Ana içeriğe geç
Sözlük

verebilmek ile cümle

verebilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Medal of Honor: Pacific Assault'ta arkadaşlarımıza emir verebilmekteyiz.Medal of Honor Pacific Assault (ang.).
Bu seçilen metaller değişik türden hedeflere karşı farklı etkiler verebilmektedir.Dzieje się tak dlatego, że odmienne metale charakteryzują się różnymi potencjałami elektrody.
Problem P'nin bir kabul durumu olup olmadığına karar verebilmektir.Inaczej: czy zdanie P nie może mówić o samym sobie?
Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler.Mogły też samym oddechem albo głosem zabijać ludzi.
Önemli nokta, gerekliliği iyi anlayıp hangi sistemin en iyi olacağına karar verebilmektir.Men allt som krävs är förmågan att kunna förlåta och veta vad som är bäst för en själv.
140 vagon kapasitelidir ve aynı anda 7 trene hizmet verebilmektedir.140 personer kan åka samtidigt i de 28 båtarna.
Bazı sayısal kameralar sadece 3 ay kullanım garantisi verebilmektedir.Reservdelarna säljs med tre års funktionsgaranti.
Şehirde ayakta kalabilen tek hastane ise hizmet verebilmekten çok uzaktaydı.Bara den klinik som hörde till Östra sjukhuset fick vara kvar, i väntan på nya lokaler.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.В хмарочосі можуть одночасно працювати 2500 людей.
Fakat oy verebilmek güzel.Je však dobré mít možnost hlasovat, je dobré mít možnost volby.
Ama Emin'e kesin cevap verebilmek için bir müddet beklemesi bildirdi.Lee mezitím spěchá varovat Odpověď.
Bu rüzgarlar bazen mahsule zarar verebilmektedir.Tyto druhy někdy způsobují rozsáhlé škody na olistění.
Wozniak artık tüm zamanını Apple I'in hatalarını düzeltmeye ve yeni işlevler eklemeye verebilmekteydi.Wozniak se putea concentra acum pe repararea deficiențelor lui Apple I și pe adăugarea de noi functionalități.
Şirketin amacı kullanıcıların sorularına doğrudan veya dolaylı cevap verebilmektir.Misiunea companiei este de a oferi răspunsuri la întrebările utilizatorilor (explicite sau implicite).
Şehirde ayakta kalabilen tek hastane ise hizmet verebilmekten çok uzaktaydı.A házfelügyelőnek, aki a vihar ideje alatt a kórházban tartózkodott, alig sikerült megmenekülnie.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.Stadionille mahtuu 3 500 ihmistä.
Bazı sayısal kameralar sadece 3 ay kullanım garantisi verebilmektedir.Kebanyakan aktor hanya sanggup memakainya selama 3 menit.
Şirketin amacı kullanıcıların sorularına doğrudan veya dolaylı cevap verebilmektir.和独経済の目標は、ユーザーの質問に対して、現実的で、より正確な答えを提供することである。
Bu gergin dönemin içinde böyle kritik bir karar verebilmek çok zordu.あの状況で冷静な判断が出来ることがどれだけ難しいか。
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.4500人の中からグランプリに選ばれる。
11 fakültesinde 50´den fazla dalda eğitim verebilmektedir.今天,该校教授超过50种语言。
Şirketin amacı kullanıcıların sorularına doğrudan veya dolaylı cevap verebilmektir.이 회사의 목적은 사용자들이 생각하는 질문들에 대한 답변을 명시적으로나 암묵적으로 제공하는 것이다.
Önemli olan herkesin kabul ettiği ortak doğruya karar verebilmektir.이런 질문은 누구나 할 수 있는 정당한 요구입니다.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.4,500명을 수용할 수 있는 실내 체육관을 보유하고 있다.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.בתחנת הכוח עובדים כ-4,500 אנשים.
Örneğin ilk yardım eğitimi verebilmek için Sağlık Bakanlığı'ndan yetki belgesi gerekir.Почти всеки човек трябва да умее да оказва първа медицинска помощ.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.В навечерието на Съединението в милицията служат 3 500 души.
Bazı sayısal kameralar sadece 3 ay kullanım garantisi verebilmektedir.За някои видове лагер са нужни и 3 месеца отлежаване.
3. Kriz yönetimi sürecinde etkili karar verebilmek.Treća faza je izvršenje donijete odluke.
Örneğin ilk yardım eğitimi verebilmek için Sağlık Bakanlığı'ndan yetki belgesi gerekir.Ukrepi za prvo pomoč Medicinsko preverjene informacije o nudenju prve pomoči.
Ama Emin'e kesin cevap verebilmek için bir müddet beklemesi bildirdi.Anni mõtles hetkeks, enne kui vastas.
Ama bazen bazı kararları verebilmek için büyük değişiklikler yaşamak iyi gelir.Mõnikord on kohtutel siiski vaja oma seisukohti muuta.
4,500 kişiye aynı anda hizmet verebilmektedir.Kokku on võimalik majutada 3500 külastajat.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Bukan karena kami mampu sehingga saya dapat mengemudi, tapi untuk memberi saya impian mengemudi.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Inte för att vi hade råd med mitt körkort utan för att låta mig drömma om att någon gång få köra.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Không phải để tôi lái xe, mà cho tôi giấm mơ được lái xe.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.저까지 운전할 수 있는 경제적 여유는 없었지만 제게 운전의 꿈을 키워주고 싶어 하셨어요
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Não que eles tivessem dinheiro para eu poder conduzir, mas para me darem o sonho de conduzir.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Nem mintha megengedhettünk volna magunknak, hogy vezessek, de megadták a vezetés álmát.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Ne, že bychom si mohli dovolit, abych řídila, ale spíše splnit mi sen o řízení.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Nie dlatego, że było nas stać na to, prowadziła samochód, ale aby spełnić moje marzenie.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Niet dat we het ons konden veroorloven dat ik zou rijden, maar om me het gevoel van het rijden te geven.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Nie že by sme si mohli dovoliť, aby som jazdila, ale len aby mi dali sen jazdy.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.No es que nos pudiéramos permitir que yo condujera, pero me dieron el sueño de conducir.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Non pas que nous aurions pu nous permettre que je conduise, mais pour me donner le rêve de conduire.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Non potevano permettersi di farmi guidare, ma volevano darmi il sogno di guidare.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Nu pentru că ne-am fi permis ca eu să conduc, dar pentru a-mi oferi visul de a conduce.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Όχι ότι το αντέχαμε οικονομικά, αλλά για να μου δώσουν το όνειρο της οδήγησης.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Не те щоб вони могли дозволити мені надалі керувати, але просто щоб втілити мою мрію у життя.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Не то, чтобы мы могли позволить себе чтобы я водила, но хоть дать мне мечту о вождении.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.Не че можехме да си позволим аз да карам, но да ми дадат мечтата за шофиране.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.הם לא יכלו לאפשר לי לנהוג ממש אלא רק לתת לי לטעום את חלום הנהיגה.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.وهذا لا يعني أننا كنا نتسطيع إحتمال أن أقود، لكن فقط لإعطائي حلم القيادة.
Araba kullanmamı maddi olarak karşılayamazlardı ama sırf bana o hayali verebilmek için.運転する夢を叶えてくれたのです 17歳の誕生日
Banka dedi ki, niye kredi verebilmek için mevduat toplamaya çalışıp duruyorum?Nyní přichází inovace.
Banka dedi ki, niye kredi verebilmek için mevduat toplamaya çalışıp duruyorum?このローンを第三者に
Bir tek kişinin bu hacimdeki bilgiyi alması ve iyi kararlar verebilmek için analiz edebilmesi mümkün değil.Eén enkele persoon kan die hoop informatie niet opnemen en analyseren om goede beslissingen te nemen.
Bir tek kişinin bu hacimdeki bilgiyi alması ve iyi kararlar verebilmek için analiz edebilmesi mümkün değil.Jeden człowiek nie jest w stanie przyswoić tylu informacji i przeanalizować tak, żeby podjąć dobrą decyzję.
Bir tek kişinin bu hacimdeki bilgiyi alması ve iyi kararlar verebilmek için analiz edebilmesi mümkün değil.그저 한 사람이 정보의 전체 분량을 받아들이고 그것을 분석해서 좋은 결정을 내리는 것은 불가능해요.
Bir tek kişinin bu hacimdeki bilgiyi alması ve iyi kararlar verebilmek için analiz edebilmesi mümkün değil.Одна людина не може проаналізувати таку величезну кількість інформації і придумати дієві рішення.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod