーツ施設があり、多くの施設がさまざまなレベルのスポーツ・イベントに使用できる。
Las Vegas metropolitan bölgesinde toplu taşımacılık hizmeti veren RTC Transit firması vardır.ラスベガス都市圏ではRTC交通が公共輸送を担当している。
Madeni parçalara soğuk şekil veren işçi.寒冷地に群生する棘状の植物。
Hemen hemen her milletin edebiyatında o milletin tarihiyle ilgili bilgiler veren anlatılar mevcuttur.このリストには、都市部の左派知識人のほとんど全てが載っていた。
Albüme adını veren şarkı haricinde, dört slow şarkı yer almaktadır.ミニアルバムの名の通り、収録曲は4曲のみとなっている。
ABD ve İsrail medyası, bu saldırıyı ateşkese son veren saldırı olarak yansıttı.美国和以色列媒体均将这次炸弹袭击事件看作是停火的结束。
Salam Standard oteller "Müslüman dostu" hakkında bilgi veren uluslararası bir otel sınıflaması.萨拉姆标准是一个国际酒店等级分类标准,提供 “穆斯林友好”酒店的相关信息。
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.男妓 — 為了換取報酬而提供性服務的男性。
Podcast Capture, kullanıcılara kayıt ve podcast dağıtmak için izin veren bir uygulama.Podcast Capture — 是一種讓使用者錄製與傳播播客的應用程式。
Sınıfa adını veren SMS Brandenburg ve üç kardeş gemisi kariyerleri boyunca birçok görevde bulundular.勃兰登堡号及其三艘姊妹舰以各类角色发挥了广泛的作用。
İşaret fonksiyonu: Matematikte -1, 0 veya +1 değerlerinden birini veren fonksiyon.有趣的是,它的數學課本的加法表上寫著: 1+0=0。
1984 - Umut Veren Oyuncu (Gılgamış).1984亞視劇集《毋忘我》。
Ana madde: Aşırı duyarlılık Aşırı duyarlılık, vücudun kendi dokularına zarar veren bir bağışıklık yanıtıdır.超敏反应是损害自身机体的免疫反应。
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!撒旦代表了所有所謂的罪,而他們都帶來了身體上的、心靈上的和情感上的舒適。
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.매춘부(賣春婦)는 성적 서비스를 제공함으로써 돈을 버는 여성을 가리킨다.
Herodot, Pers Ordusu'na asker veren 46 etnik grubun adını belirtmektedir.헤로도토스는 군대가 징병된 46개 나라의 이름을 제시하고 있다.
28 Eylül 2000'de Danimarka'da yapılan referanduma göre, oy verenlerin %53,2'si euroya geçmeye karşı çıkmıştır.2000년 9월 28일, 두 번째 국민투표가 덴마크에서 열렸는데, 53.2%가 유로존 가입을 반대한다는 결과가 나왔다.
Daha önceleri bayanlar turunda mücadele veren İtalyan tenisçi Flavia Pennetta ile birlikteydi.그는 한때 이탈리아의 여자 테니스 선수인 플라비아 페네타와 교제 중인 것으로 알려지기도 하였다.
Horton, diğer hayvanlara ve insanlara değer veren şefkatli, iyi huylu bir fildir.수인(獸人)은 전승이나 픽션에 등장하는 인간형과 다른 동물의 외관을 겸비한 인물을 가리킨다.
13 Haziran - Üniversitelere özerklik veren yasa kabul edildi.6월 13일 - 제적학생에 대한 조건부 복교 결정.
Podcast Capture, kullanıcılara kayıt ve podcast dağıtmak için izin veren bir uygulama.팟캐스트 캡처, 사용자가 팟캐스트를 녹화하고 배포할 수 있는 기능.
Örneğin isim verenler.이들을 부르는 명칭의 유래이다.
Dijital cüzdan bir kişinin elektronik işlem yapmasına izin veren bir elektronik cihaz anlamına gelir.ארנק דיגיטלי (באנגלית: Digital wallet) הוא מכשיר אלקטרוני המאפשר לאדם לבצע עסקאות מסחר אלקטרוניות.
Bu durumda sorumluluk emri veren üste aittir.אך עם הסמכות באה האחריות.
WHATWG'nin “HTML Canlı Standardı” DRM’e izin veren öneriler olmaksızın geliştirilmeye devam etmiştir."התקן החי" של WHATWG המשיך בהליך הפיתוח ללא הצעות לפיתוח תכולות של DRM.
BSD lisansları izin veren özgür yazılım lisansları ailesidir.רישיון BSD לזכויות יוצרים חופשי.
Efsane şu şekilde anlatılır: Abakan’a adını veren kişi Öcen Bek bahadırdır.על פי נאמן "זה השם שנותן לעצמו האיש מוכה הדיבוק".
1883'te, bu gruba heykel eğitimi veren Auguste Rodin'le tanıştı.През 1883 г. се запознава с Огюст Роден, който ѝ преподава скулптура.
Sürekli göç veren bir yapı mevcuttur.Откриват се и инсталации, които са постоянни.
Ömer ölüm yatağında bu komployu öğrendi ve zehiri kendine veren köleyi affetti.Духовното лице изказва съболезнования за покойника.
Doktor olmaya karar veren Kim iki yıl sonra köyüne döndü.След завръщането си е отново кмет на града за около две години.
Ayrıca 2003'ten beri hizmet veren bir de Yahudi okulu bulunmaktadır.Tu je i židovska škola, koja djeluje u Azerbejdžanu od 2003.
Kitaba adını veren Algernon, yapay yollarla zekasını artırmak için ameliyat edilen bir laboratuvar faresidir.Algernon je laboratorijski miš koji je operiran kako bi mu umjetno povećali inteligenciju.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Betty i Rita odlaze u stan Diane Selwyn te provaljuju u njega kroz prozor, nakon što im nitko ne otvori vrata.
İsrail'de de saldırıya destek veren gösteriler düzenlendi.No bilo je i prosvjeda u znak potpore Izraelu.
Merkezi, ile adını veren Râmnicu Vâlcea şehridir.Weinstadt kao što mu i ime kaže je grad vina.
Venom’un 1982 çıkışlı Black Metal adlı albümü türe ismini veren albümdür.Naziv 'black metal' došao je s Venomovog istoimenog albuma iz 1982. godine.
Merkezi, ile adını veren Isernia şehridir.Po Imoti je gradić Imotski, koji joj je i bio sjedište, dobio ime.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Mužská prostitúcia je vykonávanie sexuálnych služieb mužom za odmenu.
Sabinler, tanrıları Quirinus un (tepeye adını veren tanrı) onuruna bir sunak dikmişlerdi.Społeczność z Qumran otaczała imię Boga czcią i szacunkiem.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.Enligt lagen är de prostituerade arbetare som säljer sexuella tjänster för pengar.
Cercanías Madrid, İspanya'nın başkenti Madrid'e hizmet veren bir banliyö demiryolu ağıdır.Cercanías Madrid är den pendeltågstrafik som betjänar Madrid, Spaniens huvudstad, och dess närområde.
Köye adını veren Baybağan kelimesinin “erkek geyik derisi” gibi başka anlamları da vardır.Det finns också odlade namnsorter, som "Touch Me".
1984 - Umut Veren Oyuncu (Gılgamış).(LiberLäromedel, 1984) (Vad tycker du?)
Modül kullanımına izin veren çekirdekler ise modüler çekirdek olarak adlandırılır.Den som tillverkar möbler kallas möbelsnickare.
Sürecin ilerlemesi için cevap veren kişinin anonim olması sakıncalıdır.Den som ringer får vara anonym.
Ayrıca günümüzde de halen Barok tarzda eserler veren müzisyenler vardır.Än idag finns artister som håller bänkelsångstraditionen vid liv.
Takımdakı en iyi pas veren kişidir.Det bästa resultatet i laget räknas.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.Білорусь є єдиною країною, яку боїться Росія.
Teklif veren olmadı".Я не мав вибору».
Yüksek maliyetli ve yüksek kalitede sonuç veren yazıcılar kullanılır.Для цього будуть потрібні потужні й дорогі конденсатори.
Acil durum sinyali veren ekip uçağı başarıyla indirmeyi başardı.Posádka letounu vyslala nouzový signál, ale dokázala s letounem bezpečně přistát.
Okul Mahkemesi, okul kurallarına uymayan öğrenciler ve personelle ilgili karar veren topluluktur.Soudní dvůr je školní shromáždění, které se zabývá lidmi, kteří porušují školní pravidla.
Bu fenomen Malus yasası adını veren matematikçi Étienne-Louis Malus tarafından 1808 yılında gözlenmiştir.Tento jev objevil matematik Étienne-Louis Malus v roce 1808.
Son on beş yıldır nüfusünü dışa veren bu köyde ortalama nüfus yüz kişidir.Ve městě ale žije díky imigraci v posledních patnácti letech téměř sto různých národností.