Ama yine de, feminizm Afrikalı olmadığı için bu kez kendime "mutlu Afrikalı feminist" demeye karar verdim.今度は「幸せなアフリカ人フェミニスト」 と名乗ることにしました ある時点で私は 男性嫌いでない 幸せなアフリカ人フェミニストでした
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.Ja zdecydowałem się fotografować inwazję z Bagdadu.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.저는 미국 군대가 매우 잘 보호되고 있다는걸 알았고 거기서 바그다드 내부로 침투하는 과정을 취재하기로 마음먹었습니다.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.הבנתי שחיילי ארה"ב יזכו לסיקור טוב מאד, ולכן החלטתי לסקר את הפלישה מתוך בגדד.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.أدركت بأن القوات الأمريكية ستكون مغطاة بشكل جيد، لذا فقد قررت تغطية الغزو من داخل بغداد.
Amerikan askerlerinin çok iyi korunacağını anladım ve ve işgali Bağdat'ın içinden izlemeye karar verdim.そこで私は侵攻をバグダッド内部から取材しようと決めました
Amerika'nın kuruluşunda temel rol oynayan mitoloji ve gündelik işleyişin derinine bakmaya karar verdim.저는 미국의 성립, 신화, 일상적인 기능의 핵심적인 것들의 내부를 들여다보기로 했습니다. 핵심적인 것들의 내부를 들여다보기로 했습니다.
Amerika'nın kuruluşunda temel rol oynayan mitoloji ve gündelik işleyişin derinine bakmaya karar verdim.le fondamenta dell'America, la sua mitologia e la sua quotidianità.
Amerika'nın kuruluşunda temel rol oynayan mitoloji ve gündelik işleyişin derinine bakmaya karar verdim.בחרתי אני להתבונן פנימה, במה שאינטגרלי מיסודותיה של אמריקה, מהמיתולוגיה שלה ומתפקודה היומיומי.
Amerika'nın kuruluşunda temel rol oynayan mitoloji ve gündelik işleyişin derinine bakmaya karar verdim.لقد اخترت أن أنظر إلى الداخل في جزء الكامل من مؤسسات الأميركية ، الأساطير والأداء اليومي.
Amerika'nın kuruluşunda temel rol oynayan mitoloji ve gündelik işleyişin derinine bakmaya karar verdim.日々の営みに欠かせないものに 目を向けてみました 市民の自ら課した限界と 実在する限界に
Ancak gelen önerilere de kulak verdim. .Aber es ist fair. Das ist nur eine Art erste Schnitt.
Ancak gelen önerilere de kulak verdim. .Ale je to fér.
Ancak gelen önerilere de kulak verdim. .Nhưng khách quan mà nói Đó chỉ là bước đầu
Ancak gelen önerilere de kulak verdim. .Αλλά είναι λογικό. Είναι κάπως σαν μία πρώτη εκδοχή.
Ancak gelen önerilere de kulak verdim. .それは、ただの最初の切り口です。 あなたは、いくつかのモデルで、何が起こるかを、
"Anne, ona çikolatayı verdim, Ama o bana tek bir parça bile ayırmadan hepsini aldı."Mami, dala jsem Bohu čokoládu a on si ji celou vzal a nedal mi z ní ani půlku.
"Anne, ona çikolatayı verdim,"Мам, я дала ему шоколад
Anne, yine de gidiyorum. Kendi bencilliğini kardeşine yüklemeye kalkma. Ona para verdim.Ja jeden, na którego zawsze narzekasz.
Arabayı çöpten çıkarıp ona verdim.Alors je l'ai récupérée et la lui ai donnée.
Arabayı çöpten çıkarıp ona verdim.Então tirei-o do lixo dei-lhe o carro.
Arabayı çöpten çıkarıp ona verdim. Tekeri takmaya çalıştı. İki-üç dakika içinde arabayı tamir etti.Więc wyjąłem autko z kosza i mu oddałem. a on próbował złożyć to wszystko razem, i udało mu się w kilka minut.
Arabayı çöpten çıkarıp ona verdim. Tekeri takmaya çalıştı."Talvez yo lo pueda arreglar!" Así que lo saqué y se lo di...
Arabayı çöpten çıkarıp ona verdim. Tekeri takmaya çalıştı.Тогава я извадих и му я дадох, а той се опита да я поправи.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Ajoin ostoskeskukseen, ostin lahjan ja annoin sen äidilleni." Täysin mukava teko.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Am mers cu maşina la mall, am cumpărat un cadou, l-am dat mamei."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Elmentem a bevásárlóközpontba, vettem egy ajándékot, odaadtam anyunak."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim""Fui ao centro comercial, comprei a prenda, dei-a à minha mãe."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Fui a un centro comercial en mi auto, compré un regalo y se lo di a mi mamá".
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Ich bin mit meinem Auto zum Einkaufszentrum gefahren, habe ein Geschenk gekauft und es meiner Mutter gegeben."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Ik reed naar het winkelcentrum en kocht een cadeautje. "
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim""Jela jsem do obchodňáku, koupila dárek a dala jej mámě."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Je suis allée au centre commercial dans ma voiture, ai acheté un cadeau, je l'ai donné à ma mère. "
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"내 차로 쇼핑몰 가서 선물을 사서 어머니께 드렸죠." 아주 좋은 일이죠.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Odpeljala sem se v nakupovalno središče, kupila darilo in ga dala svoji mami."
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Saya pergi ke mall, membeli hadiah, dan memberikannya pada ibu saya." Hal yang sangat baik.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Tôi lái xe đến khu mua sắm, mua một món quà, và tặng nó cho mẹ của tôi." Một điều hoàn toàn tốt đẹp để làm
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Πήγα μέχρι το εμπορικό με το αμάξι μου, αγόρασα ένα δώρο και το έδωσα στη μαμά μου." Κάτι πραγματικά ωραίο.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Отидох до мола с колата ми, купих подарък, и го дадох на майка ми. "
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Я під'їхала до торгового центру, купила подарунок, віддала мамі". Ідеальний вчинок.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"Я поехала на машине в торговый центр, купила подарок и подарила его маме". Замечательный добрый поступок.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"אני נסעתי לקניון ברכב שלי, קניתי מתנה, נתתי לאימי." בהחלט דבר נחמד לעשות.
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"ذهبت إلى مجمع التسوق بسيارتي ، اشتريت هدية ، و أهديتها لأمي . إنه لشيء جميل أن تفعل هكذا
Arabayla AVM'ye gittim, hediye aldım, anneme verdim"とても素晴らしい行為です 知っている人にギフトを渡すというのは 良いですよね
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Dat blijkt een uiterst logische taal te zijn.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.아랍어가 지극히 논리적인 언어라는 것을 깨달았죠.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.Tôi đã quyết định sẽ học tiếng Ả-rập, đó hóa ra lại một ngôn ngữ vô cùng lôgic.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.החלטתי ללמוד ערבית, שהתגלתה כשפה מאוד לוגית והגיונית.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.قررت أن أتعلم العربية، والتي اتضح أنها لغة منطقية بامتياز.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.極めて論理的な言語だと知りました アラビア語で語句や文を書くのは
Artık ağlamamaya karar verdim.Elhatároztam, hogy nem sírok többet.
Artık ağlamamaya karar verdim.J'ai décidé de ne plus pleurer.
Artık ağlamamaya karar verdim.Πήρα την απόφαση να μην κλάψω τώρα.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.Da bi razumela romantično ljubezen, sem se odločila, da bom brala poezijo s celega sveta.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.Igyekezetemben, hogy megértsem a szerelmet, úgy döntöttem verseket olvasok majd a világ minden tájáról.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.로맨틱 사랑을 이해하려고 노력하던 중에, 저는 전 세계의 시들을 읽어보기로 작정했습니다.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.Próbując zrozumieć romantyczną miłość, czytałam poezję z całego świata.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.V snahe pochopiť romantickú lásku som sa rozhodla, že budem čítať poéziu z celého sveta.
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.Προσπαθώντας να κατανοήσω τη ρομαντική αγάπη
Aşkı anlamaya çalışırken, dünyanın her tarafından şiirler okumaya karar verdim.מתוך ניסיון להבין את האהבה הרומנטית, החלטתי לקרוא שירה מרחבי העולם,