Ana içeriğe geç
Sözlük

verebilir ile cümle

verebilir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ama evdeki bireylerden sadece hizmetçi bu çağrıya yanıt verebilir.Bent nem is lehetett szó másról, mint a cselédekről.
Gerekiyorsa, içeriği değiştirerek (örneğin küfürleri silerek) verebilir.Képesek repülni, alakot váltani (pl. hattyúvá vagy forgószéllé változni).
Bir ağaç yaklaşık 15 kg kadar meyve verebilir.Egy-egy papajagyümölcs akár 5 kg-ot is nyomhat.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.Lehetőleg ne mondjunk határozott nemet semmilyen udvarias kérésre.
Müşteriler özel sipariş verebilirler.A díszítéseket más személy készíthette.
Adını duyduğunda karşılık verebilir.S válaszként a saját nevét szerette volna hallani.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.Emberi településen a tenyésztett állatokban nagy kárt tehet.
Yeni olmuş kafa travmalarında burun boşluğu bakterilerin meningeal boşluğa girmesine izin verebilir.A koponya sérülései lehetőséget adnak az orrban tenyésző baktériumoknak az agyhártyába való behatolásra.
Bu performansı çok az sayıda aktör verebilir.A műnek kevés szereplősnek kellett lennie.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Ritkán valódi rohamokhoz és/vagy eszméletvesztéssel társulhat.
Bunun cevabını az çok sağlam bir tahminle verebilirim.Erre az alaplap leírása adhat biztos választ.
Tedavi edilmemesi yüksek riskli sonuçlar doğurabilir ve başka hastalıklara sebebiyet verebilir.Nem allergén, de gyengítheti más gyógyszerek hatását.
Mahkeme üyeleri en fazla 70 yaşına kadar hizmet verebilirler.Minden lónak legalább 7 évesnek kell lennie.
Rektal sıcaklık ölçümü ölüm zamanıyla ilgili işaretler verebilir.Rektaalisen lämmön mittaus antaa jonkinlaisen arvion kuoleman ajankohdasta.
Bir ağaç yaklaşık 15 kg kadar meyve verebilir.Yksi puu voi tuottaa 30-35 kiloa hedelmiä vuodessa.
Binalarda yapısal hasar verebilir ve zayıf duvarlar yıkılabilir.Maahan voi tulla isoja kuoppia, ja talojen seinät voivat kaatua.
Kadın imamlar sadece kadın cemaatin namazını yönetip onlara vaaz verebilirler.Muiden rabbien mukaan naisilla on velvollisuus rukoilla vain kerran päivässä.
Bu sayede basit sorulara evet-hayır karşılıkları verebilir.Tällöin kieltäytymisen peruste on osattava selkeästi kertoa.
Geçmişten ve gelecekten haber verebilir.Hän näkee näkyjä tulevasta ja menneestä.
Araştırma enstitüleri temel araştırmalarda uzmanlaşabilir veya uygulanan araştırmalara yön verebilirler.Hoitotieteellinen tutkimus on perustutkimusta tai soveltavaa tutkimusta.
Bu görüşü vurgulayan, pek çok örnek verebiliriz.Hän esittää useita esimerkkejä näkemyksensä tueksi.
Çok ama çok acil durumlarda RH (-), RH (+)'ye kan verebilir.Ihmisten veriryhmät jaetaan usein myös reesuspositiivisiin (Rh+) ja reesusnegatiivisiin (Rh−).
Quetzalcoatl ile birlikte cansız olan her şeye hayat verebilir.Ilmassa lenteli lepakkomainen lentolisko Quetzalcoatlus.
Sadece bir kelime bir kişiye zarar verebilir.Yksi sana voi vahingoittaa ihmistä.
Vatandaşlar seçimler ve referandumlarda oy verebilir veya vermeyebilir; bunun herhangi bir yaptırımı yoktur.Κατά τη διάρκεια των εκλογών και των δημοψηφισμάτων, ένας πολίτης μπορεί να ψηφίσει ή όχι χωρίς συνέπειες.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.Και στα κατοικίδια ζώα μπορούν να προκαλούν σημαντικά προβλήματα.
Şimdi w = z½ 'nin tam bir tanımını verebiliriz.Μπορούμε τώρα να δώσουμε μια ολοκληρωμένη περιγραφή του w = z 1 / 2 {\displaystyle w=z^{1/2}} .
Diğer kültürler, psikolojik ya da arketipik gerçekleri içeren mitlere önem verebilir.Οι πολιτισμοί ενδέχεται να έχουν μύθους που περιέχουν ψυχολογικές ή αρχετυπικές αλήθειες.
Oyuncular, elleri ya da ayaklarıyla pas verebilir.Οι ουρακοτάγκοι μπορούν να κρατούν αντικείμενα με τα χέρια ή τα πόδια τους.
Yaşam tarzında iki veya daha fazla değişikliğin birlikte yapılması ise daha iyi sonuçlar verebilir.Ακόμα καλύτερα αποτελέσματα μπορεί να επιτευχθούν με τον συνδυασμό δύο ή περισσότερων αλλαγών στον τρόπο ζωής.
Kısa süreli bir gama-ışın patlaması yaşama ciddi anlamda zarar verebilir.Η μεταβολή στη φωτεινότητα θα μπορούσε να είναι πολύ επιζήμια για τη ζωή.
Fakat ağzını çok hızlı kapatır ve size çok güçlü bir ısırık verebilir.Το ρύγχος είναι μακρύ, και έτσι δίνει τη δύναμη για ένα εξαιρετικά ισχυρό δάγκωμα.
Bir ağaç yaklaşık 15 kg kadar meyve verebilir.Κάθε δέντρο μπορεί να δώσει από 30-50 κιλά κάστανα.
Bu gibi deterjanlar bulaşıkları ve bulaşık makinesine zarar verebilir.Opvaskemidler af den type kan skade køkkentingene og opvaskemaskinen.
Pek çok ilaç insülin salgısını bozabilir ve bazı toksinler pankreasın beta hücrelerine zarar verebilir.Mange lægemidler hæmmer produktionen af insulin og visse giftstoffer kan skade betacellerne.
Bununla birlikte, kişiler bazılarına daha iyi yanıt verebilir.Respondenten kan i sit svar angive flere svar ud af flere.
Faul eğer sert bir müdahale ile gerçekleşmişse hakem oyuncuyu oyundan atma cezası verebilir.Ved en svær forseelse kan spilleren udvises omgående.
Çıktıyı göstermek için bir veya daha fazla işleme giriş izni verebilir.Der kan i forløbet være indlagt en eller flere pauser.
Bu deyimler tartışmalı konulara taze bakış açısıyla bakılmasına fırsat verebilir.Man taler om at se på tingene i et helhedsperspektiv.
Maç esnasında teknik direktörler saha kenarından taktik verebilirler.Øvelse gør nok mester lige netop inden for taktik.
Ancak, Dünya üzerindeki hayatın oluşumu ile ilgili bir bilgi verebilir.Jeg forsøger at forstå min egen plads i verden.
Geçmişten ve gelecekten haber verebilir.Penge - deres fortid og fremtid.
Her üye en fazla beş sorun hakkında oy verebilirdi.Stemmeretten gjaldt for alle over 25.
Fakat ağzını çok hızlı kapatır ve size çok güçlü bir ısırık verebilir.De er bygget til stor fart og har et kraftigt bid som dræber.
Bu sayede RNA, bir enzim gibi, kimyasal katalizör olarak işlev verebilir.Ribozymer er RNA, der kan katalysere en kemisk reaktion som et enzym.
Tom cevap verebilir.Tom kan svare.
Her üye en fazla beş sorun hakkında oy verebilirdi.Hver av velgerne kunne avgi fem stemmer på hver av listene.
Bazen zarar verebilirler.Noen ganger kan de gi smerter.
Müşteriler özel sipariş verebilirler.Forarbeider kan da gi rettleding.
Aynı zamanda kimliğin kanıtı olarak hizmet verebilir.Blodet kunne dessuten virke som sannhetsvitne.
Oyuncular suçlu oyu, suçsuz oyu verebilir veya hiç oy vermeyebilir.Spillerne kan velge mellom å dømme skyldig, uskyldig eller å ignorere.
Fakat ağzını çok hızlı kapatır ve size çok güçlü bir ısırık verebilir.De er bygget for stor fart og har et kraftig bitt som dreper.
İnsanlarla iletişim kurabilir, onlara yanıt verebilirler.Man kan oppnå kontakt med dem og mate dem.
Böyle bir durumun hesaplanamayacak derecede büyük hasarlara sebebiyet verebilirdi.Risikoen for slik skade kunne ikke anses ekstraordinært.
Bu, yaklaşık 5-6 saatlik çalışma süresini verebilir.Den bruker omtrent 5-6 uker på utviklingen.
Oyuncular, elleri ya da ayaklarıyla pas verebilir.Spilles med fingrene eller med plekter.
Yaşam tarzında iki veya daha fazla değişikliğin birlikte yapılması ise daha iyi sonuçlar verebilir.Kombinasi dari dua atau lebih perubahan gaya hidup dapat memberikan hasil lebih baik.
Bununla birlikte, kişiler bazılarına daha iyi yanıt verebilir.Namun, seseorang dapat memberikan respon yang lebih baik terhadap yang lebih spesifik.
Kuvvetli öksürmeler kaburga kırılması veya kısa süreli bilinç kaybına sebebiyet verebilir.Batuk-batuk hebat dapat menyebabkan retak tulang iga atau kehilangan kesadaran secara singkat.
Her üye en fazla beş sorun hakkında oy verebilirdi.Setiap anggota dapat memilih 5 resolusi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod