Böyle bir reformulasyon için izin veren çeşitli anlayışlar vardır.Các số phức cho phép giải phương trình này.
Suratları onlara karakteristik özelliklerini veren basık yapıdadır ve diğer kedilerden daha kısadır.Khuôn mặt ngắn hơn so với những con mèo khác, tạo ra cho nó một bộ mặt dẹt.
Kuruluş, vatansız insanların ülkeler arasında seyahat etmesine izin veren Nansen pasaportu'nu geliştirdi.Tổ chức cũng lập ra hộ chiếu Nansen để làm một phương tiện nhận dạng những người không quốc tịch.
Bu müşteri ihtiyaçlarına tepki veren talep odaklı tedarik zinciri kurmanın bir yoludur.Đây là cách client yêu cầu dịch vụ từ bộ tổng hợp.
Ruh Emiciler, kötü ve korku veren yaratıklardır, bunun nedeni ise ruhlarının olmamasıdır.Chúng là thiện hay ác, vì chúng cũng là những sinh mệnh hiện hữu?
Başlangıçta hece vezniyle eserler veren şair, daha sonra serbest vezne yönelmiştir.(生没年不詳)初代扇歌の門下で幼坊福壽、後に富士松ぎん蝶になる。
Bursa'da 2004 yılından beri hizmet veren özel müze.カズンの2004年発売のシングル曲。
İçinde kişiye yaşam gücü veren şeydir.物に命を吹き込む能力を持つ。
Öğrenciler arası işbirliğine daha çok ağırlık veren ????)ただし「保育士の方が向いているのでは…?」と悩むことも多い。
Princeton Üniversitesi Fizik Bölümünde ders veren ilk kadın oldu.プリンストン大学物理学科で最初の女性教員である。
Belgrad'da birçoğu bütün seviyelerde sporculara hizmet veren yaklaşık bin spor tesisi vardır.ベオグラードにはおよそ1千のスポーツ施設があり、多くの施設がさまざまなレベルのスポーツ・イベントに使用できる。
Hoşgörüyü ve güven veren duyarlılığı anımsatır.見た目は穏やかで安心感さえ覚えさせる。
Aklı ile hüküm verenler onu bilgili kimselere helal etti.そうした知識に通じた者を有識者(ゆうそくしゃ)と呼んだ。
Bunun üzerine patlak veren Filipin-Amerikan Savaşı Birinci Cumhuriyet'in yenilgisiyle sonuçlanmıştır.この戦いに勝利したアメリカ軍は、フィリピン攻略を開始した。
Las Vegas metropolitan bölgesinde toplu taşımacılık hizmeti veren RTC Transit firması vardır.ラスベガス都市圏ではRTC交通が公共輸送を担当している。
Madeni parçalara soğuk şekil veren işçi.寒冷地に群生する棘状の植物。
Bir topluma selâm verene cevap vermek farz-ı kifâyedir.社会的責任を伴う方向性の提示。
Tropikal kuşaklarda yerel bitki örtüsüne zarar veren işgalci türlerin başındadır.Inom släktet finns exempelvis arter som är användbara för växtfärgning.
Günümüz memeli türleri, süt veren bezeli dişilerin tavırlarıyla belirlenebilir.Numera finns det sorter som är resistenta mot mjöldagg.
1984 - Umut Veren Oyuncu (Gılgamış).(LiberLäromedel, 1984) (Vad tycker du?)
Türkülere Gönül Verenler - Hale GürFakta om allt - Konrad Kujau
Fransa'ya en yüksek üç puandan birini veren tek ülke 10 puan veren Rusya olmuştur.Det högsta de fick från ett och samma land var de 10 poäng som Vitryssland gav dem.
Owl City, Adam Young tarafından kurulan ve synthpop tarzında eserler veren Amerikalı bir müzik oluşumudur.Owl City är ett amerikanskt musikprojekt skapat av musikern Adam Young, från Owatonna i Minnesota USA.
Oy verenlerin %52,24'ü yasağa destek vermiştir.Resultatet blir att 57,5 procent röstar ja till det kontroversiella förbudet.
Modül kullanımına izin veren çekirdekler ise modüler çekirdek olarak adlandırılır.Den som tillverkar möbler kallas möbelsnickare.
Yoğunluğu en çok olan madde, en fazla yarı kalınlık veren maddedir.Giftet är mycket komplext och består av minst 40 substanser.
Örneğin isyana destek veren Macar askerler vurulmamış, hepsi asılmıştır.Militärer som dömdes till döden hängdes inte utan arkebuserades.
Sürecin ilerlemesi için cevap veren kişinin anonim olması sakıncalıdır.Den som ringer får vara anonym.
Amortentia, içen kişide iksiri verene karşı güçlü bir takıntı ve delicesine bir aşkın oluşmasına sebep olur.Kärleksdrycken Amortentia kan bara skapa en stark besatthet och känsla av förälskelse.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.Bandet började sedan leta efter en sångare.
Ayrıca günümüzde de halen Barok tarzda eserler veren müzisyenler vardır.Än idag finns artister som håller bänkelsångstraditionen vid liv.
Konferansa oy veren 16 delege katılmıştır.På mötet inskrev sig 16 närvarande som medlemmar.
Kentte Fransızca eğitim veren Moncton Üniversitesi (Université de Moncton) bulunmaktadır.У місті діє франкомовний Монктонський університет.
18 Aralık 1994'te, Plaza Venezuela-El Valle arasında hizmet veren 3. hattın açılışı gerçekleştirildi.18 грудня 1994 —відкриття початкової ділянки Лінії 3 «Plaza Venezuela»—«El Valle», з 5 станцій.
Albüme adını veren şarkı albümde iki farklı versiyonda yer almaktadır.Дві пісні з альбому залишилися альбомною версією.
Ne mutlu bana ki, oyunlarına gerçek adını veren akıllı bir oyuncu ile karşılaştım.Став відомим завдяки доведенню теореми, яка отримала його ім'я.
Elektron veren element yükseltgenir.Електронно-фотонна компонента поглинається сильніше.
Yüksek maliyetli ve yüksek kalitede sonuç veren yazıcılar kullanılır.Для цього будуть потрібні потужні й дорогі конденсатори.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.Незабаром, залишивши оперну сцену, стала виступати як концертна співачка.
Fumarik asit meyve tadı veren bir aromaya sahiptir.Kyselina fumarová má ovocnou chuť.
Ardalan ismi ayrıca hanedanlığa isim veren ailenin de adıdır.Název zahrady je rovněž názvem městské organizace, která ji spravuje.
Son on beş yıldır nüfusünü dışa veren bu köyde ortalama nüfus yüz kişidir.Ve městě ale žije díky imigraci v posledních patnácti letech téměř sto různých národností.
Partiye oy veren yaş grubu ise 34-42 yaş grubunda en fazladır.Zelení v posledních volbách získali nejvíce hlasů mezi voliči ve věku 34–42 let.
Daha çok doğru yanıt veren daha çok puan alır.Na otázky existuje více správných odpovědí.
Surface Pro 3, cihazın arkasına gri mat bir bitiş veren magnezyum alaşımından yapılmış bir gövdeye sahiptir.Surface Pro 3 má tělo vyrobeno z magnézia, které mu dodává šedý matný povrch.
Çalışmaya adını veren 'Söke Söke'ye klip de çekilmiştir.Jak křižovatka U Práce k názvu přišla.
Olaya adını veren Brian Josephson tarafından 1962'de keşfedilmiştir. ^ Josephson, Brian (1962).Existenci jevu předpověděl v roce 1962 Brian David Josephson.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.Prima dată această boală a fost pomenită în anul 1909 de Carlos Chagas de la care provine și denumirea.
Sektörlere önem veren bir mantığa dayalı kültür ekonomisinden farklıdır.Ea diferă de economia culturii, care se sprijină pe o logică sectorială.
Ext4 desteği veren 2.6.28 çekirdeği 25 Aralık 2008 tarihinde yayınlandı.Nucleul 2.6.28, care conține sistemul de fișiere ext4, a fost lansat în 25 decembrie 2008.
Adalar ülkesinin en büyük ve önemli adası, ülkeye de ismini veren Mauritius adasıdır.Este cel mai important râu din Moravia, regiune care îi dă numele.
İşçiler için akşam dersleri veren bir fabrikanın sınıfında çalıştı.Acolo a lucrat ca muncitor într-o fabrică de ceasuri iar seara a învățat.
London Overground, Birleşik Krallık'ın başkenti Londra ve banliyölerine hizmet veren bir banliyö treni ağıdır.London Overground este o companie operatoare de trenuri suburbane din Londra, Regatul Unit.
Haziran 2007'de rapçı Lil Mama'ya özellik veren bir remix ortaya çıktı.2007 júliusában megjelent a remixe, amiben közreműködött Lil Mama.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.A szexmunkás olyan személy, aki azzal keres pénzt, hogy szexuális szolgáltatásokat nyújt, szexmunkát végez.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.Kivált az együttesből, és szólóelőadóként kezdett énekelni.
İçinde kişiye yaşam gücü veren şeydir.Egy ilyen ember beszédében erő van.
Germanicus, Augustus'un torunu ve kendisine dokuz çocuk veren Yaşlı Agrippina ile evlenmiştir.Az idősebb Agrippinát (Agrippina Maior), Augustus unokáját vette feleségül, aki kilenc gyermeket szült neki.
Caracas metrosu (İspanyolca: Metro de Caracas), Venezuela'nın başkenti Caracas'ta hizmet veren metro ağı.A caracasi metróhálózat (Metro de Caracas) Venezuela fővárosának egyik tömegközlekedési lehetősége.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.A törvényhozás kétkamarás hasonló hatáskörrel.