Ana içeriğe geç
Sözlük

veren ile cümle

veren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Havale ise çifte yetki veren hukuki bir işlemdir.По сути судебный поединок представляет собой санкционированную правом дуэль.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Власти США объявили награду в размере 5 млн долларов за поимку Гусмана Лоэры.
Çok eski yıllardan beridir bilinen ve kullanılan, kırmızı rengi veren bir böcektir.Гордая и древняя раса зелёного цвета, живущая много лет.
Romanda, birliğinden firar edip Vietnam'da kalmaya karar veren Amerikalı bir askerin öyküsü anlatılmaktadır.Американские историки, знавшие Веру Романовну, решили повезти её в Штаты.
Bugün hizmet veren binalar, o dönemde inşa edilmiştir.Сооружённые в то время здания можно видеть и сегодня.
Arkadaşlarının güldüğünü görünce Juilliard'a ismini verenin onlar olduğunu düşünür.رؤية أصدقائه يضحك، وقال أنه يعتقد انهم أعطى اسمه لجوليارد.
1995 yılında Norveç, denizaltılarda kadın askerlere izin veren ilk ülke olur.في عام 1995، كانت النرويج الدولة الأولي التي تسمح للنساء الجنديات في العمل في الغواصات.
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.كان ويليام هيرشل أول عالم فلك يحاول أن يحدد توزيع النجوم في السماء.
Bölgede ilerleyen ABD Ordusuna bilgi veren bir Iraklı, Jessica’nın durumunu ve yerini ihbar eder.وقد أخبر العراقي الذي قدم المعلومات للجيش الأمريكي الذي يمضي قدماً في المنطقة، أخبره بحالة ومكان جيسيكا.
2007'de patlak veren dünya finansal krizi otomobil endüstrisine oldukça ağır bir darbe indirmiştir.وكانت الأزمة المالية العالمية التي اندلعت عام 2007 سبباً في إلحاق ضربة قوية بصناعة السيارات إلى حدٍ بعيد.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.ففعلتُ، فما مضى لي نصف شهر حتى حَذِقْتُهُ، فكنت أكتب له إليهم، وإذا كتبوا إليه قرأتُ له».
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.يجدان "ديان سلوين" في دليل الهاتف وتصلون بها، لكنه لا ترد.
Sektörlere önem veren bir mantığa dayalı kültür ekonomisinden farklıdır.إنه يختلف عن اقتصاد الثقافة الذي يرتكز على منطق القطاعات.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.هذا هو جزء من الطلب الذي يسمح لصانع القرار لاتخاذ القرارات في مجال معين المشكلة.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.على ظفر إبهام اليد اليمنى ما نصّه { لا إله الا الله } وعلى ظفر إبهام اليد اليسرى ما نصّه { محمد رسول الله }.
Günümüz memeli türleri, süt veren bezeli dişilerin tavırlarıyla belirlenebilir.يمكن التعرف على أنواع الثدييات الحالية عن طريق الإناث التي تنتج حليباً.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.وقد تم وصف المرض لأول مرة في عام 1909 من قبل الطبيب البرازيلي كارلوس شاغاس، الذي سُمي المرض باسمه.
Fumarik asit meyve tadı veren bir aromaya sahiptir.يمتلك حمض الفوماريك طعم شبيه بالفواكه.
Ekspres, Toros ve Bölge gazeteleri hem Adana'da hem de Çukurova'da hizmet veren diğer yerel gazetelerdir.وتعد إكسبرس و طوروس والجرائد الأقليمية الاخرى من الصحف المحلية التي تخدم منطقة أضنة وتشوكوروفا على حد سواء.
Kitaba ismini veren Semaver'de ise bir fabrika çalışanının yaşamı anlatılır.أما قصة براد الشاي التي سمى بها الكتاب فتتحدث عن معيشة عامل في مصنع.
Öyle ki oy verenler sadece erkek nüfusunun küçük bir kısmıydı.لم تكن البروليتارية سوى جزء ضئيل من السكان.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.ومنذ عام 1999، كانت بيلاروس البلد المعترف به الوحيد في أوروبا لتنفيذ عمليات الإعدام.
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!شيطان يمثل جميع الذنوب المزعومة، التي تؤدي إلى ارتياح جسدي، عقلي أو نفسي.
Mayıs 1943'te, savaş için eğitim veren Merkezi Kadınlar Sniper Eğitim Okulu'na kaydoldu.وفي أيار 1943 سجلت في المدرسة العسكرية للإناث حيث تم تدريبها على القناصة.
Ana madde: Bulgar İsyanları Nisan 1876'da patlak veren Bulgar İsyanının başlangıcında yüzlerce Türk öldürüldü.في بداية الثورة البلغارية التى شُنت في إبريل عام 1876، تعرض المئات من الأتراك للقتل.
Fahişe, para karşılığı seks hizmetleri veren kişi.و" شلكُة" التي تصف ممارسات الدعارة اللواتي يتقاضين أجراً مقابل عملهن.
Luminol (C8H7N3O2) kullanımı kemilüminesans etki veren kimyasal bir moleküldür.لومينول مُركب كيميائي صيغته C8H7N3O2 قادِر على توليد ضيائية كيميائية.
Çin'de tarım, 300 milyondan fazla çiftçiye iş veren oldukça önemli bir sektör.(يوليو 2011) الزراعة هي القطاع الاقتصادي الهام للصين، وتوظف أكثر من 300 مليون مزارع.
Her saat başı haber veren bir kanaldır.ألأخبار - تعرض في رأس كل ساعة.
5 Mayıs 2010'da Temsilciler Meclisi, eşcinsel çiftlere evlenme iznini veren bir yasa tasarısını onayladı.في 15 يوليو 2010، وافق مجلس الشيوخ الأرجنتيني على مشروع قانون يمنح حق الزواج للأزواج المثليين.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.تذهب "بيتي" و"ريتا" إلى شقة "ديان سلوين" ويدخلان عنوة عندما لم يرد أحد عليهما.
1892'de eyaletin ilk dört yıllık karma eğitim veren okulu oldu.وفي عام 1892، أصبحت الكلية لمدة أربع سنوات الأولى المختلطة مدرسة في الدولة.
Bana destek veren herkese ve tüm teknik ekibe teşekkür ediyorum.وشكرا لكم جميعا, لكل من ساعدونا طوال الطريق.
Ali Bin İsa, 11. yüzyıl da ilk defa göz hastalıkları ile ilgili eser veren bilim insanı.على بن عيسى : هو عالم قدم للمرة الأولى أبحاث عن مرض العيون في القرن الحادي عشر.
Nitekim o Avesta'da 'oğullar veren' (putro-da) olarak da bilinir.له «إعلام الناس بما وقع للبرامكة مع بني العباس».
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.وضعت الولايات المتحدة مكافأة مالية مقدارها 5 ملايين دولار لمن يدلي بأي معلومات من شأنها أن تفضي إلى اعتقاله.
Su veren (veya alan) demektir.ويمكن استخدامه مع الماء أو الكحول .
Dolayısıyla bu haberleri kabul etmeyen veya onları tevil ederek mecâzî mânâlar veren âlimler bulunmaktadır.والتأويل (يودّ أحدُهم التعميرَ). - قوله تعالى: «إنّ الذين كفروا سواءٌ عليهم أأنذرتهم أم لم تنذرهم لايؤمنون».
Güven veren renktir.صدق رؤيا المؤمن.
Adwords: Google Adsense’in reklâm verenlere yönelik bölümüdür.يمكن ربطه ب Google Adsense لكسب المال.
Çikolata kalori değeri yüksek, enerji veren bir yiyecektir.تعتبر الفريتاتا طعام مغذّ يؤمّن الطاقة والنشاط.
Danny DeVito, Amos Calloway rolünde: Karl ve Edward'a iş veren sirk müdürü.قام داني ديفيتو بدور عاموس جلوواى مدير السرك الذى اعطى العمل لادوارد وكارل ,بالاضافة إلى انه رجل الذئب.
Yolculara zarar veren haydutları cezalandırır.طبيعة إصابات الركاب الذين كانوا يجلسون فوق الأمتعة.
2008'de yapılan Anayasa değişikliğine UMP içinden ret oyu veren 7 parlamenterden biridir.اعتبارا من عام 2008، تم تمرير سوى ستة أعمال الدستورية التي تغيرت حقا طبيعة الدستور.
Kırım Savaşı'na son veren Paris Antlaşması'nın imzalanması üzerine serbest bırakıldı.عُرف برفضه للاستفتاء الفرنسي حول معاهدة ماستريشت.
İnebahtı Savaşı'ndan sonra ağır kayıplar veren Osmanlı donanması, kayıplarını telafi etmeyi başardı.وكانت البحرية البنجلاديشية قوة نشطة لاستعادة القدرة على العمل بعد الكوارث.
Bu şirket 86 komüne hizmet veren 1400 km uzunlukta bir kamu ulaşım sistemi işletmektedir.تُغطي شبكة المواصلات هذه مسافة 1400 كيلومتر وتصل إلى 86 كومونا.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.مارينا شابة تعمل نادلة وتطمح لتكون مغنية.
Daha çok doğru cevap veren daha çok puan alır.2- اختيار من متعدد لأكثر من إجابة صحيحة.
Umut Veren Kadın Oyuncu (Türev)[1] / 13. ÇASOD "En İyi Oyuncu" Ödülleri 2006ممثلة واعدة (Türev) [1] / 13. جوائز ÇASOD "أفضل ممثل" لعام 2006
Ayrıca karakterin eski yüzünü veren resmi olmayan bir mod da vardır.Há também um mod não oficial que dá à personagem a sua velha cara.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.A doença foi descrita pela primeira vez em 1909 por Carlos Chagas, do qual recebeu o nome.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima não encontrou nenhuma evidência direta de dano cerebral permanente.
Viola Davis, Amanda Waller: Takım'ın emir veren hükümet yetkilisi.Viola Davis como Amanda Waller: A funcionária do governo que dá as ordens do Esquadrão.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Onde estavam as estórias de detetives antes de Poe soprar o sopro da vida nelas?"
Mısırlılar aynı zamanda ilâhi adlara daha fazla anlam veren düzmece etimolojiler de çıkarmışlardır.Os egípcios também criaram falsas etimologias, dando mais significado aos nomes divinos.
Bununla birlikte, 1381'de geri dönmesine izin veren bir antlaşma imzalandı.Porém, em 1381, um tratado foi firmado e que permitiu-lhes voltar.
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.Eles encontram uma Diane Selwyn na lista telefônica e ligam para ela, mas ela não atende.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dívidas rapidamente apareceram e os credores começaram a cobrar o pagamento.
Yorumlara yanıt veren Burton "Ben Batman Dönüyor'u ilk filmden daha fazla seviyorum.Burton respondeu, "Eu gosto de Batman Returns, é melhor do que o primeiro.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
veren ile cümle - Sayfa 24 - veren kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App