Ha Ni, çikolataları ona verdin mi?Ха Ни, ты отдала ему шоколад?
Han Kyul la anlaşmakiçin hangi metodu kullancan karar verdin mi? evet nerdeyse btti anladığım kadarıylaTi-ai dat seama ce metoda trebuie sa folosesti cu Han Kyul? Da, este aproape gata. Parerea mea este ca...
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Anda menghancurkan hidup saya, tapi anda memberi saya masa depan yang luar biasa.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Arruinó mi vida, pero me dió un increíble futuro.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Destruíste-me a vida, mas proporcionaste-me um futuro incrível.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Ha rovinato la mia vita, ma mi ha dato un incredibile futuro.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.당신은 제 인생을 망쳤지만 믿을 수 없는 엄청난 미래를 주었습니다.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Mi-ați ruinat viața, dar mi-ați dat un viitor incredibil.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Ông đã hủy hoại đời tôi, nhưng ông đã cho tôi một tương lai tuyệt vời.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Sie haben mein Leben ruiniert, aber Sie haben mir eine unglaubliche Zukunft gegeben.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Tönkretette az életemet, de egy fantasztikus jövőt adott nekem.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.U ruïneerde mijn leven, maar u gaf mij een ongelofelijke toekomst.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Vous avez détruit ma vie, mais vous m'avez donné un futur incroyable.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Zničili ste mi život, ale dali ste mi neuveriteľnú budúcnosť.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Zničil jste mi život, ale dal jste mi úžasnou budoucnost.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Zrujnował Pan moje życie, ale dał mi niesamowitą przyszłość.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Μου καταστρέψατε τη ζωή, αλλά μου δώσατε ένα λαμπρό μέλλον.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Вы разрушили мою жизнь, но вы подарили мне невероятное будущее.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.Провалихте живота ми, но ми дадохте невероятно бъдеще.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.הרסת את חיי, אבל נתת לי עתיד מדהים.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.لقد دمرت حياتي، لكنك أعطيتني مستقبل مذهل.
Hayatımı mahvettin, fakat sen bana inanılmaz bir gelecek verdin.素晴らしい未来をくれました もしもあなたがバリの緑の家と
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Nee. Nee, nee, ik geloof dat ik voor vandaag voldoende snelle happen gehad heb.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Ne, mislim, da si mi jih dal dovolj za danes.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Ne, ne, ne, myslím, že už mám pro dnešek dost.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.No. No, no, creo que ya me has dado suficiente por hoy.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Nu, nu nu. Cred că mi-ai dat destule mici şi rapide pe ziua de azi.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Số Không, không, tôi nghĩ rằng bạn đã cho tôi đủ những người lén lút nhanh chóng trong ngày.
Hayır, hayır, hayır, bence sen bana yeterince sinsi çabucak birtane verdin bugün için.Όχι, νομίζω μου έδωσες αρκετές γρήγορες για σήμερα.
Her geldiginde ruhuma hayat verdinA chaque fois tu insuffles la vie dans mon âme
Hiç gücün kalmadı, çünkü bütün yemeklerini Gop-Dahn'a verdin!Du hast keine Kraft, weil du das ganze Essen Gop-dahn gibst!
Hiç gücün kalmadı, çünkü bütün yemeklerini Gop-Dahn'a verdin!Nie masz energii, bo oddajesz Gop-dahn całe swoje jedzenie!
Hiç gücün kalmadı, çünkü bütün yemeklerini Gop-Dahn'a verdin!Nu mai ai nici un pic de energie deoarece i-ai lãsat toatã mâncarea lui Gop-dahn!
Hiç gücün kalmadı, çünkü bütün yemeklerini Gop-Dahn'a verdin!Tu es faible parce que tu donnes tous tes repas à Gop-dan.
Hiç gücün kalmadı, çünkü bütün yemeklerini Gop-Dahn'a verdin!Δεν έχεις καθόλου ενέργεια γιατί άφησες την Gop-dahn να φάει όλο σου το φαϊ!
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Apoi daţi toţi dinţii zânei dinţilor.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Avete dato i vostri primi denti alla fatina buona.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Je geeft al je tanden af aan de tandenfee.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Később minden fogunkat a fogtündérnek adjuk.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.사춘기가 끝나기 전에 이가 한번씩은 다 빠집니다.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Odkładacie wszystkie swoje zęby pod poduszkę.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Δίνετε όλα σας τα δόντια στη νεράιδα των δοντιών.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.Даваш всичките си зъби на феята на зъбките.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.אתם נותנים את כל השיניים שלכם לפיית השיניים.
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.تبدلون كل أسنانكم خلال عملية التبديل التى تحدث فى الصغر .
İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz.もう一揃いの歯を生やすのです
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››A Ježiš mu povedal: Dobre si odpovedal, to čiň a budeš žiť.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››,,Bine ai răspuns``, i -a zis Isus; ,,fă aşa, şi vei avea viaţa vecinică.``
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Da sa han til ham: Du svarte rett; gjør dette, så skal du leve!
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Ðức Chúa Jêsus phán rằng: Ngươi đáp phải lắm; hãy làm điều đó, thì được sống.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Ðức_Chúa_Jêsus phán rằng : Ngươi đáp phải lắm ; hãy làm điều đó , thì được sống .
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››E Gesù: «Hai risposto bene; fà questo e vivrai»
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Er aber sprach zu ihm: Du hast recht geantwortet; tue das, so wirst du leben.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››"Goed!" zei Jezus. "Doe dat en u zult eeuwig leven krijgen."
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Han sade till honom: »Rätt svarade du. Gör det, så får du leva,
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››Hän sanoi hänelle: "Oikein vastasit; tee se, niin sinä saat elää".
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››I řekl mu Ježíš: Právě jsi odpověděl. To čiň, a živ budeš.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››I rzekł mu: Dobrześ odpowiedział; to czyń, a będziesz żył.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››"Jawabanmu itu benar," kata Yesus. "Lakukanlah itu, maka engkau akan hidup.
İsa ona, ‹‹Doğru yanıt verdin›› dedi. ‹‹Bunu yap ve yaşayacaksın.››예수께서 이르시되 네 대답이 옳도다 이를 행하라 그러면 살리라 하시니