Şâhit, müşâhadenin lezzetini veren şeydir.Si tratta di dettagli che alludono al gusto raffinato del committente.
Bu kitaplar, Aztek kültürü hakkında bilgi veren en iyi kaynaklar olarak kabul edilirler.Questi codici sono una delle principali fonti primarie per la conoscenza della cultura azteca.
Viola Davis, Amanda Waller: Takım'ın emir veren hükümet yetkilisi.Amanda Waller, interpretata da Viola Davis: l'agente governativo che ha creato e dirige la Suicide Squad.
Babylon ve Nu Pera Beyoğlu'daki yaz ve kış hizmet veren gece kulüplerindendir.Il "Babilonia" e "Nu Pera" a Beyoglu sono i locali notturni più in voga sia in estate sia in inverno.
Mime'nin üç sorusuna doğru cevap veren Votan şimdi Mime'ye kendi soruları olacağını söyler.Ora tocca a quest'ultimo proporre tre quesiti, e Mime dovrà rispondere pena la vita.
Sonic koşarken zemin üstünde uçarcasına gitmesine izin veren anti-yerçekimli spor ayakkabılar giyer.Possiede delle scarpe da ginnastica anti-gravità che gli permettono di librarsi sul terreno durante la corsa.
Firma uydu telekomünikasyon alanında hizmet veren bir şirkettir.Un operatore telefonico è un'azienda che fornisce il servizio di telefonia sulla rete telefonica generale.
Bunlardan en bilineni, bardağa adını veren Old Fashioned kokteylidir.Famosi restano i suoi cocktail che preparava personalmente.
Eski Yugoslavya’da patlak veren olaylar tek değildir.I distretti erano ancora quelli vigenti nella ex Jugoslavia.
Çin'de tarım, 300 milyondan fazla çiftçiye iş veren oldukça önemli bir sektör.Сельское хозяйство является жизненно важной отраслью в Китае, в которой заняты более 300 млн фермеров.
Lycée Français de Barcelone(Barselona'da Fransızca eğitim veren bir okul)'da okumuştur.Учился в Барселонском французском лицее (Lycée Français de Barcelone).
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.Бэтти и Рита едут к Дайане Сэлвин и, когда никто не открывает дверь, тайно проникают в её квартиру.
Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler.”Они обучались тому, что приносило им вред и не приносило им пользы.
Ayrıca şehirde hizmet veren çok sayıda taksi şirketleri bulunmaktadır.В городе существует много фирм, оказывающих услуги такси.
Teklif veren olmadı".Он пришёл без приглашения».
İnsanlar artık umut veren şeyler izlemek istemektedir.Они вышли и дали людям то, что те хотели видеть.
Sana sıkıntı verenlere de aman vermesin.Мы не можем помочь тем, кто запутался.
Birleşik Krallık'ta üniversitede kimya dersi veren ilk kadındır.Первая женщина-преподаватель химии в истории университетов Великобритании.
Oy verenlerin %52,24'ü yasağa destek vermiştir.Предложение было отклонено 52,7 % избирателей.
Doktor olmaya karar veren Kim iki yıl sonra köyüne döndü.Проучившись две года, он вернулся в родное селение.
Beyaz Rusya, Avrupa'da idam cezası veren tek ülkedir.Сегодня Белоруссия — единственная страна в Европе и в СНГ, где применяется смертная казнь.
Köy, göç veren köyler listesine dahildir.При сем прилагаю список подписавшихся крестьян.
Jaimini'nin Mimamsa'sı mistik Vedanta akımlarına karşı ayin ve ritüellere önem veren bir hareketti.Миманса Джаймини была ритуалистическим движением, противопоставлявшим себя мистической веданте.
Amerikan yetkililer Guzman'ın yakalanması için gerekli bilgileri verene 5 milyon dolarlık ödül vadetmiştir.Власти США объявили награду в размере 5 млн долларов за поимку Гусмана Лоэры.
2007'de patlak veren dünya finansal krizi otomobil endüstrisine oldukça ağır bir darbe indirmiştir.وكانت الأزمة المالية العالمية التي اندلعت عام 2007 سبباً في إلحاق ضربة قوية بصناعة السيارات إلى حدٍ بعيد.
Günümüz memeli türleri, süt veren bezeli dişilerin tavırlarıyla belirlenebilir.يمكن التعرف على أنواع الثدييات الحالية عن طريق الإناث التي تنتج حليباً.
Fumarik asit meyve tadı veren bir aromaya sahiptir.يمتلك حمض الفوماريك طعم شبيه بالفواكه.
Şeytan, fiziksel, zihinsel veya duygusal haz veren günah diye bilinen herşeyi temsil eder!شيطان يمثل جميع الذنوب المزعومة، التي تؤدي إلى ارتياح جسدي، عقلي أو نفسي.
Çin'de tarım, 300 milyondan fazla çiftçiye iş veren oldukça önemli bir sektör.(يوليو 2011) الزراعة هي القطاع الاقتصادي الهام للصين، وتوظف أكثر من 300 مليون مزارع.
Diane Selwyn'ın dairesine giden Betty ve Rita, kapıya cevap veren olmayınca eve gizlice girer.تذهب "بيتي" و"ريتا" إلى شقة "ديان سلوين" ويدخلان عنوة عندما لم يرد أحد عليهما.
Adwords: Google Adsense’in reklâm verenlere yönelik bölümüdür.يمكن ربطه ب Google Adsense لكسب المال.
Danny DeVito, Amos Calloway rolünde: Karl ve Edward'a iş veren sirk müdürü.قام داني ديفيتو بدور عاموس جلوواى مدير السرك الذى اعطى العمل لادوارد وكارل ,بالاضافة إلى انه رجل الذئب.
Kırım Savaşı'na son veren Paris Antlaşması'nın imzalanması üzerine serbest bırakıldı.عُرف برفضه للاستفتاء الفرنسي حول معاهدة ماستريشت.
Şarkıcılığa ara veren Sia, şarkı yazarı olarak çalışmaya başladı.مارينا شابة تعمل نادلة وتطمح لتكون مغنية.
Umut Veren Kadın Oyuncu (Türev)[1] / 13. ÇASOD "En İyi Oyuncu" Ödülleri 2006ممثلة واعدة (Türev) [1] / 13. جوائز ÇASOD "أفضل ممثل" لعام 2006
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima não encontrou nenhuma evidência direta de dano cerebral permanente.
Sonunda mükemmel doğrusal çıktı veren birkaç mekanizma keşfedildi:Eventually, several linkages were discovered that produced perfect linear output:
Son olarak burs veren özel vakıflar da mevcuttur.Finally there are private foundations who offer scholarships.
Rambler Media Group'a ait çeşitli alanlarda hizmet veren internet siteleri:It is complemented by a number of other Rambler Media Group owned web properties including:
"Coyote, emir veren varlıktı.."The Coyote was 'wetes', the one who commanded.
Deney, aynı sonuçları veren bir emu ile tekrarlandı.The experiment was replicated with an emu, which produced the same results.
Güldenstädt, 1781'de Sankt-Peterburg'da patlak veren ateş salgınında öldü.In 1781, he died from an outbreak of fever in St. Petersburg.
Sahibi kütüphanede kitaplara bakmakla meşgulken mola veren hizmet köpeği.Service Dog in down-stay while handler is busy checking out books at library.
Genellenebilirliğin odak noktası, yanıt verenlerden okuyuculara kayar.(s. 195)The focus of generalizability moves from respondents to readers.(p. 195)
Daha sonra karışıma kırmızımsı bir görünüm veren pirinç eklenir.Rice is later added to the mix giving it a reddish look.
İlk filmini, 1929'da ona veren yönetmen Alfred Lind tarafından fark edildi.He was spotted by the director Alfred Lind who gave him his film debut in 1929.
Daha az sağlıklı hücreler, meyve veren vücudun saplarına farklılaşır.The less healthy cells differentiate into the stalks of the fruiting body.
Dünyada değerli hiçbir şeyin olmadığına karar veren bir adamın deneyimlerini anlatır.It chronicles the experiences of a man who decides that there is nothing of any value in the world.
Lavaş pişiren kadınlar, Ermeni ressamlara ilham veren ortak bir temadır.Women baking lavash is a common theme that has inspired Armenian painters.
Hâkimler, sırayla savcılıklara teklif veren yöneticilere bağımlıdır.Judges are dependent on administrators, bidding prosecutorial offices in turn.
Batyr Arular en iyi hizmet veren kadınlara ödül vermektedir.[4]Batyr Arular gives awards for the best service women.[33]
Kendilerini başkalarına haber verenden başkası kurtulmayacaktır. [1]None will be saved except the one who had informed the others about them.[12]
1931'de Alexander, Kral'a yürütme yetkisi veren yeni bir Anayasa ilan etti.In 1931, Alexander decreed a new Constitution which vested the King with executive power.
1912'den 1956'ya kadar Fransız Ordusunda hizmet veren Faslı yardımcılar.From 1912 to 1956 Moroccan auxiliaries serving with the French Army.
Giovanni, bize bu nehirlerin modern isimlerini veren ilk Batılı gezgindir.Giovanni is the first Westerner to give us the modern names for these rivers.
Havaalanına hizmet veren bir tren istasyonu, çoğu Sardunya kasabasına bağlantı sağlar.A railway station serving the airport enables connections to most Sardinian towns.
Kimyada, elektron verici, elektronları başka bir bileşiğe veren kimyasal oluşumlardır.In chemistry, an electron donor is a chemical entity that donates electrons to another compound.
Hanedana adını veren oğlu Zuray, amcası Mes'ûd ile birlikte hükümdarlığı sürdürmüştür.His son Zuray, who gave the dynasty its name, proceeded to rule together with his uncle al-Mas'ūd.
Çünkü görünmez ama aktif olan, tüm yapıya anlamını veren çekirdektir.For it is the kernel which, invisible but active, confers its meaning upon the whole construction.
İnsanların beni hasta ettiği bir dünyada hayvanlar bana şifa veren ilacım.In einer Welt, in der mich die Menschen krank machen, sind Tiere meine Medizin.