Sipariş mi verdin?Ты заказывал что-нибудь?
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.Me diste una Épsilon y le dí un delta que trabajó.
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.Vous m'avez donné un epsilon, et je vous ai donné un delta qui fonctionne.
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.Wybraliście jeden epsilon, a ja znalazłem dla was deltę, która działała.
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.여러분이 한 ε을 제시한 거고 제가 성립하는 δ를 제시한 거죠
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.שנתת לי אפסילון אחד ונתתי לך דלתא שפעל.
Siz bana bir epsilon verdiniz ve ben de uygun bir delta verdim.اعطيتني ابسيلون واحد واعطيك دلتا ستنجح
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Aleście wy napawali Nazarejczyków winem, a prorokom zakazywaliście, mówiąc: Nie prorokujcie.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy jste napájeli Nazarejské vínem, a prorokům jste zapovídali, řkouce: Neprorokujte.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Ale vy ste napájali nazarejov vínom a prorokom ste zakazovali a vraveli: Neprorokujte!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.De a nazirokat borral itattátok, és a prófétákra ráparancsoltatok, mondván: Ne prófétáljatok!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Et vous avez fait boire du vin aux nazaréens! Et aux prophètes vous avez donné cet ordre: Ne prophétisez pas!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Iar voi aţi dat Nazireilor să bea vin, şi proorocilor le-aţi poruncit: ,Nu proorociţi!`
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.그러나 너희가 나시르 사람으로 포도주를 마시게 하며 또 선지자에게 명하여 예언하지 말라 하였느니라
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Mas vós aos nazireus destes vinho a beber, e aos profetas ordenastes, dizendo: Não profetizeis.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.«Ma voi avete fatto bere vino ai nazirei e ai profeti avete ordinato: Non profetate
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I fikk nasireerne til å drikke vin, og I forbød profetene å profetere.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gåven nasirerna vin att dricka, och profeterna bjöden I: »Profeteren icke.»
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Men I gav Nasiræerne Vin, og Profeterne bød I ej at profetere.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Mutta te juotitte nasiireille viiniä, ja profeettoja te kielsitte sanoen: "Älkää ennustako".
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Nhưng các ngươi đã cho các người Na-xi-rê uống rượu , và cấm các kẻ tiên_tri rằng : Chớ nói tiên_tri !
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Nhưng các ngươi đã cho các người Na-xi-rê uống rượu, và cấm các kẻ tiên tri rằng: Chớ nói tiên tri!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Pero vosotros disteis de beber vino a los nazareos y a los profetas mandasteis diciendo: '¡No profeticéis!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.So gebt ihr den Geweihten Wein zu trinken und gebietet den Propheten und sprecht: Ihr sollt nicht weissagen!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Vi pa ste dajali vina piti nazircem in prorokom ste ukazovali: Ne prorokujte!
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.Σεις δε εποτιζετε τους Ναζηραιους οινον και προσεταξατε τους προφητας λεγοντες, Μη προφητευσητε.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.А вие напоявахте Назиреите с вино, И заповядвахте на пророците Като им казвахте - Да не пророкувате.
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.А вы назореев поили вином и пророкам приказывали, говоря: „не пророчествуйте".
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.ותשקו את הנזרים יין ועל הנביאים צויתם לאמר לא תנבאו׃
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.لكنكم سقيتم النذيرين خمرا واوصيتم الانبياء قائلين لا تتنبأوا
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.你 們 卻 給 拿 細 耳 人 酒 喝 、 囑 咐 先 知 說 、 不 要 說 豫 言
‹‹Sizse bana adanmış kişilere şarap içirdiniz Ve peygamberlere, ‹Peygamberlik etmeyin!› Diye buyruk verdiniz.你 們卻給 拿細 耳 人 酒 喝 、 囑咐 先知 說 、 不 要 說豫言
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Anda lakukan, kami harus mengamati Anda, dan seterusnya
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Chính là bạn, và chúng tôi phải theo dõi bạn, cứ như vậy.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Det gjorde du, och vi tittade på dig, och så vidare.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Ik had niet altijd het woord. Jij had het ook en wij luisterden, enz.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Ktoś inny to zrobił.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.L'avete fatto voi e noi stavamo a sentirvi, e così via.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Sie taten es und wir schauten Ihnen zu usw.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Şi voi aţi vorbit şi v-am ascultat şi tot aşa.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Ustedes lo hicieron y nosotros los escuchamos a ustedes, así sucesivamente.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Vocês fizeram e nós tivemos que ver, etc.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Volt, hogy Önök, és nekünk kellett Önöket nézni, stb.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Vous les donniez, et nous vous regardions, et ainsi de suite.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Vy ano a my jsme se na vás dívali. A tak dále.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Vy ste boli, Lelei bol... a museli sme sa pozerať na vás, a tak ďalej.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Εσείς μιλούσατε, και σας άκουγα, κ.ο.κ
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Вие говорихте, а ние трябваше да ви гледаме, и така нататък.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Ви робили, і ми повинні були дивитися на вас, і так далі.
Siz verdiniz, ve bizler sizi izlemek zorundaydık, ve böyle devam eder.Вы водили, а мы смотрели на вас, и так далее.
S*kinin ön ismini verdin ? Patlıyorsun Jobs (blowjob)És azt a GUI-t amit Melinda használ
S*kinin ön ismini verdin ? Patlıyorsun Jobs (blowjob) Seni kibirli denyoVocê é ruim,Jobs seu arrogante traidor com suas jeans de segunda mão e sua gola de tartaruga
S*kinin ön ismini verdin ?Sau cái dương vật? (ý nói sắp xếp theo bảng chữ cái)
Son model kulaklıklar. Onlara sen onay verdin.السماعات الأخيرة قمت بالتوقيع عليها
Söz verdin.Cô hứa rồi mà.
Söz verdin, degilmi? Döndügümde sorumlulugumu üstlenecektin.Το υποσχέθηκες, σωστά; Όταν επιστρέψω, <br />θα αναλάβεις την ευθύνη για μένα.
Söz verdin, degilmi? Döndügümde sorumlulugumu üstlenecektin.وعدتني, أليس كذلك؟ عندما أعود ستتحمّلين مسؤوليتي
Söz verdin, degilmi? Döndügümde sorumlulugumu üstlenecektin.何ですって、頭の悪いクジュンピョさん
Söz verdin, degilmi?Du hast es versprochen, oder?
Söz verdin, degilmi?Du lovade, eller hur?