Ana içeriğe geç
Sözlük

veren ile cümle

veren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
WHATWG'nin “HTML Canlı Standardı” DRM’e izin veren öneriler olmaksızın geliştirilmeye devam etmiştir.В «живом стандарте HTML», развиваемом WHATWG, планов о добавлении DRM не появилось.
1819 yılında bedava egitim veren Albany Akademisine girdi.В 1819 году он поступил в Академию Олбани, где обучался бесплатно.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.На сегодняшний день до сих пор нет определенного ответа на вопрос о том, кто отдал приказ об операции.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Где вообще был детективный рассказ до тех пор, пока По не вдохнул в него жизнь?».
Gökyüzündeki yıldızların dağılımını keşfetmeye karar veren ilk gökbilimci William Herschel’dir.Этой идеей Уильям Гершель пользовался для обнаружения систем двойных звёзд.
Oy verenlerin %52,24'ü yasağa destek vermiştir.Предложение было отклонено 52,7 % избирателей.
Doktor olmaya karar veren Kim iki yıl sonra köyüne döndü.Проучившись две года, он вернулся в родное селение.
Kemana o tuhaf kırmızı rengini veren kandır.И именно он окрашивает кровь в характерный красный цвет.
Kitaba ismini veren Az Şekerli de yazarın küçük adamlarının hayatlarından bir kesit sunar.Заканчивается небольшим плачем, который автор написал на смерть одного из своих сыновей.
O, laboratuvarda ekip halinde çalışmaya büyük önem veren bir insandı.Ему понравилось иметь группу учеников, которые делали огромную часть работы в лаборатории.
Köy, göç veren köyler listesine dahildir.При сем прилагаю список подписавшихся крестьян.
Jaimini'nin Mimamsa'sı mistik Vedanta akımlarına karşı ayin ve ritüellere önem veren bir hareketti.Миманса Джаймини была ритуалистическим движением, противопоставлявшим себя мистической веданте.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Власти США объявили награду в размере 5 млн долларов за поимку Гусмана Лоэры.
Bugün hizmet veren binalar, o dönemde inşa edilmiştir.Сооружённые в то время здания можно видеть и сегодня.
Arkadaşlarının güldüğünü görünce Juilliard'a ismini verenin onlar olduğunu düşünür.رؤية أصدقائه يضحك، وقال أنه يعتقد انهم أعطى اسمه لجوليارد.
Bölgede ilerleyen ABD Ordusuna bilgi veren bir Iraklı, Jessica’nın durumunu ve yerini ihbar eder.وقد أخبر العراقي الذي قدم المعلومات للجيش الأمريكي الذي يمضي قدماً في المنطقة، أخبره بحالة ومكان جيسيكا.
Telefon rehberinden Diane Selwyn'in numarasını bulup onu ararlar; ancak cevap veren olmaz.يجدان "ديان سلوين" في دليل الهاتف وتصلون بها، لكنه لا ترد.
Sektörlere önem veren bir mantığa dayalı kültür ekonomisinden farklıdır.إنه يختلف عن اقتصاد الثقافة الذي يرتكز على منطق القطاعات.
Bu, karar vericinin belirli bir sorun alanında karar vermesine izin veren uygulamanın parçasıdır.هذا هو جزء من الطلب الذي يسمح لصانع القرار لاتخاذ القرارات في مجال معين المشكلة.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.على ظفر إبهام اليد اليمنى ما نصّه { لا إله الا الله } وعلى ظفر إبهام اليد اليسرى ما نصّه { محمد رسول الله }.
Günümüz memeli türleri, süt veren bezeli dişilerin tavırlarıyla belirlenebilir.يمكن التعرف على أنواع الثدييات الحالية عن طريق الإناث التي تنتج حليباً.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.ومنذ عام 1999، كانت بيلاروس البلد المعترف به الوحيد في أوروبا لتنفيذ عمليات الإعدام.
Mayıs 1943'te, savaş için eğitim veren Merkezi Kadınlar Sniper Eğitim Okulu'na kaydoldu.وفي أيار 1943 سجلت في المدرسة العسكرية للإناث حيث تم تدريبها على القناصة.
Her saat başı haber veren bir kanaldır.ألأخبار - تعرض في رأس كل ساعة.
Bana destek veren herkese ve tüm teknik ekibe teşekkür ediyorum.وشكرا لكم جميعا, لكل من ساعدونا طوال الطريق.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.وضعت الولايات المتحدة مكافأة مالية مقدارها 5 ملايين دولار لمن يدلي بأي معلومات من شأنها أن تفضي إلى اعتقاله.
Çikolata kalori değeri yüksek, enerji veren bir yiyecektir.تعتبر الفريتاتا طعام مغذّ يؤمّن الطاقة والنشاط.
2008'de yapılan Anayasa değişikliğine UMP içinden ret oyu veren 7 parlamenterden biridir.اعتبارا من عام 2008، تم تمرير سوى ستة أعمال الدستورية التي تغيرت حقا طبيعة الدستور.
Daha çok doğru cevap veren daha çok puan alır.2- اختيار من متعدد لأكثر من إجابة صحيحة.
Bu hastalık ilk olarak 1909 yılında hastalığa adını veren Carlos Chagas tarafından tanımlanmıştır.A doença foi descrita pela primeira vez em 1909 por Carlos Chagas, do qual recebeu o nome.
Poe hayat nefesi verene kadar dedektif öyküleri neredeydi?"Onde estavam as estórias de detetives antes de Poe soprar o sopro da vida nelas?"
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dívidas rapidamente apareceram e os credores começaram a cobrar o pagamento.
Orijinal Kolon Hotel'in üstünde bir tüfekle poz veren Ginestà henüz 17 yaşındaydı.Mostra a garota de 17 anos posando com um rifle no topo do Hotel Colón original.
Şeytan Meyveleri, yendiği zaman ömür boyu sürecek özel bir güç veren bir çeşit meyvedir.Quando os frutos amadurecem também as hastes em que se inserem desenvolvem uma coloração avermelhada.
Konferansa oy veren 16 delege katılmıştır.16 países estiveram ausentes durante a votação.
Kōchi şehrine hizmet veren Kōchi Ryōma Havalimanı Nankoku'nun güneydoğusunda yer almaktadır.O Aeroporto Ryoma de Kochi, localizado em Nankoku, serve a cidade de Kochi.
Öyle ki oy verenler sadece erkek nüfusunun küçük bir kısmıydı.Assim, os cidadãos votantes geralmente eram apenas uma minoria de homens adultos.
Bu kitaplar, Aztek kültürü hakkında bilgi veren en iyi kaynaklar olarak kabul edilirler.Estes códices constituem algumas das melhores fontes primárias sobre a cultura asteca.
Albüme adını veren parça "The Fame" de remikslenerek EP'ye eklendi.A faixa homônima do álbum, "The Fame", também foi remixada e incluída no EP.
Göztepe'nin neredeyse 50 yıllık stat hasretine son veren bir adım atılmış oldu.Era o fim de um estádio mítico com quase 50 anos de funcionamento.
İsrail açık bir şekilde lezbiyen ve gaylere askerlik için izin veren tek ortadoğu ülkesidir.Israel é o único país do Oriente Médio que permite que pessoas abertamente LGB sirvam nas forças armadas.
Köy, adını da veren İsmet İnönü tarafından kurulmuştur.Fundado pela família Liberato, de onde vem o seu nome.
Bu propaganda sonucu Mısır'da patlak veren saldırılarda ölümler gerçekleşti.Obviamente, tal atualização foi decorrente da experiência adquirida no Afeganistão.
ATC hizmeti veren görevlilere hava trafik kontrolörü (ATCO) denir.O significado da sigla ATC é Air Traffic Controller, (controle de trafego de ar).
Bu süre zarfında hukuksal mücadele veren halk, bölgedeki HES projelerinin yapımını durdurdu.O que ganhava nas apostas, entretanto, esbanjava nos saloons da zona.
Ücretsiz eğitim veren bir kuruluştu.Trata-se, por isso, de um estabelecimento de ensino gratuito.
DuckDuckGo kişisel gizliliğe önem veren bir arama motorudur.DuckDuckGo mantém uma política de respeito pela privacidade dos usuários.
Estonya Tiyatrosu Tallinn’de opera binası ve konser salonu olarak hizmet veren bir binadır.O Teatro Estônia é uma sala de concertos em Tallinn.
12 sorudan en çok doğru cevabı veren oyuncu, oyunu kazanır.O jogador que responder mais perguntas vence.
Bu durumda sorumluluk emri veren üste aittir.Para ele, prevê a lei a responsabilidade direta.
Olumlu öğütlerin yanı sıra, yalnızca çıkara yönelik olumsuz öğütler veren atasözleri de vardır.Behalve wat waarschuwings- en (historische) attentieborden is er niets van de versperring overgebleven.
(Alıkışlar) Esbabı ise lisanım, bana şeref veren lisanım okur yazar olmaklığımdır.Hij komt voor in Hoe overleef ik(zonder) dromen?.
Ezda beni yaratan, veren ve var eden anlamlarına gelmektedir.Dit doet hij vanuit de door hemzelf opgerichte en geleide NUMA.
Ücretsiz eğitim veren bir kuruluştu.Dat zou gaan om een niet-vrijblijvende opvoedingscursus.
Almanya, tarihteki ilk yüksek hıza izin veren otoyolların (Autobahn) yapıldı ülkedir.Duitsland was het eerste land dat autosnelwegen (Autobahnen) aanlegde.
Annesinin hayatına yön veren aşırı ilgisi ile yetişmiştir.Zij is erg ongelukkig met de manier van leven die haar moeder haar opdringt.
Germanicus, Augustus'un torunu ve kendisine dokuz çocuk veren Yaşlı Agrippina ile evlenmiştir.Germanicus was getrouwd met Agrippina de Oudere met wie hij 9 kinderen kreeg.
Karar veren kişinin bulunduğu çevre karar verme sürecinde büyük bir etkiye sahiptir.De omgeving waarin een individu verkeert heeft een sterke invloed op de gedragsbepaling.
Dünya petrol piyasasına yön veren petroldür.De olie-industrie is een vorm van industrie die aardolie op de markt brengt.
Tür adını veren incarnatum "kan kırmızısı" anlamına gelir.De soortnaam sanguinea betekent 'bloedrood'.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod