Ana içeriğe geç
Sözlük

veren ile cümle

veren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kōchi şehrine hizmet veren Kōchi Ryōma Havalimanı Nankoku'nun güneydoğusunda yer almaktadır.O Aeroporto Ryoma de Kochi, localizado em Nankoku, serve a cidade de Kochi.
Kudüs, İbranice, Arapça ve İngilizce eğitim veren birçok itibarlı okula sahiptir.Jerusalém abriga diversas universidades prestigiadas, com cursos oferecidos em hebraico, árabe, e inglês.
Takımdakı en iyi pas veren kişidir.É a classificação que recompensa a melhor equipa.
İsimlerini veren ortak özellikleri, alınlarında daima boynuzları bulunduğundan kaynaklanmaktadır.Seu apelido se deve ao seu cronômetro, que sempre está em seu pescoço.
Hoparlör: Sesi duymamıza imkan veren parçadır.Você tem uma voz que precisa ser ouvida.
DuckDuckGo kişisel gizliliğe önem veren bir arama motorudur.DuckDuckGo mantém uma política de respeito pela privacidade dos usuários.
12 sorudan en çok doğru cevabı veren oyuncu, oyunu kazanır.O jogador que responder mais perguntas vence.
Tıpkı babası gibi, seçimler sırasında oy verenlere rüşvet vermişti.Net als zijn vader kocht hij kiezers tijdens de verkiezingen om.
(Taha-8) "O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır.Het is door God voortgebracht, die er op verborgen wijze in aanwezig is.
1819 yılında bedava egitim veren Albany Akademisine girdi.In 1819 betrad hij de Albany Academy, een jongensschool waar hij gratis onderwijs kreeg.
Almanya, tarihteki ilk yüksek hıza izin veren otoyolların (Autobahn) yapıldı ülkedir.Duitsland was het eerste land dat autosnelwegen (Autobahnen) aanlegde.
Daha önceleri bayanlar turunda mücadele veren İtalyan tenisçi Flavia Pennetta ile birlikteydi.Zij versloeg in de finale de als eerste geplaatste Italiaanse titelverdedigster Flavia Pennetta in drie sets.
Buna göre, varlıkları bize oldukları gibi veren bilgi, sezgidir.Dit maakt hen te heet om leven zoals wij het kennen mogelijk te maken.
1940 yılında Mareşal Philippe Pétain'e tam yetki veren kararı destekledi.W 1940 roku głosował za przyznaniem pełni władzy marszałkowi Philippe’owi Pétainowi.
1930 yılında tek başına Paris'e taşındı ve II. Dünya Savaşı patlak verene kadar burada yaşadı.W 1930 wyjechał do Paryża, gdzie przebywał do wybuchu II wojny światowej.
25 Eylül 2008 tarihinde Avrupa Birliği Konseyi, ACTA destek veren bir kararı kabul etmiştir.25 września odpowiednią rezolucję w tej sprawie uchwaliła Rada Unii Europejskiej.
İki bina da binayı kiraya veren kişi olan Larry Silverstein tarafından inşa edilmiştir.Budynek wybudowano na zlecenie Larry'ego Silversteina, który dzierżawi ten teren od władz lokalnych.
Örneğin isim verenler.Podobnie jak imiona.
Tür adını veren incarnatum "kan kırmızısı" anlamına gelir.Nazwa gatunkowa sanguinodorsalis oznacza "o krwistoczerwonym grzbiecie".
Safahat-i Kalb (1901) adlı bir gönül hikâyesini mektuplar halinde veren bir düzyazı eseri de vardır.Man skriver till exempel tryggt (av trygg), fast ordet uttalas som tryckt.
Koninklijke Vereniging De Friesche Elf Steden tarafından organize edilmektedir.Därför grundades föreningen De Friesche Elf Steden (Föreningen de elva frisiska städerna).
Cercanías Madrid, İspanya'nın başkenti Madrid'e hizmet veren bir banliyö demiryolu ağıdır.Cercanías Madrid är den pendeltågstrafik som betjänar Madrid, Spaniens huvudstad, och dess närområde.
Güven veren renktir.Så förtjänas förtroende.
Bunlardan en bilineni, bardağa adını veren Old Fashioned kokteylidir.Drinken har givit old fashioned-glaset dess namn.
Bu döneme Hollanda Birleşik Krallığı (Felemenkçe: Verenigd Koningrijk der Nederlanden) denmektedir.Exempel: Att säga Holland när man menar Konungariket Nederländerna.
Günümüz memeli türleri, süt veren bezeli dişilerin tavırlarıyla belirlenebilir.Numera finns det sorter som är resistenta mot mjöldagg.
Modül kullanımına izin veren çekirdekler ise modüler çekirdek olarak adlandırılır.Den som tillverkar möbler kallas möbelsnickare.
Amortentia, içen kişide iksiri verene karşı güçlü bir takıntı ve delicesine bir aşkın oluşmasına sebep olur.Kärleksdrycken Amortentia kan bara skapa en stark besatthet och känsla av förälskelse.
İlçenin yönetim merkezi ilçeye adını veren Kadis kentidir.Larmchef är, som namnet antyder, chef vid larm.
Albüme adını veren şarkı bir insanın tecritini ve cinsel bunalımlarına değinir.Budskapet är att kärleken enligt sångtexten inte känner till några gränser eller hudfärger.
Ne mutlu bana ki, oyunlarına gerçek adını veren akıllı bir oyuncu ile karşılaştım.Став відомим завдяки доведенню теореми, яка отримала його ім'я.
Elektron veren element yükseltgenir.Електронно-фотонна компонента поглинається сильніше.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Влада США оголосила винагороду в розмірі $5 млн за затримання Гусмана Лоери.
Anadolu Üniversitesi’nde bildiriye imza veren 15 akademisyen hakkında soruşturma başlatıldı.Перші 15 членів прийняли рішення про базування академії у Берліні.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.Незабаром, залишивши оперну сцену, стала виступати як концертна співачка.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.Bělorusko je jediný stát v Evropě, který v praxi vykonává trest smrti.
Bana destek veren herkese ve tüm teknik ekibe teşekkür ediyorum.Děkuji rodině i celému týmu za podporu.
Ücretsiz eğitim veren bir kuruluştu.Chcete ateliér zdarma?
Ağır kayıp veren İngiliz güçleri, geri çekildi.Zklamaní Angličané odtáhnou pryč.
Partiye oy veren yaş grubu ise 34-42 yaş grubunda en fazladır.Zelení v posledních volbách získali nejvíce hlasů mezi voliči ve věku 34–42 let.
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.William Herschel byl astronom, který se zajímal mj. i o rozdělení hvězd na obloze.
İlde, yüksek lisans düzeyinde eğitim veren Bozok Üniversitesi vardır.Upřednostňoval spíše jisté úpravy vysokoškolského zákona.
Mail.ru Rusça hizmet veren en büyük e-posta servisidir.Mail.ru este cel mai mare serviciu de e-mail gratuit din Rusia.
İşçiler için akşam dersleri veren bir fabrikanın sınıfında çalıştı.Acolo a lucrat ca muncitor într-o fabrică de ceasuri iar seara a învățat.
Aynı dönemde Macaristan üzerinde hâkimiyet kurmak için uğraş veren bir başka devlet de Avusturya'ydı.Alte destinații preferate de cei care căutau o viață nouă includeau Australia.
Hemen ailesine telefon eder ama cevap veren olmaz.Szólongatja a szüleit, de nem érkezik válasz.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.Nem mindegy az sem, hogy ki közvetíti az üzenetet.
İçinde kişiye yaşam gücü veren şeydir.Egy ilyen ember beszédében erő van.
Germanicus, Augustus'un torunu ve kendisine dokuz çocuk veren Yaşlı Agrippina ile evlenmiştir.Az idősebb Agrippinát (Agrippina Maior), Augustus unokáját vette feleségül, aki kilenc gyermeket szült neki.
Caracas metrosu (İspanyolca: Metro de Caracas), Venezuela'nın başkenti Caracas'ta hizmet veren metro ağı.A caracasi metróhálózat (Metro de Caracas) Venezuela fővárosának egyik tömegközlekedési lehetősége.
Daha sonra Christine kendisine zarar veren bu gençleri öldürmüştür.Cserébe viszont megbünteti mindazokat, akik ártottak a fiúnak.
(Bu adın verilme nedeni dürbünle bakıldığında ışık veren gaz bulutu gibi gözükmeleridir.)(Nevük onnan ered, hogy a mirigyváladék következtében átható szagot áraszt egész testük.)
Kemana o tuhaf kırmızı rengini veren kandır.Véres vízre emlékeztető vöröses levet enged.
Öyle ki oy verenler sadece erkek nüfusunun küçük bir kısmıydı.Äänioikeus oli usein rajattu vain pienelle osalle väestöstä.
19. yüzyılın ikinci yarısında Slovence eğitim veren bir üniversitenin kurulması ihtiyacı duymuştur.1800-luvulla kehittyi maalaustaiteen slovakialainen koulukunta.
Romanları, İkinci Dünya Savaşı'na patlak verene kadar iyi sattı.Eerolainen kiersi kauppamatkustajana toisen maailmansodan syttymiseen asti.
Ekim 1981'de Çin'de konser veren ilk batılı müzisyen oldu.Säveltäjä esiintyi ensimmäisenä länsimaisena poptähtenä Kiinassa syksyllä 1981.
Bu Brezilya tarihinde en büyük zayiat veren yangın olmuştur.Tätä paloa pidetään Kalifornian historian tuhoisimpana metsäpalona.
Bursa'da 2004 yılından beri hizmet veren özel müze.Vuoden 2004 näyttelyt Kainuun museo.
Ayrıca şehirde hizmet veren çok sayıda taksi şirketleri bulunmaktadır.Επιπλέον υπάρχουν πολυάριθμες εταιρείες ταξί που εξυπηρετούν την πόλη.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
veren ile cümle - Sayfa 31 - veren kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App