Albüme ismini veren şarkı, "Got to Be There" ise Jackson'nın ilk teklisi olmuştur.Låten "Is She Really Going Out with Him?" kom att bli Jacksons första singelhit.
Bu Brezilya tarihinde en büyük zayiat veren yangın olmuştur.Det är den värsta brandkatastrofen i Sveriges historia.
Tasarım, binaya sıradışı görünüm veren konik bir cephe içermektedir.Den tredje våningen är något indragen, som ger byggnaden ett ovanligt utseende.
Bu sesi veren bir harf , Bedirxan alfabesinde yoktur.För det tredje har vokalljudet inte haft någon bokstav i alfabetet.
Tropikal kuşaklarda yerel bitki örtüsüne zarar veren işgalci türlerin başındadır.Inom släktet finns exempelvis arter som är användbara för växtfärgning.
Fransa'ya en yüksek üç puandan birini veren tek ülke 10 puan veren Rusya olmuştur.Det högsta de fick från ett och samma land var de 10 poäng som Vitryssland gav dem.
Owl City, Adam Young tarafından kurulan ve synthpop tarzında eserler veren Amerikalı bir müzik oluşumudur.Owl City är ett amerikanskt musikprojekt skapat av musikern Adam Young, från Owatonna i Minnesota USA.
Sürecin ilerlemesi için cevap veren kişinin anonim olması sakıncalıdır.Den som ringer får vara anonym.
Konferansa oy veren 16 delege katılmıştır.På mötet inskrev sig 16 närvarande som medlemmar.
İspanya'da patlak veren içsavaşta Güney Amerika'ya geri döner.Провівши 6 років в Іспанії Карневалі повертається до Південної Америки.
Ankara metrosu, Türkiye'nin başkenti Ankara'da hizmet veren metro sistemidir.Ankara Metrosu) — мережа метро, що обслуговує місто Анкара, Туреччина.
Köyün ekonomisi yaz aylarında ürün veren fındık ağaçlarına dayanır.Золоті балки уособлюють навколишні пшеничні лани.
Ayrıca şehirde hizmet veren çok sayıda taksi şirketleri bulunmaktadır.У місті діє кілька компаній таксі.
Caracas metrosu (İspanyolca: Metro de Caracas), Venezuela'nın başkenti Caracas'ta hizmet veren metro ağı.Metro de Caracas) — система ліній метрополітену в місті Каракас, Венесуела.
Anadolu Üniversitesi’nde bildiriye imza veren 15 akademisyen hakkında soruşturma başlatıldı.Перші 15 членів прийняли рішення про базування академії у Берліні.
Daha sonra Christine kendisine zarar veren bu gençleri öldürmüştür.Пізніше Альтаїр убив тих, хто винен у її смерті.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.Bělorusko je jediný stát v Evropě, který v praxi vykonává trest smrti.
Bana destek veren herkese ve tüm teknik ekibe teşekkür ediyorum.Děkuji rodině i celému týmu za podporu.
Fumarik asit meyve tadı veren bir aromaya sahiptir.Kyselina fumarová má ovocnou chuť.
Firma uydu telekomünikasyon alanında hizmet veren bir şirkettir.Telefónica je akciová společnost s celosvětovou působností podnikající v oboru telekomunikačních služeb.
Ağır kayıp veren İngiliz güçleri, geri çekildi.Zklamaní Angličané odtáhnou pryč.
Diasetil, pek çok gıdaya aroma tadını veren kimyasal maddedir.Obsahuje několik chemických látek, které mu dávají hořkou chuť.
Bu mallara zarar veren kişiler ölüm cezası ile cezalandırılırdı.Zvíře s takovýmto zraněním je odsouzeno k smrti.
Güzel Sanatlar Birliği'nin kuruluşuna destek veren isimlerinden biri oldu.Podílel se na založení polské společnosti užitých umění.
Albüme adını veren şarkı albümde iki farklı versiyonda yer almaktadır.Zajímavostí tohoto alba je skutečnost, že existuje ve dvou verzích.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.Prima dată această boală a fost pomenită în anul 1909 de Carlos Chagas de la care provine și denumirea.
Podcast Capture, kullanıcılara kayıt ve podcast dağıtmak için izin veren bir uygulama.Podcast Capture - Aplicația permite utilizatorilor să înregistreze și să distribui podcast-uri.
Ext4 desteği veren 2.6.28 çekirdeği 25 Aralık 2008 tarihinde yayınlandı.Nucleul 2.6.28, care conține sistemul de fișiere ext4, a fost lansat în 25 decembrie 2008.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.Elaborarea unei legi stricte în privința cetățeniei duble.
Stoutlara kahvemsi aroma veren içerik de budur.Această listă prezintă băuturile espresso pe bază de cafea.
Diğer web sitelerinin web trafikleriyle ilgili bilgi veren bir web sitesini işletmesiyle tanınmaktadır.Este cunoscută pentru realizarea unui website care analizează traficul de pe alte site-uri.
Ücretsiz eğitim veren bir kuruluştu.Absolută gratuitate a învățăturilor.
Aynı dönemde Macaristan üzerinde hâkimiyet kurmak için uğraş veren bir başka devlet de Avusturya'ydı.Alte destinații preferate de cei care căutau o viață nouă includeau Australia.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.A betegséget először 1909-ben írta le Carlos Chagas, akiről a kórt elnevezték.
Hemen ailesine telefon eder ama cevap veren olmaz.Szólongatja a szüleit, de nem érkezik válasz.
Günümüzde İstanbul'da hizmet veren 9 adet baraj bulunmaktadır.Ma kilenc hivatalosan elismert rend van Burmában.
Saat 04:30'da Midway Adaları'na uçaklara ve tesisatlara zarar veren bir saldırı dalgası gönderdi.6 óra 31 perckor a Midway-szigetek légelhárítása tüzet nyitott a támadó repülőgépekre.
Natüralist ve klasik tarzda eserler veren bir sanatçıdır.A tradicionális, természetelvű művészet képviselője.
(Bu adın verilme nedeni dürbünle bakıldığında ışık veren gaz bulutu gibi gözükmeleridir.)(Nevük onnan ered, hogy a mirigyváladék következtében átható szagot áraszt egész testük.)
Güven veren renktir.Uskon yksinkertaisuus.
Yaklaşık 400 yıldır hizmet veren mezarlıkta gettolarda yaşayan 200,000 civarında Yahudi buraya gömülmüştür.Dokumentti käsittelee noin 2000 vuotta vanhaa Jerusalemin läheltä Talpiotista löydettyä hautaa.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.Non si sa ancora chi abbia dato l'autorizzazione.
Örneğin isyana destek veren Macar askerler vurulmamış, hepsi asılmıştır.I capi militari che non avevano sostenuto il colpo di Stato vennero giustiziati, molti tramite impiccagione.
Chayyah ruhun ilahî yaşam gücünün idrak edilmesine imkân veren parçasıdır.Chayyah (חיה): la parte dell'anima che permette di acquisire consapevolezza della forza vitale divina.
Babylon ve Nu Pera Beyoğlu'daki yaz ve kış hizmet veren gece kulüplerindendir.Il "Babilonia" e "Nu Pera" a Beyoglu sono i locali notturni più in voga sia in estate sia in inverno.
Takımdakı en iyi pas veren kişidir.Ma lei si vende al miglior offerente.
Tanrı'nın kuralları, kan yemeyi yasaklamıştır çünkü canlılara yaşam veren kandır.Закон Божий запрещает употреблять кровь, так как кровь - это душа.
Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler.”Они обучались тому, что приносило им вред и не приносило им пользы.
"Acı veren ayrılık".Я печален печалью разлуки».
Cox, İskoç gençleri için tiyatro eğitimi veren Scottish Youth Theatre kurumunu desteklemektedir.Кокс является покровителем Шотландского молодежного театра.
İnsanlar artık umut veren şeyler izlemek istemektedir.Они вышли и дали людям то, что те хотели видеть.
Şâhit, müşâhadenin lezzetini veren şeydir.Зато устроенных по вкусу владельца.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Где вообще был детективный рассказ до тех пор, пока По не вдохнул в него жизнь?».
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.Этой идеей Уильям Гершель пользовался для обнаружения систем двойных звёзд.
İnsanlara hastalık veren bir kötü ruh.К болезни восприимчив человек.
Birlikte İspanya'ya gitmeye karar veren çift, İspanya İç Savaşı'na gönüllü olarak gitmeye karar verirler.Они решили вместе ехать в Испанию, чтобы следить за ходом гражданской войны.
Orada kendine koyu kırmızı parlayan ve çok az ışık veren bir güneş yaratmıştır.Река соединена протоками с озёрами Гытгыкай и Мрак, и более мелкими.
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.По сути судебный поединок представляет собой санкционированную правом дуэль.
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.كان ويليام هيرشل أول عالم فلك يحاول أن يحدد توزيع النجوم في السماء.
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.يجدان "ديان سلوين" في دليل الهاتف وتصلون بها، لكنه لا ترد.