Ana içeriğe geç
Sözlük

verebilir ile cümle

verebilir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Kan ik voor alleen deze keer lenen?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Kan jag låna den här bara för denna gågn?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Kann ich mir das vielleicht für dieses eine Mal ausleihen?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?이거 한번만 빌려 주시면 안 되십니까?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Moge to pożyczyć tylko ten jeden raz?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Môžem si to požičať?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Můžu si tohle projednou půjčit?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Posso prenderlo in prestito per stavolta?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Pot sa va imprumut scuterul?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Puis-je vous emprunter cela juste une fois ?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Μπορώ να δανείσω αυτό για μια φορά;
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Може ли веднъж да ми услужите с това?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?Нельзя ли мне на один разочек одолжить вот это?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?אני יכול להשאיל את זה רק הפעם?
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?هل أستطيع اقتراض هذا فقط لمرة واحدة؟
Acaba siz benim icin bir kereligine ödünc para verebilir misiniz?こ・・・これを?
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Aku bisa memutuskan bahwa saya lapar tapi tahu bahwa itu bukanlah waktu yang tepat untuk makan.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Aş putea decide că mi-e foame dar că nu e momentul potrivit pentru a mânca.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.El tudom dönteni, hogy éhes vagyok, de tudom, hogy ez nem a megfelelő alkalom, hogy egyek.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Ich könnte mich dafür entscheiden, dass ich hungrig bin, aber weiß, dass es keine gute Zeit zum Essen ist.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Ik kan besluiten dat ik honger heb maar weten dat het geen goede tijd is om te eten.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Je peux décider que j'ai faim alors que je sais que ce n'est pas l'heure de manger.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.저는 제가 배고픈지 결정할 수 있습니다. 그러나 지금은 피자를 먹기엔 좋지 않은 때라는 것을 알고 있습니다.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Mogę być głodny, ale wiedzieć, że to zły moment.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Môžem si povedať, že som síce hladný, ale viem, že teraz nie je vhodný čas na jedlo.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Můžu se rozhodnout, že mám hlad ale vím, že teď není na jídlo ten správný čas.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Podría decidir que tengo hambre aun sabiendo que no es buen momento para comer.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Posso decidere di aver fame ma so che non è il momento migliore per mangiare.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Tôi biết mình đang đói nhưng cũng biết bây giờ không phải lúc để ăn.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Θα μπορούσα να αποφασίσω πως πεινάω, αλλά να ξέρω ότι δεν είναι η καλύτερη ώρα για να φάω.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Мога да реша, че съм гладен но знам, че не е добро време да се яде.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Я могу понять, что я голоден, но также и понять, что сейчас не лучшее время для еды.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.Я можу зрозуміти, що я голодний, але також і те, що це не найкращий час для їжі.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.אני יכול להחליט שאני רעב אבל לדעת שזה לא זמן מתאים לאכול.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.أستطيع تقرير أنني جائع ولكني أعرف أنه ليس الوقت المناسب للأكل.
Aç olduğuma karar verebilirim ancak bunun yemek yemek için iyi bir zaman olmadığını da bilirim.食べるべき時かそうでないか 判断出来ます それで誰かとピザを 一緒に食べる時 —
Ahjushi teminatsız borç verebilir misin?Ahjusshi, pot sa fac un imprumut fara garantie?
Ahjushi teminatsız borç verebilir misin?Ahjusshi, ¿se puede pedir un préstamo sin tener garantía?
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Gdyby przypadkiem wydało się, że żyję, poczyniłoby to nieodwracalne szkody.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Hvis mine forældre tilfældigvis afslører, at jeg lever, - - kan det skade os betragteligt.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Jos vanhempani lipsauttavat minun olevan elossa- -vahinko voi olla korjaamaton.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Om mina föräldrar skulle råka försäga sig att jag lever- -skulle det kunna skada oss avsevärt.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Se per caso si lasciassero sfuggire che sono ancora viva, potrebbe essere un danno irreparabile.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Se, por acaso, os meus pais deixassem escapar que estou viva, poderia causar danos irreparáveis.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Si a mis padres se les escapa que aún estoy viva, podría tener consecuencias irreparables.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Αν τους ξεφύγει ότι είμαι ακόμα ζωντανή, θα προκληθεί ανεπανόρθωτο κακό.
Ailem hayatta olduğumu bir şekilde ağzından kaçırırsa, telafisi mümkün olmayan bir zarar verebilir.Если родители проговорятся о том, что я жива, это может нанести непоправимый вред.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;A témaközpontok az EEA több tagállamába elosztva működnek.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;Centra tematyczne znajdują się w krajach członkowskich EEA.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;Deze thematische centra zijn verspreid over de EMA-lidstaten.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• Doppelarbeit mit anderen EU-Institutionen vermeiden;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• en nous réorganisant afin que l'Agence gagne en souplesse et en réactivité;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;I Centri tematici sono distribuiti in tutti i paesi membri dell’AEA.
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• omorganisera för att göra byrån mer tillgänglig och flexibel,
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• provádíme reorganizaci, aby agentura lépe reagovala na výzvy a aby byla pružnější;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizácie agentúry tak, aby bola ústretovejšia a pružnejšia;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizacijo, katere cilj je večja odzivnost in prilagodljivost Agencije,
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizando la Agencia para que sea más capaz y flexible;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizar a Agência dotando-a de maior capacidade de resposta e flexibilidade;
• Ajans'ı daha yanıt verebilir ve daha esnek hale getirmek için yeniden yapılandırmak;• reorganizarea pentru ca agenţia să devină mai receptivă şi flexibilă;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod