"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.나 정말 어떻게 이걸 말해야 할지 모르겠다. 자기는 나한테 세상 최고의 선물을 줬어. 왜냐면 난 곧 죽게 되거든"
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Lui disse: "no so come dirtelo, ma mi hai fatto il regalo più grande perché sto per morire".
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş."Não sei como dizer isto, mas deste-me o melhor presente "porque vou morrer."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Povedal: "Neviem ako ti to mám povedať," ale dala si mi ten najkrajší dar, pretože čoskoro zomriem.
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Powiedział, "Nie wiem jak to powiedzieć, ale dałaś mi najlepszy prezent, bo wkrótce umrę."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Říkal: "Nevím jak ti to mám říct, ale dala jsi mi ten nejkrásnější dar, protože za chvíli zemřu."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Είπε: "Δεν ξέρω πως να σου το πω, αλλά μου έκανες το σπουδαιότερο δώρο γιατί πρόκειται να πεθάνω".
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.Він сказав: "Я не знаю, як сказати тобі це, але ти дала мені найбільший подарунок, бо я скоро помру."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş."Не знам как да ти го кажа, но ти ми даде най-големия подарък, защото аз скоро ще умра."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.הוא אמר, "אני לא יודע איך להגיד לך את זה, אבל נתת לי את המתנה הגדולה ביותר בגלל שאני עומד למות."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.قال " لا اعرف كيف أخبرك بهذا, لأنك أعطيتيني أعظم هدية لأني سأموت."
"Bunu sana nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum, ama bana en büyük hediyeyi verdin çünkü öleceğim.", demiş.僕は死んでいくんだから」 彼女はその録音をみんなに 聞かせてくれました
Burada. Efendim.. Şimdi bana ne kadar verdiniz?Her øh..
Bütün insanların önünde söz verdin.Ai promis in fata atator oameni.
Bütün insanların önünde söz verdin.Cậu đã hứa trước toàn thể mọi người mà.
Bütün insanların önünde söz verdin.Du hast es vor all diesen Leuten versprochen.
Bütün insanların önünde söz verdin.Du lovade framför dom alla människorna.
Bütün insanların önünde söz verdin.Je hebt het beloofd in bijzijn van al die mensen.
Bütün insanların önünde söz verdin.Kau berjanji di depan semua orang.
Bütün insanların önünde söz verdin.L'hai promesso davanti a tutte quelle persone.
Bütün insanların önünde söz verdin.Tu l'as promis en face de tout ces gens.
Bütün insanların önünde söz verdin.Το υποσχέθηκες μπροστά σε τόσους ανθρώπους.
Bütün insanların önünde söz verdin.Ты это пообещал перед всеми теми людьми.
Bütün insanların önünde söz verdin.أنت وعدت امام كل أولئك الناس
Bütün insanların önünde söz verdin.俺は楽しくないけど
Büyük bir karar verdin.Fontos döntést hozott.
Büyük bir karar verdin.Vous avez pris une décision importante.
Büyük bir karar verdin.Ήταν μεγάλη απόφαση.
Büyük bir karar verdin.لقد كان قرارا كبيرا
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.C'est pour cela que je te demande ce que tu lui as répondu.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Daarom vraag ik het, welk antwoord heb je hem gegeven.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.De asta intreb, ce raspuns i-ai dat?
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Deswegen frage ich ja, was hast du ihm geantwortet?
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Det är dörför jag frågade, vilket svar du gav honom.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Ecco perchè ti ho chiesto, che risposta gli hai dato.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Itu kenapa aku bertanya, jawaban seperti apa yang kau beri padanya?
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Prav zato te sprašujem, kako si mu odgovorila.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Thế nên mình mới hỏi, cậu trả lời thế nào.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Γι'αυτό σε ρωτάω, τι του απάντησες.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.Именно поэтому я спрашиваю, какой ответ ты ему дала.
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum..בגלל זה אני שואל אותך מה ענית לו
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum..ولهذا سألتكِ، ماهي الإجابة التي أعطيتها له
Bu yüzden, ne cevap verdin diye soruyorum.どう答えたって
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.CA: Igazán kíváncsi vagyok, miért? Azt hiszem, kihagytál egy lehetőséget az óvszerpiacra való belépésnél.
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.CA: Jeg er også nysgerrig efter -- Jeg mener du missede en mulighed med dine kondomer Mates.
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.CA: 그리고 저는 그게 궁금해요. 당신은 콘돔 시장 진출의 기회를 놓쳤어요. 회사 이름을 메이트라고 지었죠.
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.CA: Por acaso também estava curioso... E perdeste uma oportunidade no lançamento dos preservativos.
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.Matesという商標のコンドームも 上手く行かなかった ヴァージンのブランドを使うわけにはいかなかったんですか?
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.КА: Мені було також цікаво чому - Я думаю Ви втратили шанс із випуском презервативів - Ви назвали їх Mates.
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.כ. א.: אני הייתי סקרן גם למה -- אני חושב שהפסדת הזדמנות עם חברת הקונדומים שהישקת. קראת לה "מייטס" (חברים).
CA:Aynı zamanda açıkladığınız condom markası ile bir fırsatı kaçırdığınızı düşünüyorum, eşler adını verdiniz.ك أ: و أيضا إعتراني التساؤل لماذا- أعتقد أنك أضعت فرصة إطلاق مشروع الواقي الذكري..أنت أطلقت عليه (مييتس).
Çok çabuk reaksiyon verdin.Et bien, c'est vrai.
Çok çabuk reaksiyon verdin.Nos, ez az igazság.
Çok çabuk reaksiyon verdin.Τέλος πάντων, είχες γρήγορα αντανακλαστικά.
Çok çabuk reaksiyon verdin.على كل كانت لديك ردت فعل سريعة
Çok hızlıca sezgisel bir tepki verdiniz.여러분은 이 문제에 매우 빠른 직관적인 답을 하였습니다.
Çok hızlıca sezgisel bir tepki verdiniz.Sie hatten sehr schnell eine intuitive Antwort.
Çok hızlıca sezgisel bir tepki verdiniz.Wasza intuicyjna odpowiedź była bardzo szybka.
Çok hızlıca sezgisel bir tepki verdiniz.היתה לכם תגובה אינטואיטיבית שהייתה מאד מהירה.
Çok hızlıca sezgisel bir tepki verdiniz.كان لكم رد فعل بديهي و الذي كان سريعا جدا.